20 Haziran 2014 Cuma

MİMARIN ANKARA AZABI


17.06.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bir hüzünlü heykel olmuş. Heykel değil de üzüntüsünden taş kesilmiş gibi” demiştik. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin bahçesindeki Mimar Sinan heykelinin kalabalık içindeki yalnızlığına ortak olmaya çalışıyorduk. Bir yılı biraz geçmiş ‘Bir Hüzünlü Başmimar’ deyişimizin üzerinden. O günden beri bize de ne bir ses ne bir nefes ulaştı Sinan’a ulaşmadığı gibi.



Yalnız Başmimar

Mimarbaşı Sinan’ın durduğu köşe, uzun yıllardır bahçenin bakımsız köşesidir ve o heykeli hala Piri Reis, Fatih Sultan Mehmet, hatta Mithat Paşa sanan öğrenciler vardır. Mimar heykelidir ama çevresi bakımsız, imar edilmemiştir.



Her gün onbinlerce kişinin geçtiği Sıhhiye’de, kapısından binlerce öğrencinin girdiği Dil-Tarih’te, yalnızdır Mimar Sinan. Bir peyzaj mimarının elinden küçücük de olsa şanına yakışır, insanın başını oraya çevirecek bir bahçecik, dibinde yarenlik etmek için oturacak 4 tane bank yoktur. Bahçenin bakımsızlığı, yalnızlığını azdırır imarın başı Başmimar’ın.



Nerede saygı, nerede kıymetbilmek?



Mimar Kemalettin hak etmedi

Yalnız Sinan mı? Mimarlık tarihçilerine göre Mimar Sinan’dan sonraki ikinci büyük Türk mimarı kabul edilen Mimar Kemalettin’e de kıymetbilmezlik ve saygısızlıkta aşağı kalmıyoruz. Mimar Kemal İlköğretim Okulu dışında adı geçmiyor Ankara’da. Bir caddede ya da parkta adı, bir eserinin önünde heykeli yoktur.



Habertürk Ankara Gazetesi’nde çıkan “3 Yıllık Vefa” başlıklı haberse yürek yakıyor. Eseri Gazi Üniversitesi’nde 2011 yılında açılan Mimar Kemalettin Müzesi, 3 yıl sonra kapatılmış. Özel eşyalarını, şaşkınlığını ve kırgınlığını saklayamayan ailesine teslim etmişler. Aman geç kalmışlar, 3 yıl iyi dayanmışlar!



Ankara’daki eserleri

Ulus’ta Ankara Palas (Vakıf Oteli), Ankara 1’inci Vakıf Apartmanı (Belvü Palas), Ankara 2’inci Vakıf Apartmanı (Evkaf Apartmanı), Yenişehir’de, Yüksel Caddesi’nde, Mimar Kemal İlkokul’u, Ankara Garı yanındaki Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü, Gazi Mustafa Kemal Paşa Muallim Mektebi (şimdi Gazi Üniversitesi Rektörlüğü), onun eserleridir.



Belvü Palas, şimdi Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu Evkaf Apartmanı kadar alımlı, onun ikizi gibi çok güzel bir binadır ama yer yokmuş gibi, Merkez Bankası’na ek bina yapmak için yıkılmıştır. Kalanların da tipini kaydırmak, gözden uzaklaştırmak için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz çok şükür.



Asıl yakıcı olan

Ahmet Kemalettin, 13 Temmuz 1927’de Ankara Palas’ta vefat eder, İstanbul’da, Beyazıd Camisi’nin bahçesine defnedilir.

Mezarının tespiti ve yeniden düzenlenmesi, anca ölümünün 80’inci yılında nasip olmuştur. 84’üncü yılında müzesini açmayı akıl edip, 87 yılında kapatmayı uygun görmüşüz. Tarih anlayışımız bu kadar bizim; saman alevi. Mimar Sinan’ı takmayan, Mimar Kemalettin’le mi uğraşacak?



İşte asıl yakıcısı, bunları, bilimi ve kültürü üretmek ve aktarmakla görevli üniversitelerin yapıyor olması.

Hiç yorum yok: