hızlı tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hızlı tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2018 Salı

VAATLER GÜZEL


12.06.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Tarihimizin en gergin seçim süreçlerinden birini yaşıyoruz. Tahammülsüzlük yaygınlaşıyor, daimi rahatsızlığımız sert kutuplaşma günlerini bir kez daha yaşıyoruz. Bu ortamı değerlendirmek isteyen adaylar ipin ucunu kaçırabiliyor, ağızlarından kaçanı düzeltmek zorunda kalabiliyorlar. Dengede giden kutuplaşma, yenişemeyen pehlivanları sertleştiriyor. Millete aynı biçimde yansımaması dileğiyle bu seçimi de sağ salim atlatmayı ümit ediyoruz.

Geçtiğimiz 9 Haziran Cumartesi, 19 Mayıs Stadı’nda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, parti mitinginde Ankara ile ilgili konuştu. Stadın son etkinliğiydi. Kendi konuşmamızı dinler gibiydik; çok söylemiş, çok yazmıştık da dinletemeyip, anlatamadıklarımızdı çoğu.
Millet Bahçesi Projesi
Eksik halkaydı
Her yeri betona, asfalta boğmayın, şehirliye yaşam alanları bırakın, sosyalleşme alanları açın” diye diye betonlaşma ve asfaltlaşmanın alasını yaşamıştık. “Bir başkent olmasını gözetin bari” diyerek medet ummuştuk. Başkent değil de yerine vekaleten bakıyordu sanki Ankara. Rant canavarı, başkent falan tanımıyordu, dozer gibi geçti üzerinden.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vaatleri içinde en çok kulak kabarttığımız başlık Millet Bahçesi’ydi. İlk duyuşumuzla 29 Mayıs’ta, ‘Millet Bahçesi Eksik Halkaydı’ demiştik zaten. Ayrıntılarını anlattı Cumhurbaşkanı.

Millet Bahçesi dönüm noktası
Kabaca Akköprü, Ulus, Sıhhiye, Hipodrom arası diyebileceğimiz 1 milyon 700 bin metrekarelik devasa alan, göletleri, yeşili, müzesiyle Millet Bahçesi yapılacak. Koparılmış yeşil kuşağın eksik halkasını, yerine takmış olacağız eğer gerçekleşirse. Akköprü’ye yakın kısmı, Uygarlıklar Müzesi olacak.

Bu bahçe çok önemli Ankara için. Gelecekte çok daha önemli olacak yaşanılabilir bir şehir olması açısından. 1932’de uygulanmaya başlanan Hermann Jansen’in şehir planına, geri dönmüş olacağız 86 yıl sonra! Ankapark’ın yeri de bu yeşil kuşağın parçasıydı, alabildiğine koca alanı, bir inada feda ettik maalesef.

Raylı sistem projeleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılan hikayesine dönen Ankara Uluslararası Fuar Alanı ve Kongre Merkezi’nin Akyurt’ta bir yıla bitirileceğini..
Ulaşım damarları yeni yeni açılmaya başlayan başkentte Sivas hızlı tren hattının gelecek yıla, İzmir hızlı tren hattının 2020’ye hazır olacağını..
Niğde otoyolu çalışmasının devam ettiğini, Kırıkkale otoyolunun 2020’de, Sivrihisar otoyolunun 2023’de açılacağını..
3 yıla kadar AKM-Gar-Kızılay metro uzantısının tamamlanacağını, Gar-Ovacık arası ve Gar-Kuyubaşı arası iki yeni metro hattı yapılacağını..
Ankaray’ın AŞTİ’den ODTÜ’ye, Dikimevi’nden Doğu Çevreyolu’na uzatılacağını..
Kahramankazan'a 723 hektarlık Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacağını..
19 Mayıs Stadı yerine tüm donatılarıyla 55 bin kişilik yeni bir stat yapılacağını..
14 sağlık tesisinin inşasının devam ettiğini de söyledi.

Yeri gelmişken
Biz de dinlemiştik zaten” diyorsunuz. Bunların çoğu, dilde tüy bitirircesine 7-8 yıldır yinelediğimiz başlıklar. Aklın yolu birmiş, “Bu projeleri yapacak birileri yönetseydi keşke şehri” diyeceğiz, yeri gelmişken diyoruz işte.

4 Haziran 2015 Perşembe

HAZIRLIKLI MIYIZ?



02.06.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bazısı yerinde bazısı zamansız, biraz çarpık atıyoruz ama yeni adımlar atılıyor Ankara’da. Çok gecikmiş, hala da geciken adımlara meyletsek keşke. Atalet içindeki başkente gelen hareketi ve hareketin yönünü, hala yorumlayamayanlar var. Tempolu yürüyüşe, koşmaya geçemiyoruz onlara takılmaktan.



