devir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2012 Çarşamba

İSTANBULLAŞAN ANKARA’DA RANT ÇİFTLİĞİ

16.10.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Başkent oluşunun 89’uncu yılını, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki gelişmeler gölgeledi. Ankara, gözlerden ırak inşa edilen bir Başbakanlık binasının efsanesiyle çalkalanıyor, Çiftlik, içinden dışından otoban gibi yollarla dilimleniyor, hukukçuların, şehir plancıların, mimarların itirazları arasında Çiftliğin varisi halk, mirasını, boş bakışlarla teslim ediyordu. Sahibi olduğu araziyi, karşılıksız olarak kendi eliyle veriyordu. Parasıyla aldığı bir dönüm tarlanın, 1 metrekaresini bu bonkörlükle verebilir miydi acaba?


Mumla bulunmaz yasa
Tarih, 8 Temmuz 2006. 26222 sayılı Resmi Gazete, 5524 sayılı yasayı yayımlıyor. Adı, ‘Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’. 60 yıldır 53 bin dönümden 30 bin dönümü kaybeden Atatürk Orman Çiftliği, bu yasayla yeni bir kayıp dönemini açıyordu. Özetle;  yasadaki adıyla Tarım Ve Köyişleri Bakanlığı, şimdiki adıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın uygun görüşüyle Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne, Çiftlik üzerinde büyük imar planları yapma yetkisi veriliyordu. Bir belediyenin, mumla arasa bulamayacağı şeydi; değeri çok yüksek bir arazi ve üzerinde plan yapma yetkisi!

Sonra geçen yıl, bu arazi içindeki bir bitki müzesi ve bitkibilim araştırma merkezi olan Gazi Yerleşkesi, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından, 1’inci dereceden ‘3’üncü Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı’ değerine düşürüldü. Bugün içine giren otoban kılıklı yollar ve Başbakanlık binasından anlıyoruz ki Çiftlik gidici! Hukuksuzluk, yasayla meşrulaştırılıyordu. Büyükşehir Belediyesi, hiç zaman kaybetmeden yasanın gereğini yapıyor, siz daha “yoğurt” diyemeden bir şeyler olup, bitiyordu. Halka vasiyet edilen mirasa, yasayla karşılıksız el konuyordu.

Beton asfalt cumhuriyeti
Beton yığını bir asfalt cumhuriyetine dönen İstanbul’un, ensesindeyiz; içindeki parkları bile betonlaşan dünyanın en güzel şehri ardından biz de betonlaşıyor, asfaltlaşıyor, İstanbullaşıyoruz. Şuncağız mirasa sahip çıkamıyor, çocuklarımızın soluyacağı havayı, bozkırda süreceği sefayı, çok görüyoruz. Miras, devletin kurucusunun bıraktığı miras, varisi de biziz. Ahde vefasızlık içindeyiz.

Çiğnenen vasiyet
Atatürk Orman Çiftliği, şu haliyle belki de soluduğumuz hava, yediğimiz ekmek, içtiğimiz sütten çok adalet, hukuk işidir  bundan sonra. Vicdanı yaralayan bir hukuk sorunudur artık. Hukukla bağlı bir vasiyet, emanet edildiği devlet tarafından yasayla savunmasız bırakılmıştır. Emanet eden, devletin kurucusudur, 60 yıldır çiğnenen vasiyeti, ortadan kalkmak üzeredir.

Çocuklarımızın geleceği
Devlet büyüğüne sağlayamadığınız adaleti, çocuğunuza garanti edebilir misiniz? 60 yıllık geçmişimiz, aynı zamanda edenin bulduğu bir siyaset ve hukuk çöplüğüdür. Bilin ki ne yapıyorsanız çocuğunuza yapıyorsunuz.

Atatürk Orman Çiftliği, son haliyle bir değere sahip çıkmanın, hukuka inancın simgesi haline gelmiştir. Çiğnediğiniz, çocuklarınızın geleceği olacak. Bir niyetin ustalıkla gizlendiği bir yasa için görüş bildiren hukukçuların, şehir plancıların, mimarların ve üniversitelerin olumsuz görüşlerine dayanarak şunu kesin olarak söyleyebilirim; Atatürk Rant Çiftliği, Atatürk Orman Çiftliği kadar yararlı olmayacak o çocuklara.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

ULAŞILIR BAŞKENT


10.05.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

17 yıldır bitmeyen Ankara Metrosu, nihayet Ulaştırma Bakanlığı’na devredildi. Bakanlığın, metroyu, 2 yılda bitirme sözüne inanıyorum. Neden inanıyorum? Çünkü son bir yılda, Eskişehir ve Konya hızlı tren hatlarını gerçekleştirdiler. Ay sonunda Konya seferleri başlayacak. İstanbul hattında kulaklarımız. İşin içine siyaset karışmazsa bazı hatların, 2 yıldan bile çok önce biteceğine eminim. Sabır Ankara!..



İstanbul inadı

Ankara’nın ulaşım işleri, çok ama çok geç kalmıştır. Hem iç ulaşımı hem de şehir dışıyla ulaşımı… İstanbul’la kısmen çözülen kara ulaşımı dışında hala zor ulaşılır başkente. Hava ve raylı sistemlerle Türkiye’nin her yanına ulaşım, 2011 yılında, yine zayıftır. Türkiye’nin başkentinden, bazı merkez şehirlere uçuşlar, bu yıl başlayabilmiştir ancak. Yurtdışı uçuşlar içinse hala İstanbul’a yüklenmek gibi garip bir inat sürmektedir. Yurt dışına çıkanların yaklaşık yarısını, Anadolu yolcuları oluşturduğu halde.



Turizm ve ulaşım

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in, ‘turizm’ seçeneğine vurgusu, yavaş yavaş Ankara’nın ileri gelen kurum ve kişilerinde karşılığını buldu düşüncesi oluştu bende. Sağlık, eğitim, fuarcılık ve kültür turizmi için önerilerin, daha yüksek sesle seslendirildiğini duyar oldum. Bu öneriler, TRT Radyosu’ndan, iç ferahlatan akşamüzeri fasılı gibi yayılıyor kulaklarıma. Dinlemek bile dinçleştiriyor.



Turizm’ demek, önce ulaşabilmek, ulaştırabilmek demektir. Birine ‘turist’ diyebilmek için de önce bir yere gitmesi gerekir. Gidebildiği yere gider turist. Hele doygunu, yeni keşifler peşinde koşar, gitmediği yerleri keşfetmek ister. Ulaşım kolaylığı, kendi halkını hızla başkentiyle buluşturur, turistin aklı çeler.



Hızlı trenler, İzmir’e, İskenderun’a, Antalya’ya, Muğla’ya, Diyarbakır’a, Van’a, Erzurum’a, Samsun’a, Tekirdağ’a, Edirne’ye uzansa… Uçaklar, vızır vızır dünya başkentlerine ve ticaret merkezlerine uçsa… Bu ağ, üretilen mallarımızı, hızlı ve ucuz biçimde limanlara ve başka ülkelere ulaştırsa…



Turist Ankara’ya kolay ulaşsa

Antalya’ya inen bir turist, “Trenle 3 saat. Eski Ankara çok güzelmiş. Eşi olmayan Kalesi’ni görür, Kızılcahamam, Ayaş, Haymana kaplıcalarında romatizmalarımızı dindiririz. Beypazarı’nın, kurusu ve yaprak sarmasını tadar, Tuz Gölü’nün eşsiz manzarasında, çıplak ayakla gezinir, fotoğraf çektiririz. Evren’de, dinozorlarla tanışabilir, eşek kulaklı Midas’ın, Büyük İskender’i misafir ettiği Frig başkenti Gordion’u, görmüş oluruz. Meşhur ‘Bilişim Vadisi’ni merak ediyorum; yatırımlarım açısından” diyebilir.



Ucuz ve nitelikli sağlık hizmeti almak için başkenti dolduran yabancıların, ucuz ve nitelikli eğitim almak için Ankara’ya akan öğrencilerin, ‘Bilişim Vadisi’ne, projelerini gerçekleştirmek için doluşan dünya akıllarının, hücumunu hayal ediyorum. Dünya’ya kafa tutmuş başkente, bu trafiği çok yakıştırıyorum. Her açıdan akla ve mantığa yakın buluyorum.



Ankara’yı açın dünyaya

Metronun, Ulaştırma Bakanlığı’na devrinden çok, Ankara-Konya hızlı tren hattı tetikledi heyecanımı; Eskişehir hattı gibi, bitirilmiş bir işi gördüğüm için. Olabiliyormuş demek. İsteyince pek ala yapılabiliyormuş. Diğerlerinin olmaması için bir neden göremiyorum.


Siyasetler ve partiler üstü bir projedir Ankara. Ankara için yapılacaklar da siyasetler ve partiler üstü kabul edilmelidir. Oyları da bu düşünce yönlendirir. Dolmuş, taşmış İstanbul’un, sınırlarını zorlamanın alemi yok. Osmanlı padişahlarının hatasına düşüp, patladığı zaman ülkeyi altüst eden bir irine dönüştürmeyin İstanbul’u. Bir kapı daha açma düşünceniz varsa Ankara’yı açın dünyaya!