robot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2017 Çarşamba

ANDROİD ÖNCE TERÖRİST OLDU



03.01.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


İnsansı robot (android) geldi, İstanbul’un en işlek yerindeki mekanda hedef gözetmeksizin herkesi taradı, 39 kişiyi öldürdü ve çıktı gitti. Dünyanın her yanında masum insanların arasında bombalar patlatan, soykırıma varan katliamlar yapan ne idüğü belirsiz bu yaratıklar, olsa olsa ‘android’dir. İnsanlığa dair herhangi bir iz yok çünkü yaptıklarında.

Bu insansı robotların kumandası var, sahibi düğmesine basıyor, robot sormadan sorgulamadan, bazen de kendisiyle beraber yok ediyor. O kadar işlevi, 21 Yüzyıl’ın en etkili, en kalleşoğlukalleş silahı.

Robotun dini olur mu?
O yok ediyor, sonra sahibi, klişe bir taziye mesajı gönderiyor gözünüzün içine baka baka. Metal soğukluğundaki mesajında, “Bende zerre insani his, düşünce, öngörü kalmadı, önce ben robot oldum zaten” diyor. İnsani tüm duyuları dağlanmış böyle insansıdan da terörist robot beklenir nitekim. Onca Holivud filmini boşuna çektirmiyorlarmış, “Böyle olacak, bilginize”  diyorlarmış. Dinle imanla açıklamaya çalışanlara söylüyoruz: “Arkadaş, androidler dünya idaresine talip, robotun dini imanı olur mu?”

Yani efendim dünya malına doymayan, maddiyatı din edinmiş modern vahşiler, yeni yüzyılla beraber bambaşka bir aşamaya sıçramış da bizim idrak geriden geliyor. Adamlar kanlı canlı insana çok benzeyen robotu icat etmiş, üstelik teröristini bile üretmiş, biz de kalkmış “İnsanlık!..” diye yakınıyoruz anlayacaklarmış gibi. O kadar da işi ilerletmişler; her geçen gün bir üst modeliyle tanışıyoruz vahşette hiçbir sınır tanımayan terörist androidlerin.
Yılbaşı gecesi Reina'yı kana bulayan android

Sabrını zorlamayın
Pek de güzel yetiştirmişler, istedikleri yere her türlü fitne fesadı sokma işini de iyi beceriyorlar. 60 yıldır bizi birbirimize kırdırıyor, canımızı yakıyor, doyamadılar, her şeyimizi isteyecek yüzsüzlük seviyesinde sahipleri. Eskiden gizli saklıydı, artık kendilerini saklama gereği de duymuyorlar 2001’den beri.

Tutmayacak bu oyun, bu sefer de tutturamayacaklar. Androidin feriştahını yollasınlar, elimizi öptürüp başına koyduracağız. Çipini değiştirir, kumandayı etkisiz hale getiririz gerekirse. Efendi bir android olsun, sanayiye çırak verelim, insanlığın hayrına çalışsın kerata değil mi efendim, masuma sebepsiz kıymanın insanlığın neresinde yeri var? Değilse bir bir imha edilene kadar bekleyecek, tükenmez derin bir sabrı olan da bir milletizdir. Sahipleri de yüzyıllardır iyi bilir ve söyler zaten; “Bu milletin, sakın ha sabrını zorlamayın.”

Hayaliniz buraya kadardı
150 yıldır uğraşıyorsunuz ama Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’yla kucaklaşmasına işte engel olamıyorsunuz. Olamayacaksınız da... İşte Ankaralı siyasiler, işadamları ve sivil toplum örgütü temsilcileri, yılbaşını Hakkari’de geçirdi. Türküsünü söyleyip, oyunlarını oynadığımız yerleri alma, kanımızın karıştığı insanları birbirinden ayırma hayaliniz buraya kadardı. Kalan terörist robotlarınızınsa akıbeti belli.

İnsanlık, dünyayı bir ateş topuna çevirmek isteyen bir avuç delinin arkasından gidemez elbette. Terörist yetiştirenin arkasından gidilmez. Robotu insana tercih edenin arkasından hiç gidilmez. Kim karşı duracakmış derseniz 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz sabahındaki Türkiye’yi hatırlamanızı tavsiye ederiz. O direniş gücünü veren vicdan kudreti, hiçbir robot hafızasına asla sığmayacak çok karmaşık bir insanlık meziyetidir.

24 Şubat 2014 Pazartesi

TÜRKİYE’YE ÖRNEK OKUL AÇILDI


21.02.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi



Bir okul açıldı; sözle anlatılması zor bir okul. Binası ve çevresiyle özel okullara, müfredatıyla devlet okullarına örnek bir okul. Öğretmenleriyle eğitim sistemiyle özlediğimiz okul anlayışı, bu binada vücut buldu; ASO Anadolu Teknik Lisesi ya da ASO Teknik Koleji’nde.



Ortak akılla çalışınca

ASO Teknik Koleji, aslında geçen yıl başka bir binada eğitime başlamıştı. 3 Eylül 2012’de Sincan ASO 1’inci Organize Sanayi Bölgesi’nde başlayan okul inşaatı bu yıl bitti, ikinci yarıyıla kendi binalarında derse başladılar. Geçen yıl 72 öğrencileri vardı, bu yıl 28’i kız 122 öğrenciyle tam gaz  eğitime devam ediyorlar. Düşünce aşamasından beri takip ettiğim okulu, içinde öğretmenleri, öğrencileri, laboratuarları, kütüphaneleri ve spor olanaklarıyla görmek nasip oldu. Ortak aklı çalıştırdığımız zaman ne güzel işler yapabiliyoruz, aşk olsun!



Neden bu okul?

16 Aralık 2011’de, ‘Adımlar Sıklaşmalı’ diyerek başlamıştım meslek okullarıyla ilgilenmeye. Meğer sanayicilerin bağrı çok yanıkmış; onbinlerce yetişmiş eleman ihtiyaçları vardı ama milyonlarca işsiz arasından işe uygun eleman bulamıyorlardı. Konuyu takip etmeye devam ettik sonra. Meslek okullarından mezun gençler, bayat teknoloji ve bilgileriyle neredeyse sıfır  olarak geliyordu fabrikalara. Okulda kaybettiği yıl kadar zamanı fabrikada öğrenmekle geçiriyorlardı. Bu arada üniversite-sanayi işbirliğine olan acil ihtiyacı, yeni fark ediyorduk.



Çok yazılarımız oldu, çok tartışıldı konu. Sanayiciler baktı kimsenin başı çekeceği yok, kendi yaralarına kendi merhemlerini katmaya giriştiler. Üniversitelerle ilişkileri sıklaştırmaya başlarken Türkiye ve Ankara için çok hayati bir projenin, sanayinin doğrudan ihtiyacına yönelik eleman yetiştirecek bir okulun, ASO Teknik Koleji’nin temellerini attılar.



Az zamanda çok güzel iş!

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na gittiler, bir tüzük değişikliğiyle organize sanayi bölgelerinin görevleri içine okul yaptırabilmeyi aldırdılar. Milli Eğitim Bakanlığı’na gittiler, öğrenci başı bir destekleri olur mu diye, düz öğrenci maliyetinin 1 buçuk katı destek aldılar. O maliyet, Teknik Kolej’deki öğrencilerin 3’te 1 maliyetini anca karşılıyor ama olsun, bir işbirliğini başlatmış oldular.

ASO Teknik Koleji


Maliyeti 26 milyon

Yönetim değişince herkes aklına estiği gibi davranamasın diye bir vakıf kurarak her eğilimden sanayiciyi yönetime kattılar. 100’er bin lira veren 29 sanayici, elini taşın altına koydu.  Ayrıca Ankara Sanayi Odası (ASO) 3 milyon(trilyon), ASO 1, ASO 2 ile ASO 3 organize sanayi bölgeleri de 3’er milyon lira vererek projenin ilk kaynağını oluşturdular. “13 milyona da yapardık ama örnek olmalı, en iyi olmalı” deyip 26 milyona bitirdiler okulu.



Okuyasım geldi

ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi içinde, pırıl pırıl, çok güzel tasarlanmış bir okul, okuyasım geldi. Da.. puanı tutturamam. SBS(seviye belirleme sınavı)’de en kötü, ilk yüzde 18’in içine girmem gerekiyor. Ya da 458’le en yüksek puanı alan öğrencileri gibi yüzde 2’nin içinde olmalıyım. Bu durumda, ziyaretçiydim, ziyaretçi kalabilirim en fazla!

Öğrenciler, tamamen burslu


‘Öğrenci Sandığı’

Öğrenciler tamamen burslu; yemeği, çorabına kadar kıyafeti, servisleri, okul sağlıyor. Kapıdan girer girmez, içinde teknik programları hazır halde dizüstü bilgisayarlarını alıyorlar. Proje öncelikli bir okul, her öğrenci mutlaka bir proje içinde yer alıyor. Kantinde görevli yok, istediğinizi alıp, parasını kutuya koyuyorsunuz. Şimdiye kadar 25 kuruş eksik çıkmamış. Ha bir de ‘Öğrenci Sandığı’ var; kutuda bir miktar para var, ihtiyacınız olduğu kadarını alıyor, deftere miktarı ve ne zaman ödeyebileceğinizi yazıyorsunuz. Gecikirse kimse yakanıza çökmüyor.



Bölümleri sıraya koymuşlar, ihtiyaca göre açıyorlar. Önce Endüstriyel Otomasyon Teknoloji Alanı (Mekatronik) açılmış. Sonra Makine Teknolojisi Alanı, sonra Motorlu Araçlar Teknolojisi Alanı. Önümüzdeki yıl da Elektrik Elektronik Teknolojileri alanı açılacak. Hepsini bir anda açmak yerine uzmanlaşarak ve o alanda derinleşerek ilerlemeyi planlıyorlar.



Robot Alpago

Daha 1 buçuk yıl olmuş, İnovasyon Atölyesi’nde geliştirdikleri biri sumocu Alpago, iki robot karşıladı bizi. Öğrencilerin imalatı. Bu atölyede süresiz çalışmak serbest öğrenciye. Hatta bir şey geliştiriyorsa dersleri aksatabilmesi de serbest. Okulun bütün dijital saatlerini öğrenciler yapmış. Bütün aletler, makineler, tezgahlar son model, çalışacakları yerde çağı yakalamak zorunda kalmayacaklar.



Robot Alpago, sürpriz oldu hepimize
Okulun göbek adı ‘plan’

Öğrencilerin, hem Ankara içinde hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki stajlarından dil kurslarına kadar her şey planlanmış. Gittikleri yerde, çalışacakları ustabaşının adı bile belli. Dahası; öğretmenlerin, bölümlerine göre odaları ayrılmış, dersleri bırakın, onların bile boş zamanlarını değerlendirme planı yapılmış.



Şöyle bir kabasını anlattığımız bu okulun oluşmasında Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’in ve ekibinin çok emeği var. Fikir aşamasından bürokratik sorunların çözümüne, yabancı ülkelerdeki okulların incelenmesinden sistemin uyarlanması ve uygulama koşullarına kadar. Başından beri bu fikre çok inandı ve sonuna kadar takip etti. Sık sık gündüzler hariç, bazen gece de inşaatı kontrole gittiği olmuş. Okul Müdürü Mustafa Daşçı öncülüğünde, çok memnun oldukları bir öğretmen kadrosu oluşturmuşlar. ASO 1, okul, öğretmen, öğrenciler… Herkes birbirinden memnun.



Niye övüyorum?

“İlan tellalı gibi sen niye övüyorsun bu kadar?” diyenlere açıklayayım:

Türkiye, üretim alanında bir sınıra geldi. Bu çıtayı ya atlayacağız ya da 300 yıldır olduğu gibi, dönüp kuyruğumuzu kovalamaya devam edeceğiz. 300 yıldır, “orta gelir tuzağı” denen tuzaktan kurtulamıyoruz. Bunun için üretmek zorundayız. Ama kuru üretim değil; kendi aklımızı kullanarak kendi teknolojimizi geliştirerek üretmek zorundayız. Üretmek için aklımızı açmak, meslek okullarını güncelleştirmek, bilgiyi, üniversite duvarlarının arkasından çıkarmak zorundayız. Sanayi, okullarla içiçe, doğal bir işbirliği içinde olmalı. Dünyadaki durum nedeniyle bir fırsat oluştu, bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
ASO Başkanı Nurettin Özdebir ve Okul Müdürü Mustafa Daşçı motor atelyesinde


Bu okul, bu fikrin ülkeye yayılması için bir öncü, bir model, bir işaret fişeğidir. ASO Teknik Koleji’ndeki öğrenciler, kapıdan çıkar çıkmaz iyi maaşlarla iş bulmayacaklar sadece. Debelendiğimiz tuzaktan tutup, geleceğin dünyasına, güçlü bir ülke olarak çıkaracaklar bizi.

1 Şubat 2013 Cuma

POLİS AMCA İLKÖĞRETİM OKULU


29.01.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi

Semtin tek ilköğretim okulu, Çinçin’de bir vaha. 50 yıldır suçlarla anılan bir bölgenin ortasında, suç ve suçla mücadelenin simgesi olmuş. Adı da oradan geliyor; polis amcalar, çoğu suça karışmış anne-babanın masum çocuklarını, suç ortamından uzaklaştırmak için bu okulla özellikle ilgilenmiş, özen göstermişler. Ancak son yıllarda yine ihmal edilir olmuş. Elinizi bir uzatınca, cevheri yeniden parlamaya başlamış.



Robot Yarışması’nda tek devlet okulu

9-16 yaş arası çocukların, bilim ve teknolojiye ilgisini ve merakını uyandırmak, yaşam becerisi kazandırmak için bir yarışma tasarlanmış. İlk Lego Ligi (First Lego League), ‘Türkiye’de Bilim Kahramanları’ adıyla bir Robot Yarışması düzenlemiş. Polis Amca İlköğretim Okulu, Ankara’dan katılan tek devlet okulu olmuş. Diğer 25’i özel okul. Ankara’nın göbeğinde 1030 öğrencisi olan ama 10 öğretmen kadrosu boş, bir tane hademesi olan bir okul. Küçücük bahçesi, bölgenin tek oyun alanı.  Öğrencilerin çoğunun anne-babası ya da akrabası cezaevinde. OSTİM Vakfı ihmali görmüş, elini uzatmış. Şimdi okulun kazan dairesinde, harıl harıl robot tasarlıyor 8 öğrencisi.



Örnek öğretmenler örnek OSTİM

Yarışma 16 Şubat’ta. Öğretmenleri İsmail Dönmez ve Seracettin Gürbüz’le her fırsatta laboratuardalar. Okul Müdürü Mete Kızılkaya, gelişmelerden çok memnun, aynı zamanda heyecanlı. “9 branşta 36 tane takımımız var. Salonumuz yok ama hentbol takımımız var. Futsal, futbol, kız futbol, güreş, judo, boks, masa tenisi takımımız, 3 tane de halkoyunu ekibimiz var. Geziler düzenliyoruz. Bu faaliyetlerimizi OSTİM gibi kuruluşların ve hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla gerçekleştiriyoruz” diyor. Yani çocuklar harıl harıl robot yaparken öğretmenleri de harıl harıl onların gelecek ümitlerini diri tutmaya çabalıyor. Bölgede ihmale gelmez, boşluk kabul etmez alışkanlıkların, çocukları yutmasına engel olmaya çalışıyorlar. OSTİM, sanayide, meslek okullaşmasında, çıralık eğitimlerinde gösterdiği örnek davranışlara, bir yenisini eklemiş oluyor.



Ankara’ya, Polis Amca İlköğretim Okulu’ndaki gelişmeler gibisi yakışır. Başkent olmak, budur işte. Pırlanta gibi parlayan çocuklarımızın gözlerinden, öğretmenlerinin ellerinden öpüyor, OSTİM Vakfı’nı, sıkı bir tokayla tebrik ediyorum.



Ayaşlılar Derneği
26 Ocak’ta Ayaşlılar Derneği, her yıl yaptıkları ‘Ayaşlı Kadınlar Buluşması’na davet ettiler. Ayaşlı kadınları kaynaştırmak amacıyla yapılıyor buluşmalar. Bu kez Ayaş’taki Ayaşlı kadınlar ve Ankara’daki Ayaşlı kadınlar buluştu. Ev kadınından profesörüne kadar, 230 kadın dayanışma için toplanmıştı. İhtiyacı olan çocuklarımıza destek olmak için el işlerini sattılar. Ben vardığımda kapış kapış satılmış, bitmişti bile. Ayaşlı hanımlara ve yaptığı konuşmayla beni Ayaşlı ilan eden Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç’a, davetleri, ilgileri ve iltifatları için çok teşekkür ederim. Kim olursa olsun nerede olursa olsun, hele Ankara’da özlediğimiz bir dayanışmanın içinde olmak, ümitleri tazeliyor.