Sağlık turizmi

2 yıldır Kızılcahamam, Güdül, Haymana gibi ilçelerimizde büyük kaplıca oteller yapılıyor. Kazan, Çubuk, Polatlı gibi ilçelerimiz de hazırlık içinde. Etlik’te ve Bilkent’te, 2 büyük hastane yerleşkesinin inşaatları sürüyor. Daha çok yurt dışından gelecek hastaları hedefleyen iki proje. Sağlık turizmi için adımlar atılıyor yani.



Kongre-fuar turizmi

Akyurt’ta, Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nin temeli nihayet atıldı. Dünyanın ilk 100 fuar alanı içinde yer alacağı söyleniyor. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinin ve yüksek teknolojili üretim yapan sanayisinin olduğu şehirde çok gecikmiş de olsa önemli bir yatırım. Kongre ve fuar turizmini başlatıyoruz yani.



Ulaşım damarları açılıyor

Başkentin, yurtiçine ve dışına açılan ulaşım damarları dardı, açılıyor yavaş yavaş. Eskişehir, Konya, İstanbul’dan sonra İzmir, Bursa, Sivas, Kayseri, Antalya diye geliyor hızlı tren. Kars’tan Habur’a kadar açılacak inşallah damarlarımız. Yük taşımacılığı için açılacak hatları bekliyoruz. Karayolunun, otoyol olarak Urfa’ya kadar bağlanması planlanıyor. Adana’dan sonrası hazır zaten. Ankara’dan direkt uçuş sayısı 600’e çıktı. Mayıs ortasında Türk Hava Yolları, 7 ülkeye 27 sefer olmak üzere yeni direkt uçuş hatları açtı. Ülkenin başkentine ulaşım kolaylaşıyor yani.



Eğitim turizmi

Yenileriyle 20’ye çıktı üniversite sayımız. Çevre ülkelerden öğrenci akışı başladı Ankara’ya. Rektörler, bu öğrencileri de gözeterek, üniversitelerde konaklama sorununun çözülmesi, sosyal olanakların geliştirilmesi talebinde bulunuyor artık. “Eğitim turizmine açılmaya en uygun şehir Ankara” diyebiliriz yani.



Doğa ve kültür turizmi

Doğa turizmine açılmak, kültür turizmini geliştirmek durumundayız. Her türlü doğa etkinliğine uygun ilçelerimiz, yörelerimiz var. Tamamen bakir, maşallah turizmin ‘t’si değmemiş ellerine. Kültür açısından Kale’yi 1 numaraya koymalıydık, kenarından başladık maalesef. Kale’yi, Hacı Bayram ya da Hamamönü gibi ‘yenileştirmeden’, özgün halini koruyarak turizme hazırlamalıyız. Altyapısını bile bitirmedik ama. Gece, çoğu sokağı hala karanlık. Şu Medeniyetler Müzesi  de daha fazla gecikmeden ciddiyetle gündemimize girmeli.



Ankara yemekleri yapan 1 buçuk lokanta var, Kale ve çevresine yenilerini açmamız gerekiyor. En hayati konulardandır, turistin kalbine giden yol midesinden geçer filhakika! Kendi yemeklerimizi sunarken çevredeki eserleri ve müzeleri gezme olanağı da sağlamış oluruz böylece.



Bu turist külyutmaz

Buraya kadar sözünü ettiğimiz turist modeli, önce kültür tüketen turist modelidir. Yapayla gerçeği gözünden ayırt eder, külyutmaz türündendir. Ankapark’a, en son gidecek turist modelidir yani.



Turizm büroları, kenti rehberleri olmayan, metrosu gece 11’de biten, Kale’ye hiçbir toplu taşıma aracının olmadığı, arabasıyla gidenin de park yeri bulamadığı, yürüyen merdiveni yürümeyen, az bir yağmurda sokaklarından dereler akan şehir, turizme hazırlıklı şehir değildir. Yine tersten gidiyor, çarpık atıyoruz adımları. Önce turisti getirip, sonra mı çözeceğiz bu sorunları?



Yatırımlar turizme yönelmeli
Eğer bu yatırımları laf olsun diye yapmıyorsak hazırlanmalıyız. Habire büyük alışveriş merkezi yapıyor, lüks konut üretiyoruz. Paralarımızı, bu hazırlıklara yönlendirmeli,  turizm yatırımlarını desteklemeliyiz artık. Hiç de ışıltılı laflarla üstü örtülecek gibi değil başkentimiz. Turistin gelir gelmez ilk bakacağı yerde, halının altında, çok birikmişimiz var.

4 Mart 2015 Çarşamba

ÜRETİMİN TIKACI AÇILAMIYOR (MU?)



03.03.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


21 Şubat 2001 krizi öncesiydi. Özellikle 1 yıl öncesi. Yaklaşık 2 yıl önce hafiften başlamıştı ama o 1 yıl boyunca krize kadar artarak devam etti. Üniversiteli gençler, gitmek istiyordu. Nereye gideceğini soruyoruz, “Yurtdışına” diyorlardı. Eskiden Avrupa’nın bazı ülkeleriyle, Amerika, Kanada gibi ülkelerin adını çok duyuyorduk, yeni listeye Rusya ile Uzak Doğu ülkeleri eklenmişti.



Gitmemeleri için

İşte bu “Gideceğim”lerin en yükseldiği günlerde patladı 21 Şubat 2001 Ekonomik Krizi. Krizden sonra yaklaşık 1 yıla yayılarak azaldı, herhalde bir şeyler düzeliyordu ki zamanla duymamaya başladık. Hatta tam 1 yıl önce Mart 2014’de, dünyanın ünlü üniversiteleri ve firmalarından tersine beyin göçü olduğu haberini yayınlamıştık.



Ankara ve Anadolu sanayisi doygunluk noktasına ulaşmış, yaklaşık 5 yıldır kabuğunu kıracak atılımlar ve işbirlikleri peşinde koşuyordu. Üniversiteleri, meslek okullarını üretimin içine çekmeye çalışıyor, Araştırma-Geliştirme yatırımlarına pay ayırmaya başlıyordu. Bu arada Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ARUS gibi ya da tıbbı aletler,  alternatif enerji kümelenmeleri gibi ciddi yapılanmalara gidiyordu.



Tuzağa düştük mü?

Başbakanlar, bakanlar destekleyici mesajlar veriyor, gereğinin yapılacağını söylüyor, teşvik edici ekonomik paketler açıklıyor ancak niyetle uygulama, birbirini tutmuyordu. Herkes “Yeni ve kendi teknolojilerimizi geliştirmeli, her şeyi üretebilmeliyiz, kurtuluşumuz buradadır” diyor, öte yandan yasal ve bürokratik engeller yerli yerinde duruyordu. Bu arada 6 yıldır kişi başına düşen milli gelir, birkaç yüz dolarlık oynamalarla 10 bin dolar civarında takılmış, oradan  kurtulamıyordu. Böyle devam etmesi kendi teknolojisini geliştiremeyen, sanayisine, ticaretine yeni açılımlarla yön veremeyen ülkelerin düştüğü tuzağın eşiğinde olduğumuz anlamına geliyordu; orta gelir tuzağı.



İş varsa niye gidiyorlar?

Belki daha önce başladı ama biz fark edeli son 6 aydır diyebiliriz, gençlerin yurtdışına gitme istekleri yeniden gündemlerine oturmuş görünüyor. Bazı yöneticilerimizin “İş var, beğenmiyorlar” sözleri kifayetsiz kalıyor, bir şey ifade etmiyor demek onlara. Gençler, yine gitmek istiyor. Sanayide ve ticarette yarın iş sahibi edilecek yüzbinlerce nitelikli insan ihtiyacı varken gençlerimiz, başka kapı arıyor. Bir terslik yok mu bu işte?




Böyleyken Türkiye’nin her yanından 82 firmanın birleşerek kurduğu ARUS, son 2-3 yıl içinde metro ve hızlı tren yapımına talip oldu, olduğuyla kaldı. “Yap” diyen yok. Tıbbi aletler ve alternatif enerji kümelenmeleri, kendi çabasıyla emeklemeye çalışıyor; emekleyecek de yürüyecek daha. 1001 Gece Masalları’na dönen Malıköy’deki 5 büyük organize sanayi bölgesinin, 14 yıldır yolu ve suyu yok. 2 yıldır süren yol ihalesi, hiçbir açıklamaya gerek duymadan 4’üncü kez iptal edildi. Üniversiteler, sanayicilerle işbirliğine hala mesafeli, yıkamadılar duvarları. Resmi kurumlar içinde yerli üretime en ciddi destek Savunma Sanayii Müsteşarlığı’ndan geliyor. Ee gerisi?



Ümitleri tıkıyorlar

Geçtiğimiz hafta Yazı İşleri Müdürümüz Ömür Ünver’le yaptığı söyleşide bürokratik engellerden yılan Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir “Her daire, her bakanlık ayrı bir cumhuriyet sanki. Birbirleriyle bilgi paylaşmazlar, ortak veri tabanı oluşturmazlar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir anlayış yok” demişti. Ankara, bırakın üretmeyi, bürokrasinin ve bazı yerel yönetimlerin keyfiliğiyle meşgul. Başbakanların, bakanların, sanayicilerin, ekonomistlerin, akademisyenlerin ne söylediği ne yaptığıyla ilgileniyor, bildiğini okumaya devam ediyorlar.


Yerli üretimin ve orta gelir tuzağından kurtuluşun önünde bir tıkaç var sanki. Topyekün bir güçle o tıkacı söküp atacak basıncı yaratamıyoruz. Bu tıkacın sorumlularını, bir an önce  tespit etmek lazım belki. Ülkenin olduğu kadar, gençlerin ümitlerini de tıkıyorlar çünkü.