londra metrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
londra metrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2018 Cumartesi

YOK MU METROYA BAKAN?


24.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Son iki haftadır iyice kötüledi metrodaki arızalar. 20 Mart Salı sabahı, Batıkent metro durağında insan taşkını vardı. Yayıldılar yol kenarlarına. Metro gelmemiş, minibüs, otobüslere akın etmiş, sardalye konservesi olarak işlerine gitmeye çalışıyordu şehirli. Bitmiyor, bitemiyor Ankara’nın metroyla sabır sınavı.

3 gün önce Cumartesi günü akşamı bizzat, 20 dakikalık Kızılay-Batıkent hattını 50 dakikada kat etmiştik. Gecikme nedeniyle bütün duraklar dolu, 38 milyon nüfuslu Tokyo metrosu gibi tıkışıyordu treni bulan. Ne soluyacak hava ne kıpraşacak delik ne de açıklama var, kurbanlık koyunu böyle taşısan zabıta ceza keser.

Aksaması hiç çekilmiyor
Bu zihniyet, başkentin metro tarihi boyunca pek değişmedi zaten. Bize yoğun toplu taşıma aracı olarak değil de lütuf buyurur gibi hizmet etti hep. Hatların devamı 17 yıl getirilmediği için dünyanın ve Türkiye’nin en kısa metro hattı, bağ bağışlarcasına bir rehavetle idare edildi. Değişen bir şey yok, öyle de devam ediyor, o kadar da istikrarlı çok şükür.
23 buçuk yıl sonra 28 Ekim 2017’de Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek istifa etmiş, 3 Kasım’da ‘Madde 1: Toplu Taşıma’ diye yeni Başkanımız’a bir öncelik uyarısında bulunmuştuk. Gökçek’in istifasından bir buçuk ay önce metronun aksamaları tekrar nüksetmeye başlamıştı çünkü. Olan halinden şikayetçiyken bir de aksaması hiç çekilmiyor.

2 haftadır coştu
O günden beri aksamalar sürüyor, son 2 haftadır coştu maşallah. İngiliz’in 150 yıldır tıkır tıkır işlettiği 400 kilometrelik Londra Metrosu’na karşın biten hatlarıyla 67 buçuk kilometrelik Ankara Metrosu, işletilemiyor da işletilemiyordu. İşletilen de kapasitesinin yüzde 20’sini kullanabiliyor zaten.

Aynen devam
Sefer aralıkları, işe gidiş-geliş saatlerinde bile uzun.
7-8 yıldır tren kapısını gösteren yön okları silindi, yenilenmiyor.
Eksik tabelalar var, tamamlanmadı.
Aydınlatmalar kontrol edilmediği için bazı duraklar, romantik denecek kadar loş.
Bazı duraklarda olmayan yürüyen merdivenler, oldum olası bir muamma; kafa patlatıyoruz yıllardır, çalışma ilke ve saatlerini çözemedik henüz.
Bazı duraklarda ring otobüs seferleri uyumlaştırılamadı ya da yetersiz hala.
3 katlı metrosunu nasıl idare ediyorsa Londra, bizim ‘sinyalizasyon’ derdi bitmedi gitti.
En sonunda metrodan vatandaşı taşırdık. Mahkum edildiği toplu taşıma araçlarına, minibüs ve halk otobüslerine doluştu taşkın.
20 Mart sabahı metrodan sokağa taşan yolcular (Foto: Ankara Ulaşım Dayanışması)
Siyaset ve işletme lazım
Elalemin yapıp bizde olmayan, şehir ve ülke ekonomisine katkısı tartışılmaz bir toplu taşımacılık siyaseti ve işletmeciliğidir. Dedik işte, adam 3 katlı 400 kilometrelik metroyu 150 yıldır işletiyor, biz, son 25 yıllık eksik metro hatları ve yanlış işletmeyle şimdiden 120 yılımızı kaybetmiş durumdayız. Varsa metroya bakan, onlara sesleniyoruz.

9 Temmuz 2015 Perşembe

BİR EFSANE: ANKARA METROSU



07.07.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

http://i.milliyet.com.tr/Orjinal/2015/07/06/man-07-07-2015-sayfa-1-10201541.Jpeg
http://i.milliyet.com.tr/Orjinal/2015/07/06/man-07-07-2015-sayfa-6-10201562.Jpeg


Yılan hikayesiyle arapsaçı karışımı bir efsane. Tam içinden çıkılmazlık efsanesi. İhalesinden işletmesine, 17 yıl bekleyen hatlarından yürüyen merdivenlerine kadar her yanına plansızlık sinmiş bir efsane. Gar’a havaalanına uğramıyor, yeri geliyor yağmurda çağlayanlar, göller diyarı oluyor. 14 aydır da sosyal yaşamımızı yönlendiriyor; gece 10-11 gibi eve gönderiyor Ankaralı’yı. Ankara Metrosu’nu, takdimimizdir!



Nasıl idare ediyorlar?

150 yıl önce Londra Metrosu’nu yapanlar nasıl yapmış, 150 yıl nasıl işletmişler acaba? New York metrosu, bin 355 kilometre. Nasıl işletiyorlar acaba biz Ankara’da 38 buçuk kilometreyi idare edemezken?



Her sorunu, defalarca olmak üzere dile getirdik. İş saatlerindeki yoğunluğu, yoğunluk bitmeden ardı ardına eksiltilen seferleri, yürümeyen yürüyen merdivenleri ve asansörlerini, yağmurda şarıl şarıl akan tavanları ve su baskınlarını, eskimiş, silinmiş tabelalarını... Düzenli kullandığımız için düzenli de takip edebiliyorduk çünkü.



Çinliler çözmüş bizi

Bu konulardan biri de ihalesiyle üretimiyle yılan hikayesine dönen yeni metro trenleriydi. Sincan ve Çayyolu hatlarının açılışıyla ihtiyacımız artacak, yeni tren ihalesine çıkılacaktı. Hatların bitmesi de trenlerin ihalesi de sündükçe sündü. İhaleyle beraber bir de ihaleyi kazanan Çinli firma çıktı başımıza. Bizi, iyi çözmüşlerdi demek.



Firmayla imzalanan sözleşmede, ilk 75 aracın yüzde 30 yerli üreticilerin katkısıyla yapılması şartı vardı. Kalan araçlarda ise yerli üreticilerin payı yüzde 51 olacaktı. Yani parçaların yüzde 51’ni kendi sanayicilerimiz üretecekti. Ayrıca trenlerin teslimi, Sincan-Çayyolu hatlarının bitirilmesiyle yapılmış olacaktı.



Sanayiciler de şaşırdı

Öyle olmadı. 1 yıl yaprak kımıldamadı ve yeni hatların açılışıyla beraber, hiçbir yerli katkı olmadan Çin’de üretilen 90 araç, metro raylarında boy gösteriverdi. Sözleşme, baştan  delinmişti. İhaleye katılan İspanyol CAF firması ise daha başında sözleşme koşullarına uyulmadığına dair davasını açmıştı zaten. Sözleşmeye aykırı 90 trenle neye uğradığını şaşırdı sanayicilerimiz.



Hazırlıklarını yapmış, ülke çapında 82 firmanın bir araya gelerek yerli tren üretimi için oluşturduğu Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ARUS’u kurmuşlardı. Üstelik Sincan’da, ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi’nde Çinli firmaya, fabrika için torpilli bir arazi de ayarlamışlardı. Dedik ya “Bizi iyi çözmüş Çinliler” diye, “Bunlar bitmiş metroyu 17 yıl bitirmediler, alışıklar, bizi de kuzu kuzu beklerler” diye düşünmüş olabilirler.



90 tren günlük hayatı da vurdu

Ve hiçbir yerli katkı olmadan getirilen 90 tren, bizi günlük hayatımızdan da vurdu. Sinyalizayon çalışması yapılacak diye 14 aydır gece erkenden bitiyor metro seferleri. Oysa trenler, rayların taşıma kabiliyetine göre 20 ton ağır gelmişti. Kızılay’la aynı hat üzerinde olduğu halde Batıkent’te tren değiştiriyor Sincan yolcuları. Daha gelmeden bize uymuştu Çinliler; sıfır yerli katkı olduğu gibi sıfır plan maşallah, aynı biz!



Mahkeme durdurmuştu

Şimdi metro ihalesinin iptali gündemde. Aslında 2 yıl önce Ankara Bölge İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı vermiş, Kamu İhale Kurulu’ndan da ‘gereğini yapmasını’ istemişti. Kurul, tartışmalı bir ‘ihaleye devam’ kararı aldı. Bu arada ne yüzde 51 yerli katkı payında bir gelişme oldu ne ne de sözleşmenin delinmesiyle ilgili itirazlar bitti. Tabii dünya pazarına en hızlı gireceğimiz alanlardan biri olan raylı ulaşım sistemlerinde de büyük bir darbe yemiş olduk. Her türlü kendi ayağımızdan vuruyorduk kendimizi.


Yıl olmuş 2015. Neresinden tutsak elimizde kalan bir metro. 150 yıl önce Londra’da yapılana bakınca “Böyle bir çalışma ve işletme tarzıyla efsane değil de nedir Ankara Metrosu” dedirtmiyor mu size de?

6 Aralık 2014 Cumartesi

METROYLA SABIR SINAVI



05.12.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Metroyla sınanıyoruz. 2 yıl sonra 20’ci yaşını kutlayacak ama baştan başladık sanki, oturmuyor bir türlü. Ne eksiği ne arızası bitmiyor. Metro derken Ankaray’ı da katarak söylüyoruz tabii. Başka şehirler, 150 yıldır metro kullanan ülkeler nasıl yapıyor acaba bu işi? Niye sadece Ankara yapamıyor? Metro diye başka bir şey mi inşa ettik acaba da metro sandığımız için bitmiyor hayal kırıklığımız? Sabır taşı çatlatıyor, hiç üstüne alınan yok.



Arızalar üstüne arızalar

Üst üste arızları, duraklarla ring seferleri arasındaki yetersizliği, çalışmayan yürüyen merdivenleri, asansörleri, süs niyetine konmuş merdiven kenarı engelli asansörlerinin engellerini, görmeyen vatandaşlar için yapılan şeritlerin sökülenlerini, üstüne alan yok. Çayyolu ve Sincan seferlerinin başlamasıyla başlayan sorunlar azalmıyor, günden güne artıyor.



Yetkililer gidip bakmıyor mu, incelemiyor mu “Bizim metro diye milyonlarca insanı taşıdığımız bir müessesemiz var, ne olup bitiyor, nedir vatandaşın hali?” diye. O kadar sık yazmaya başladık ki metronun sorunlarını, idareye gönlü olan, sorunları çözmek isteyen idareciler, heyet halinde durak durak dolaşmalıydı metroyu. Biz iletiyoruz, okurlarımız okuyor, yine bizden medet umuyorlar EGO’nun yerine. Mevzu aramızda yani!



150 yıldır işleten nasıl işletiyor?

Metroya binmeyin” diyorlar da biz mi anlamıyoruz? Olayımız ne açık söyleyin, anlamıyoruz vallahi!



Adam Londra’da, 150 yıldır, 270 istasyonlu, günde 3 milyon kişiyi taşıyan hem de 3 katlı 400 kilometrelik metroyu tıkır tıkır işletirken biz, daha yılı dolmadı, 40 kilometreyi bile bulmayan metroyu niye işletemiyoruz?



Para mı yok? Otoban gibi yollar yapmadan önce metronun eksiklerini tamamlasaydık keşke. Tamamlasaydık, Çayyolu ve Sincan’la üniversitelerin ring seferlerini çözseydik kent merkezinden pek çok otobüs seferini de çekmiş olurduk. Şimdi hem otobüsleri çektik hem metroyu kullanamıyoruz.



Çalışmayan yürüyen merdiven, asansör” derken midemiz kalkıyor, o kadar çok tekrarladık yani. İş, engellileri engellemeye kadar vardı. 4 yıldır aksadığını söylüyoruz ama bu arada merdivenlerle asansörlerin toplu grevi, 6’ıncı ayına girmiş bulunuyor. Bir çaba işareti de göremiyoruz. Yasak savar gibi, ağırda mı ağırdan bir şey yapıyorlar sanıyoruz, biri tamir edilirken öbürü çoktan bozulmuş oluyor zaten.



Çok fena ikilemdeyiz!

Mayıs ayından beri de sinyalizasyon çalışmaları nedeniyle gece seferleri 1-1 buçuk saat geri çekilmiş, “Yıl sonuna kadar bitecek” denmişti. Geldik Aralık ayına, yılın son ayı oluyor. 2015 yılının son ayı mı kastedildi acaba, ses seda, bir açıklama yok. Kışla gibi, erkenden eve gitmeye devam ediyoruz.


Velhasıl efendim, galiba Ankaralı’nın sınavı da metrosuyla. Az daha dayanırsa erecek. Erdikten sonra da dünya işleri, metro diye derdi kalmayacak. Şikayet etmek mi lazım dayanmak mı, çok fena bir ikilem! Erecek olursak bu sefer de metroyu boşuna yapmış olacağız. Ya sabır!..