5 Mayıs 2012 Cumartesi

HİÇ HİZMETLER İDARESİ

04.05.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bazen “Belediyeler, siyasetten bağımsız olsa daha mı iyi olur acaba?” diyorum. Her zaman demiyorum, bazen diyorum. “Valilik gibi, kaymakamlık gibi, herkese eşit mesafede dursalar daha mı iyi olur?” diye düşünüyorum. Çekişmekten hizmet veremez hale gelen hangi kurum olsa varoluş nedeninden uzaklaşmış demektir.  Gerekçesi ne olursa olsun zarar, olduğu gibi hizmet bekleyene dokunur. Hele ki tepeden tırnağa hizmet vermekle yükümlü belediyeler, hizmet vermez hale gelecek duruma düşerse çaresiz kalırız. Çünkü hiç kimsenin, yasal olarak, kafasına göre hizmetini görme hakkı yoktur. Görev, yasal düzenlemelerle ilgili kurumlara verilmiştir millet adına.

Eski dostlar!
14 yıl İstanbul’da yaşadım. 2 yıl önce, sözde geçici olarak Ankara’ya geldiğimde büyük şaşkınlık yaşamıştım; Bakanlıklar’da, Meclis Kavşağı’yla Olgunlar Sokak arasındaki kaldırım şaşırtmıştı ilk. 14 yıl önce bozuk bıraktığım kaldırımların, aşağı yukarı aynı yerindeki oynak, kırık taşlar, yine aynı yerde kırık, döküktü adeta. Eski bir tanıdıkla karşılaşmış gibi de sevinmiştim hatta içimden! Kızılay’a, oradan Sıhhiye, oradan da Ulus’a doğru bütün tanıdık kaldırım taşlarıyla selamlaştım. Kızılay’dan Kolej’e ya da Demirtepe’ye, hep tanıdıklar yerli yerindeydi.

Bazı semtler dün gibi dururken bazıları, bambaşka bir çehreye kavuşmuştu. Gelişme, neye göre uğruyordu acaba mahalleden mahalleye? Sıhhiye, Zafer Meydanı, eskisinden de kötüydü. En kötü kaldırım adayım Kızılay-Kolej arasındadır. Batıkent’te  her şey, 14 yıl önce bıraktığımız gibiydi. Dün gitmiş, ertesi gün gelmiş gibiydim. Betonu tuzla buz olmuş kaldırımı, aynı yerde duran çukuru selamladım, “Naber kaldırım? Yıllar seni hiç çökertmemiş çukur!” Kaldırımdaki ağaçlar, budanmamıştı. Eski dostlar, eski dostlar!..

Atılan toplar dolanan ayaklar
‘12 Eylül Gibi İşhanı’ diye yazdığım SSK İşhanı, Çankaya Belediyesi’yle Büyükşehir Belediyesi’nin çekişmesi nedeniyle yıkılamıyordu. Bir sokakta altyapı çalışması yapılıyor ama kapatıldıktan sonra yol, asfaltlanmadan bekliyor, belediyeler topu birbirine atıyordu. Ergazi, aylarca şikayet etti, hala ediyor. Karanfil Sokak başta, Çankaya sokakları bir yaz boyunca toz soludu. İçişleri Bakanlığı yanındaki Emniyet Parkı’na Atatürk Anıtı yapılıyor, birkaç gün önce önünde  reklam tabelası yükseliyor, hop kavga çıkıyordu. Bir belediye,  esnafın şikayeti üzerine bozuk kaldırımı tamir ediyor, diğeri “yetkisini aştı” diye dava açıyordu. ‘12 metre’ kuralıyla  belediyeler, birbirinin ayağına dolanıyordu; 12 metrenin altındaki sokak ve caddeler yerel belediyeye, 12 metre üstündeki sokak ve cadde düzenleme yetkisi ise Büyükşehir Belediyesi’ne aitti. Akpınar ve Mamak’ta evler kayıyor,  voleybol oynayan belediyeler, sorumluluğu birbirine atıyordu. Saymakla bitmeyecek yüzlerce çekişme konusu var. Ortak bir kent bilincinden uzak, kısır çekişme konuları.

6 metrekareye düştü
En son Meşrutiyet Caddesi’yle Karanfil Sokağı birbirine bağlayan üst geçitin altındaki didişme “Pes” dedirtti: Yasa dışı olduğunu iddia ettiği geçidin, önce altındaki büfeyi yıkmış, yerine çiçeklik yapmıştı Çankaya Belediyesi. Büyükşehir Belediyesi’de gelip, çiçekliği yıkmıştı. 6 metrekarelik bir alana kadar düşmüştü çekişmenin boyutu.

6 metrekareye düşen çekişme, bütün Ankara’yı kapsayan resmin özeti gibiydi. İster siyasi ister kişisel olsun, hizmetin önüne geçmiş bir çekişmenin resmiydi bu. Hizmet yarışına dönmüyor, millete fayda sağlamıyorsa çekişme, elde var sıfır, karşılığı ‘hiç’tir yani. Bazı başkent sokaklarına yıllarca hiç uğramayan idareler, ‘hiç hizmetler idaresi’ dir bize. İnsan, 14 yıl sonra aynı yerde, aynı kırık kaldırıma basıyorsa zamandan başka ne ilerlemiştirki?

Hiç yorum yok: