ostim meslek yüksekokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ostim meslek yüksekokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2012 Cumartesi

İŞARET FİŞEĞİ


21.09.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi


İşaret fişeği atıldı. Küçük, büyük fark etmez, tüm sanayi kuruluşları, tüm ülke için aydınlatıcı bir fişek. Organize sanayi bölgelerine, can simidi. Ülkeye örnek, yön gösteren bir okul, bir meslek lisesi. Ankara Sanayi Odası (ASO), işaret fişeği gibi okulu, ASO Teknik Koleji’ni açtı.

Fitili ateşleyip, uzaya göndermiyorlar gençleri. Ülkenin geleceğini, yatırım niyetlerini ve bu yolu nasıl almamız gerektiğini aydınlatan bir fişek. Gençleri, üniversite sınavı ve dershane makinesinde telef etmeden kurtarma yolunu aydınlatıyor. Kolunda altın bileziğiyle yaşama hazır, ekmeği elinde, kendine güvenli gençlerin yolunu. Varolan meslek okullarının, güncel koşullara uyarlanma ihtiyacına ışık tutuyor. Fişek, geleceği aydınlatıyor, uygun örneği hazırlıyor.

Eller Ay’a biz yaya
“Adam, hiç meslek okulu görmemiş, gördüğünü de yere göğe sığdıramıyor!” diyorsunuz. Gördük efendim, gördük. Gördük te bunca meslek okulu var, Ankara Sanayi ve Ankara Ticaret Odası, niye “35 bin yetişmiş işgücüne ihtiyacımız var, üstelik iyi maaşlarla” diye yana yakıla adam arıyor, onu anlayamıyoruz. Devletin meslek okulları, öyle bir eğitim veriyor ki yetiştirdiği gençler, iyi maaşa bile burun mu kıvırıyor? “İşsizlik” diye inlerken bu işler için yetişmiş gençler, nerede?

Çünkü adı meslek okulu ama o gençler, dünyanın, güncel gereksinimlerine yanıt verecek birikimle yetiştirilemiyor. Ülke sanayisi, meslek okulundan gelen genci, güncel koşullara göre, sıfırdan başlayan biri gibi yeniden yetiştirmek zorunda kalıyor. Yetişmiş genci yetiştirmek gibi anlamsız bir işle zaman kaybediyor. Eller Ay’a, biz yaya, devam sonra!

Niye işaret fişeği?
İşte ASO Teknik Koleji’nden beklenti, başladığı gün işini yapabilen gençlerin yetiştirilmesi, hazırlanmasıdır. Güncel teknoloji ve üretim biçimlerine uygun koşullarda yetiştirilmiş gençlik, o gün ekmeğini de eline almış demektir. Bir de yükseköğretimle taçlandırırlarsa becerilerini, bu taze kan, ülke sanayisini gençleştirir, dinçleştirir. Buluşları, önümüzdeki dünyanın belirsiz geleceğinde, bir fener gibi,  yolumuzu aydınlatır.

ASO Teknik Koleji, o yüzden işaret fişeğidir; gençlerin, nasıl yetiştirilmesi gerektiğini uygulayacak, benzeri okullara örnek olacak, tecrübe ve müfredatı hazırlayacak. Yararlı tecrübe, ülke sanayisine yayılacak. Üstelik gençler, burslu okuyacak.

Yükü ağır ama gözümüzdeki değeri, önemi budur. Fişek parlayınca, solmaya yüz tutan meslek okullarımızın ve gençliğin önü aydınlanacaktır.

Kopmuş bağı kuracak
Gazi Üniversitesi OSTİM Meslek Yüksekokulu, sanayicilerin, üniversiteyle bağını kurmuştu. Ardından OSTİM’le başka üniversiteler de ilişki kurmaya başladı. Bilgi, uygulamayla buluştu.

Sincan’da, ASO 1’inci Sanayi Bölgesi’nde açıldı ASO Teknik Koleji. O da kopuk bir başka bağı yeniden kuracak.

2 yıla yakın süredir bu okulun altyapısı için çabalayan ASO Başkanı Nurettin Özdebir’i, okulun önemini kavrayıp, gereğini yapan Milli Eğitim Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı kutluyoruz. 300 aday arasından sıyrılan 72 öğrencimize, öncü eğitimlerinde, başarılar diliyoruz.

17 Aralık 2011 Cumartesi

ADIMLAR SIKLAŞMALI


16.12.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara sanayisiyle ilgili dilekler, dilek olmaktan çıksa ya artık! Ağırdan alınan adımlar sıklaşsa. Yeterince zaman kaybetmemiş gibi, en az 30 yıldır yatırımları gerilememiş gibi salına salına, her toplantıda aynı dileklerin muhatabı oluyoruz. Tüy dikilse, “Tüy dikildi, Ankara için ümit verici gelişme” diye inliyor ortalık. Kıla tüye değil, dikilen okula, fabrikaya bakacağız. Dışarıdan aldığını içeride satanın, ‘ekonomik büyüklüğü’yle övünemeyiz. Övünsek te ömrü kısa olur. Ömrü uzun olsa bizim tezgahlar, tozlanıyor demektir.



Yerlisi varken

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ankara Sanayi Odası’nın 48.Yıl Başarı Ödül Töreni’ndeydi. Konuşmasının bir yerini, kalın kalemle çizmek istiyorum: “Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'den de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatına rağmen halen Türkiye'de bulunan malları yurt dışından getirenleri bildirmelerini istiyorum. Türkiye'de varken dışarıdan alanları kınıyorum” demiş. Seslendiği ASO Başkanı, yaklaşık 15 gün önce, kamuda yerli malı kullanımına, yerli sanayinin desteklenmesine ilişkin tavsiye mahiyetinde bir Başbakanlık Genelgesi olduğunu ama yeterli ilgiyi  göremediğini söyleyen Nurettin Özdebir. Bir niyet var ama birbirine tekrarlamaktan uygulamasına geçilemiyor bir türlü. İki bakanlığın ayağı değdi henüz topa; Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıkları. Değdi ama “Gol” ünlemesini duyamadı daha kulaklarımız. Ayrıca Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın da topa girmesini bekliyoruz.



Okullar olmadan tıkanırız

1 yıl öncesine kadar metruk bir binaydı artık eğitim yuvası ve iş garantili çocuklarımızı eğitiyor. Gazi Üniversitesi OSTİM Meslek Yüksekokulu, 1 yıldır, 5 farklı programda 380 çocuğumuzu eğitiyor. Geçen hafta, ağırdan da olsa bir adım daha atıldı ve kaynak laboratuarı açıldı. Türkiye ve Ankara sanayisinin, ne kadar acil yetkin kaynakçılara ihtiyacı olduğunu bilseniz sanayicilerden çok sevinirdiniz. 380’iyle yetinemeyiz, binlerce çocuğumuzu yetiştirmek zorundayız; yerli sanayide, gerçek bir atılımı öngörüyorsak eğer. Ankara sanayisi, büyük girişimlere aday ama kaderi, meslek okullarından geçiyor. Geçmezse yokuşun başında tıkandığıyla kalacak.



Bir kuşağı kaybetmeden

Açılışta konuşan Gazi Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Rıza Ayhan, 21’inci Yüzyıl’ın parlayan yıldızı Türkiye’de, sanayicinin nitelikli eleman sorunu yaşadığını, üniversite mezunlarının da iş bulamadığına değinip, şöyle devam etmiş: “Burada bir yanlış var. Demek ki bizler, üniversiteler olarak sanayinin ihtiyaçlarını tam olarak bilemiyoruz, öğrencilerimizi eğitim döneminde sanayinin içine yeterince sokamıyoruz. Eğitim sistemimizi buna göre dönüştürmek, değiştirmek, geliştirmek zorundayız.



Ekliyorum Rıza Ayhan hocanın saptamalarına: Ayrıca yanlış eğitim ve sınav sistemimiz dolayısıyla gelecekten ümidini kesmiş düz lise öğrencilerimizin önüne, meslek okullarını bir seçenek olarak koyabilmeliyiz. Hem onların bir geleceğe hem de ülkenin nitelikli işgücüne ihtiyacı var. Kaybetmeden bir kuşağı, şimdi sahip çıkmalıyız.



Tek tek isimlerden vahim

Bakan Zafer Çağlayan’ın, Nurettin Özdebir’den istediği isimlere dönersek… Nurettin beyin yerinde olsam “Her türlü Atatürk portresi, elimizde salladığımız Türk bayrakları bile Çin’den geliyor. Durum yeterince vahim değil mi, ne işiniz olur tek tek isimlerle?” demek isterdim.


Önümüzdeki dönem, alıştığımız adımlarla ağır ağır yürümeyi kaldıracak dönem değil. Adımları sıklaştırmalıyız.