şampiyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şampiyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2016 Çarşamba

YENİMAHALLESPOR’UN HATIRLATTIKLARI



17.05.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


O fotoğrafı görene kadar şampiyonluk kazanmış bir takımdı. Türkiye Bayanlar Hentbol Süper Ligi’nde üst üste ikinci kez şampiyon olmuştu Yenimahalle Belediyespor Kadın Hentbol Takımı. Yenimahalle sokaklarında turladı, kalabalıklarla selamlaştılar. Bir çiçekçi çiçek uzatıyor hareket halindeki otobüse, kaptan eğilip alıyor, yol boyunca otobüsü gören el sallıyordu.

Hacettepespor’u anımsattı
Belediye önünde coşkulu bir törenle Yenimahalleli’nin huzurunda bir kez daha kupalarını kaldırdılar. Emeklerinin karşılığı olan alkışı almalarına ve mahalleliyle karışmalarına fırsat veren bir törendi. Fotoğraf buydu; mahalleliyle iç içe, onlarla paylaşarak. Hacettepespor’u anımsattı nedense.

Şimdi Hacettepe Hastanesi’nin olduğu Hacı Musa Mahallesi ile dibindeki Hamamönü tarafı hep kavgalıydı. Kabadayıları ve hır gürüyle meşhur mahalleler, Ankara’nın Kasımpaşası. 1936’da kurulan meşhur Hacettepe Parkı da savaş alanı olmuş sanki, geceleri takır takır silah sesinden geçilmiyor. Mayıs 1945’de kurulup, 28 Temmuz 1945’de tescil edilen Hacettepespor, semtin kaderini değiştirdi.

Kabadayılar spora başladı
Birbirini hırpalayan adamlar, her türlü sporun maçını aynı tribünde omuz omuza izlemeye başlamış, hatta kabadayı kısmından en ünlü üçü Karagöz Kemal, Sarı Veli ve Kabadayı Mehmet, boks takımına bile girmişti. Birlik oldular, deplasmana giden ilk seyirci, Hacettepespor’un seyircisi oldu. Türkiye’nin her yanından, Hacettepespor’da oynamak isteyen futbolcular geliyordu. Bu arada para falan yok, rekabeti görüyor, ortamı seviyor, parçası olmak istiyordu gelen.

Yenimahalle’de yaşanan bayram havası, böyle bir mahalle ortamını hatırlattı nedense. Bu şehir, yetersiz tesisleri, aidiyet yaratamayan yöneticileriyle sporcusuna sahip çıkmıyor uzun yıllardır. Hele amatör takımların hali içler acısı. Parası olanın da izleyicisi yok. Hacettepespor bile PTT Birinci Lig’e çıkma maçını, boş tribünlere oynamış. Onu da bozmuşuz, kınaya bekleriz yani.

Başarıya sahip çıkan yok
Bu yıl Halkbank Erkek Voleybol Takımı, Birinci Lig’de Türkiye Şampiyonu oldu. Etimesgut Futbol Takımı şampiyon oldu, İkinci Lig’e çıktı. Keçiörengücü, PTT Birinci Lig’in eşiğinde. Yenimahalle’yi söyledik. Ankaragücü’nü düşürdük ama Gençlerbirliği, Osmanlıspor, Süper Lig’de başkenti temsil ediyor. Hepsinin de seyircisi yok, çağrılar sonuç vermiyor.

Başta Rıza Kayaalp olmak üzere ASKİ’nin güreşçileri, haltercileri, boksörleri Türkiye’de ve yurt dışında şampiyonluklar alıyor, şehir sahip çıkmıyor şampiyonlarına.
Türk Telekom gibi bir devin basketbol takımı, Birinci Lig’den düştü, pes yani!

Bu arada 40 günlükken annesinin terk ettiği, 9 yaşında babası hapse düşen, babaanne ve dedesiyle yaşayan Gözde Akbayır’ın hikayesini de unutamıyoruz. Türkiye Şampiyonluğu dahil 50 madalyası olan başarılı sporcunun hayata tutunduğu bu dalı, acımasızca kırmıştık; hocasından özür dileyip sporu da okulunu da bıraktı.

Eksik olan
Mamak, “Biz sporcu yetiştireceğiz” diyor, tesislerini geliştiriyor ama bu şehrin sporla ilişkisi, daha üst bir telden arızalı sanki. Şehre, semte aidiyet yaratılamadığı için olmasın sakın. Devletin üst katından en altına kadar, önce yöneticileri başkentli olamıyor galiba.

Evet tesis fakiri bir başkentiz ama Hacettepespor’un da parası yokmuş. Evet, buna rağmen birçok yetenekli ve başarılı sporcu yetiştiriyoruz, daha ne yapsın sporcu? Evet sporcuya ilgisiziz ama neden?

Birbirine gözleri parlayarak bakan Yenimahalleli ile Yenimahallesporlular’ın fotoğrafı, o yüzden çok dokundu içimize; mahalleliler iç içe, spor amacına ulaştığı için galiba.

23 Aralık 2012 Pazar

GÖZDE AKBAYIR’IN HAYALİNİ YIKMAYIN


21.12.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

2 ay önceydi. Ulus metrosunun uzun merdivenlerinden indik, metroya ulaşmak için diğer uzun merdivenleri çıkmaya hazırlanıyorduk. Çıkacağımız merdivenlerden, elinde görme engellilerin kullandığı bastonla eşofmanlı genç bir kız, seke seke, adeta koşarak iniyordu. Dikkat kesildim. Görüyorsa niye baston kullanıyordu, görmüyorsa nasıl böyle görür gibi çabuk, çevik iniyordu merdivenleri? Arkadaşımla konuşuyorduk, sesimize yöneldi ve “Metroya nereden inebilirim?” diye sordu. Görme engelliler için yapılan kaldırımlar onu metroya yönlendirememiş, çok alakasız bir yere gidiyordu. “Biz de ineceğiz, beraber inelim” dedim, girdim koluna.


Günüm şenlik oldu
Eşofmanında bir okul arması vardı. “Yahu” dedim “ben görürken inemiyorum, sen nasıl koşa koşa indin o merdivenleri?” Güldü. 14-15 yaşlarında. “Yürüyüşten falan mı geliyorsun?” dedim, “Yok, bugün yarışlar vardı, oradan geliyorum” dedi. Okul atletizm takımındaymış. Yenimahalle’ye gidiyormuş, benimle aynı yön, kolkola indik. Nerede okuyor, ne zamandır spor yapıyor, okul nasıl gidiyor derken “Nasıl geçti yarışlar?” diyemeden, “Bugünkü yarışlarda hep bizim okul kazandı” dedi. 3 yarış koşmuş o gün, madalyasını gösterdi. “Ver elini, önce ben kutluyorum o zaman” dedim. Öpemedim ama içimden bin kere öptüm alnından. Bin kere de ailesinin, hocalarının alnından; daha çok gençken böyle olgun, kendine güvenli birini yaratmayı başardıkları için. Günüme şenlik oldu hem kendisi hem başarısı. Sık adımları, biran önce eve gidip, başarısını paylaşmak içindi galiba ama piyango vurdu, paylaşmak ailesinden önce bana nasip oldu. Kendini bulmuş, sokağa karışmıştı.

Duyulmayan çığlık
Salı günü duyulmayan bir çığlığın haberi vardı: 40 günlükken annesinin terk ettiği, sonrasında tatsızlıklarla devam eden hikayesine “Dur” demek isteyen kızımız Gözde Akbayır, elinden tutulması için sesleniyordu. Tekvandoda Türkiye Şampiyonu olmuş, Kickboks’ta Türkiye ikincisi. 50’den fazla madalyası var. Annesiz, babası hapisteyken zor durumdaki babaanne ve dedesiyle, Altındağ’da bir gecekonduda yaşıyor. Kızımız  başarılı ama başarının kıymetini, hocası Özcan Ağırdaş dışında bilen yok. Tek dileği, bir kurum takımı ya da kulüpte, lisanslı sporcu olabilmek. “Biz sizi ararız” deyip, aramıyorlarmış. Biz de orada insanlığı arıyor, bulamıyoruz.

Yıkılmasın bu hayal
Gözde Akbayır, “Bir kulüp çatısı altında çalışmak, öğrenim hayatıma devam etmek, ileride ne olacağımı bilmek istiyorum” diyor. Bir işte başarılı olarak gereğini yerine getirmiş Gözde. Sahip çıkmak, başarısının karşılığını vermek için ne bekliyoruz? “Hayallerimin yıkılmasını istemiyorum” diyor, daha ne desin? Kim bize örnek olacak efendim? Bu gençler mi yoksa eski parayla trilyonlar yeni parayla milyonlar alan, vitrinleri şımarıklığıyla dolduran sözde sporcular mı?

Hayallerini yıkmayın, bir daldan hayata tutunmuş, o dalını kırmayın Gözdeler’in. Çünkü onlar tutununca yaşam şenlik oluyor.