dünya bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2017 Cuma

EGO’NUN AÇIKLAMALARI – YANITLARIMIZ




10.03.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


EGO’dan ‘Toplu Taşıyama-ma’ başlıklı yazımıza yanıt geldi. Yazım ve imla hataları kendilerine aittir. “10.02.2017 tarihli gazetenizde yer alan “TOPLU TAŞIYAMA-MA” başlıklı yazıda iddia edilen hususlar gerçeği yansıtmamakta olup tamamen asılsızdır” diye başlıyor açıklama.

EGO’nun açıklaması:
Etimesgut’tan Çayyolu metrosuna ring seferleriyle taşıdığımız yolculardan 2 kere ücret alındığı iddiası kesinlikle doğru değildir. Ring yolcularımız tek bilet ücreti ile isterler ise Kızılay, Sıhhiye, Keçiören, Batıkent, Dikimevine kadar gidebilmektedir“..Metroya yeni vagonların gelmesi ile birlikte ring hatları artırılarak yolcu sayısı maksimum seviyeye ulaşacaktır” diye devam ediyor.

Yanıtımız:
Söz konusu yazıda “Otobüslerle Çayyolu Metro Durağı’na taşınıyorlar, oradan merkeze. Ya da halk otobüsleri ile aktarmasız doğrudan merkeze geliyorlar. İki kez kart basacağıma ben de halk otobüsü­nü tercih ederdim” ifadesi kullanılıyor. İki kez ödeme yapıldığına ilişkin bir söz olmayıp, yolculuğun tek bir araçla değil, iki araçla ve aktarmada bekleyerek yapılması zorunluluğu vurgulanmaya çalışılmıştır. Özel işleticilerde (Özel Halk Otobüsleri ve Özel Toplu Taşıma Araçları) aktarmasız yolculuk yapılabilmesi, Belediye'nin yolcu kaybına seyirci kalması eleştirilmektedir.

Ayrıca Etimesgut’un ayrıcalığı olduğunu düşünmemiştik; örneğin Batıkent, 20 yıldır ringlere para ödüyor. Bedava alabilecekleri hizmete para ödedikleri için dava açma hakları mı doğmuş oluyor böylece? 

EGO’nun açıklaması:
“Ankaray projelendirilirken optimum işletme aralığı 260 saniyede 1 sefer olarak planlanmış olup halen bu sistemde çalıştırılmaktadır. Bu nedenle saatte çift yönde 28 sefer yapılmakta olup, saatte 21.000 yolcu taşınabilir. Ankaray günde 18 saat çalışmakta olup günde 378.000 yolcu taşıyabilir. Bu Ankarayın teorik olarak taşıyabileceği yolcu sayısıdır. Dünyanın hiçbir metropolünde 18 saat full dolu olarak raylı sistemler çalışamaz. Pik saatler genellikle sabahları 2 saat akşamları 3 saattir. Dolayısıyla Ankarayda günde bir milyon kişi taşınabilir sözü hilaf-ı hakikattir. 

Yanıtımız:
EGO’nun kurumsal internet sitesinde (http://ego.gov.tr/tr/sayfa/1086/a1-ankaray-asti-dikimevi-teknik-ozellikler); araç kapasitesinin, metrekareye 6 kişiden 308 kişi (60 oturan), üç araçlık dizide toplam 308x3=924 kişi taşınabileceği belirtiliyor. Yukarıda belirtildiği gibi 260 saniye yerine 120 saniyede bir (2 dakika) sefer yapılsaydı saatte tek yönde 30 sefer yapılarak 30x924= 27 bin 720 kişi taşınabilecekti.

Sistemin her saat tam kapasitede kullanılmasının mümkün olmadığına katılıyoruz. Ülkemizde işe gidiş geliş saatleri dediğimiz zirve saat oranı, günlük yolculukların yaklaşık yüzde 8-12’sine denk geliyor.


Ankara’da raylı sistemlerdeki yolculuk, farklı ‘hatlar’da oluştuğundan kapasite kullanımı hesabını buna göre yapıyor ulaşım uzmanları. Yani Ankaray’da her iki yönden gelen yolcuların hem kent merkezi olan ve hem de metro ile aktarma yapılan Kızılay’da büyük bir bölümü iniyor ve yeni yolcular biniyor. Dolayısıyla zirve saat oranını Ankara için yüzde 10 olarak alırsak Ankaray bir yönde günde 27 bin 720/yüzde 10x100= 277 bin 200 yolcu taşıyabilir. Diğer yönü de katarsak 554 bin 400 yolcu ediyor.
Burada dikkatten kaçan nokta, Ankaray ve Metro hatlarının iki hattın birleşiminden oluşmasıdır;
Ankaray AŞTİ-Dikimevi hattı aslında Kızılay merkezinde birbiri ile kaynaklanmış AŞTİ-Kızılay ve Kızılay-Dikimevi hatlarından,
Törekent-Batıkent-Kızılay-Koru Metro hattı da aslında Kızılay’da birleştirilmiş Törekent-Kızılay ile Kızılay-Koru hatlarından oluşmaktadır. Bu yapı AŞTİ-Kızılay ve Kızılay-Dikimevi hatlarının kapasitesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve Ankaray hattının tek kesimi için olan günlük 554 bin 400 kişilik iki yönlü yolcu kapasitesinin hattın diğer kesimi de dikkate alındığında;
AŞTİ-Kızılay kesiminde iki yönde günde 554 bin 400 ve
Dikimevi-Kızılay kesiminde iki yönde günde 554 bin 400 olmak üzere AŞTİ-Dikimevi arasında iki yönde günlük toplam 1 milyon 108 bin 800 yolcu taşıma kapasitesi olduğu hesaplanıyor.

EGO’nun açıklaması:
Sincan(M3) , Batıkent(M1), Çayyolu(M2) metrolarının kapasitelerini teorik olarak hesaplandığında; proje dizayn değeri 120 saniyede bir sefer dolayısıyla saatte 60 sefer (çift yönde) yapabilir. Buna göre saatte 90.000 yolcu, günde 1.620.000 yolcu olur. Dolayısıyla yazıda geçen “bu metrolar üç milyon yolcu taşır” ifadesi en hafif tabiriyle abesle iştigaldir.

Yanıtımız:
EGO’nun kurumsal internet sitesinde (http://ego.gov.tr/tr/sayfa/2102/m1-ankara-metrosu1-kizilaybatikent-teknik-ozellikler) metro araç kapasitesinin metrekareye 6 kişiden 275 kişi (64 oturan) olduğu, altı araçlık dizide toplam 275x6= bin 650 kişi taşınabileceği belirtiliyor.

90 saniyelik (1,5 dakika) aralıkla saatte bir yönde 40 sefer yapılırsa 40x1650= 66 bin kişi eder. Oysa ki bu değer, EGO web sitesinde 70 bin, açıklamada ise 90 bin olarak yanlış bir şekilde belirtilmiş.

Buna göre tek bir hatta tek yönde yüzde 10 zirve saat kabulüyle saatte en fazla 66 bin kişinin, günde tek yönde toplam 660 bin kişinin, iki yönde ise 1 milyon 320 bin kişinin taşınması demektir.

Metro hatlarının tek bir hat olmadığı, Koru-Kızılay ve Kızılay-Batıkent olarak bir merkeze ulaşan iki hat olduğu kabul edilerek iki hattın toplamı günde iki yönde 1 milyon 320 binx2= 2 milyon 640 bin yolcu taşınması gerektiğini gösterir.

Sincan-Batıkent arası yolcuların çoğunun indiği ayrı bir hat olmamakla beraber ilave bir kullanım kesimi getirdiği için Törekent kesiminin yaklaşık 500 bin, Keçiören-AKM hattı da tam hat olarak hesaba katıldığında yüzde 10 zirve saat kabulüyle Ankara’da iki yönde günlük
1 milyon 320 bin(M1)+
1 milyon 320 bin(M2)+
500 bin (tahmini M3)+
1 milyon 320 bin (M4)+
1 milyon 108 bin 800(A1)=
ediyor mu size 5 milyon 568 bin 800. Bizim 3 milyon çıktı 5 buçuk milyona.

Oysa başkentin raylı sistemlerinde günde yaklaşık 400 bin yolcu taşınıyor şu an, bu da kapasitesinin yüzde 7,2’si demek.
EGO’nun açıklaması:
2012-2016 yıllarına ilişkin olarak toplu taşıma araçlarıyla taşınan yolcu sayıları gerçeği yansıtmamaktadır. Şehir içerisindeki bazı hatlarımıza servis başına düşen ortalama yolcumuz 200 iken bazı hatlarımızda servis başına düşen ortalama yolcumuz 20-30’a düşmektedir. Kamu hizmetinin devamlılığı amacıyla yolcu sayısı düşük yerlere de otobüs verilmektedir. Sosyal belediyecilik gereği yolcuları az olan hatlarımızda da seferlerimize devam ediyoruz. Haberde verilen yolcu sayıları gerçeği yansıtmadığı gibi o şekilde bir tasnif da yapılması hatalıdır.

Yanıtımız:
Otobüs başına taşınan günlük yolcu hesabı, bir karlılık hesabı değil, bir verimlilik ve performans göstergesidir. Bu değerler günde otobüs başına yolcu sayıları olup, iddiada belirtildiği gibi sefer başına yolcu sayıları değildir. Bizim EGO için verdiğimiz yolcu sayıları, EGO internet sitesi istatistiklerinden alınmıştır. Kıyaslama yapılan değerler ise Dünya Bankası’nın 1986 tarihli ve hala kullanılan teknik kılavuzundan alınmıştır. Bu kılavuzda standart bir otobüsle günde bin-bin 200 yolcu, iki katlı (ve körüklü otobüslerle) günde bin 500-bin 800 yolcu taşın­ması verimlilik düzeyi olarak belirlenmiş. Lazım olursa diye web linki şöyle: http://documents.worldbank.org/curated/en/122121468762577620/Urban-transit-systems-guidelines-for-examining-options
Ankara’da EGO’nun kendi istatistiklerine göre 2016 Ağustos rakamlarına göre günlük toplu taşıma ortalaması ise şöyleydi:
Belediye otobüsleri 405 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 410 kişi
Minibüsler 440 kişi
Özel Halk Otobüsleri ise bin 100 (1100) kişi

Otostopa yanıt
“..Yetersiz ring seferleri nedeniyle sefer sayısı arttırılacağına örneğin Hacettepe ve ODTÜ Üniversiteleri’nde otostop cepleri yapıldı” demiştik...

EGO’nun açıklaması:
“.. Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ’ye yapılan cepler yolun tıkanmaması ring otobüslerinin veya diğer araçların trafik güvenliğinin tehlikeye atmadan kullanılması için yapılmış olup bu ceplerle gerek yolcularımızın can güvenliği gerekse trafik güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır.

Yanıtımız:
O gençler niye otostop çekmek zorunda kalıyor, onun yanıtıydı EGO’dan beklediğimiz.

11 Şubat 2017 Cumartesi

TOPLU TAŞIYAMA-MA



10.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Toplu taşımacılığı hep aksayan bir başkent olduğumuz yeni değil. Ama ‘çok aksayan’ hale gelmesini de beklemiyorsunuz, bir yerlerde mutlaka çözüm üretildiğini umuyorsunuz. Umduğumuzu değil bulduğumuzu yaşıyoruz.

Tam 2 yıl önce 10 Şubat 2015, köşemizin başlığı ‘Toplu Taşıma-ma’. 2 yıl sonra bugün biraz değişti başlığımız, ‘Toplu Taşıyama-ma’ oldu. Yaşamı ve insanı istatistik sonuçlarıyla değerlendirmek toplum yaşamında her zaman doğru olacağı anlamına gelmez ama bazı istatistikler, kargaşayı düzenli açıklayabilir.

Özelin cazibesi
Devasa ‘U’ şeklinde bir metro hattımız var, devasa bir ‘O’ olması gerekirken. Bu ‘U’, kente ciddi işgücü sağlayan 550 bin kişilik bir ilçeye, Etimesgut’a dokunmuyor. Nasıl geliyorlar merkeze? Otobüslerle Çayyolu Metro Durağı’na taşınıyorlar, oradan merkeze. Ya da halk otobüsleriyle aktarmasız, doğrudan merkeze geliyorlar. İki kez kart basacağıma ben de halk otobüsünü tercih ederdim.

En son 5 Ocak 2017’de Keçiören Metrosu açıldı. Bir gün sonra felaket tellalı gibi ‘Keçiören Metrosu Çare Olacak Mı?’ diye soruyorduk bu köşeden. Kısa süre sonra boş tren vagonları, duraklardaki aksaklıklar paylaşılmaya başladı sosyal medyada. Biraz beklemek lazım, bir ay sonra okurlarımız, aynı boş vagonları ve sorunları bizimle paylaşmaya başladı.

900 bini aşmış nüfuslu Keçiören’den boş metro çalışıyordu merkeze. Aslında tam merkeze değil, Atatürk Kültür Merkezi’ne geliyor, oradan aktarmayla Kızılay’a geçiliyordu. Metro geldi diye belediye otobüsleri kaldırılmıştı ama halk otobüsleri doğrudan merkeze çalışıyordu. Ben de olsam halk otobüsüne binerdim.

Rakamlar ne diyor?
8 Şubat’ta ‘Ankara Nasıl Şehirleşiyor?’ yazı dizimizde Mimar, Şehir Yüksek Plancısı ve Ulaşım Plancısı Erhan Öncü, rakamlarla dövdü bizi adeta. Bırakın umduğumuzu, bulduğumuzu da kaybediyorduk ağırdan ağırdan. Örneğin:

- Ankaray günde 1 milyon kişi taşıyabilecekken 125 bin kişi taşıyormuş..
- Metro, Sincan ve Çayyolu hatlarını beraber hesaplarsak 3 milyon kişi taşıması gerekirken 283 bin kişi taşıyormuş..

- 2012 yılında günlük ortalama şöyle:
Belediye otobüsleri 615 kişi
Minibüsler 510 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 620 kişi
Özel Halk Otobüsleri yaklaşık 900 kişi taşıyormuş.

- 2016 Ağustos rakamlarına göre günlük ortalama ise şöyle olmuş:
Belediye otobüsleri 405 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 410 kişi
Minibüsler 440 kişi
Özel Halk Otobüsleri ise bin 100 (1100) kişi
Yüksek fiyatın nedeni
Rakamlarla dövdüğü yetmezmiş gibi bir de sonuna eklemişti Erhan Öncü, “Bu tablodan şunu anlayabiliriz; kamu hizmetini belediye veriyor ama kazancı özel toplu taşıma araçları elde ediyor!” Ohh, fiyatların yüksek oluş nedeni de belli oldu!

Dünya Bankası’nın ölçülerine göre bizim belediye otobüslerinin günde bin 200 (1200), körüklü ya da katlı otobüslerin de bin 800 (1800) kişi taşıması gerekiyor. Böyle olursa o şehirde toplu taşımacılıktan bahsedilebiliyormuş. Bizim numaratör geri sayıyor. Bizim rakamların kamu yararına olanları, kamu aleyhine tepe taklak geri gidiyor yani.

Boşa şafak sayıyormuşuz
Ve dahi vermekle yükümlü olduğu hizmetten zarar ettiği gerekçesiyle şikayet eden bir belediyemiz var. Aynı düz hat üzerinde 2 aktarma yapılan metromuz var ki dünyada benzeri yok. Yetersiz ring seferleri nedeniyle sefer sayısı arttırılacağına örneğin Hacettepe ve ODTÜ Üniversiteleri’nde otostop cepleri yapıldı. Gece erken kesilen seferlere hiç girmedik bile.

‘Bir yerlerde mutlaka çözüm üretildiği’ beklentisiyle şafak sayıyormuşuz ya... Kimsenin bizi öyle topluca taşıma derdi falan olmadığı anlaşılıyor istatistiklerden. İstatistiğine bile ulaşması zor hatta. Bir nevi toplu taşıyama-manın, destanı yazılıyor ülkenin başkentinde.
Olması gereken ile bizde olan; tam tersine gidiyoruz

14 Temmuz 2012 Cumartesi

TARIM VE HAYVANCILIK UFKUMUZ

13.07.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Türkiye’de tarım ve hayvancılığın 1980’lerde kaymaya başlayan ipi, 2001 ekonomik krizinden sonra iyice çıktı elimizden. Üretim, günden güne düştü, dışarıya bağımlı bir ülke haline geldik. Ekilebilir arazilerimiz küçülüyor, hayvanlarımız azaldığı gibi para etmiyor. Canlı hayvan ucuz ama et pahalı, süt pahalı. Buğday ucuz, ekmek pahalı. Nedeni bilinmiyor herhalde, bilinse önlem alınırdı. Tarlalar daralmaya, hayvanlar, sürüyle meralardan çekilmeye devam ediyor.

Gerileyen hayvancılık ve tarım
1980’de 50 milyon koyunumuz varken 2012’de 22 milyona, 16 milyon sığırımız varken 11 milyona düşmüş. 3 keçiden ikisi kayıp. Sokaklar, meralar, Avustralya’nın, kamyonlardan atlayan kafayı yemiş Angus sığırlarına kaldı.

2001 krizinden önce ekili alanlar 24 milyon hektar iken 2010 yılında 3 milyon eksilip, 21 milyon hektara gerilemiş. Tarlalar, 18 milyondan 16 milyon hektara. Bu arada 1980 yılında 44 buçuk milyonluk nüfusumuz, 2010 yılında 74 milyona dayanmış. Yani tarım alanları daralıp, hayvan üretimi hızla  düşerken nüfus, aksine, yaklaşık 2 katına çıkmış. 2023’te 82 buçuk, 2050’de 94 buçuk milyon olacağımız hesaplanıyor.

Nüfus artıp, üretim düşerse
Nüfus artıp, üretim düşünce ne olmuş? Örneğin tarımda bugün, 4 milyar 750 milyon dolarlık ürün satıyor ancak 8 milyar 200 milyon dolarlık ürün alıyoruz dışarıdan. Yaklaşık 3 buçuk milyar dolar zarardayız. Bu kadar dolar, 6 buçuk milyar lira, eski parayla 6 buçuk katrilyon demek. Oysa 2001 yılındaki verilere göre 4 liralık satıyor, 3 liralık alıyor, 1 lira kar ediyormuşuz. Bir de çiftçiye, ekmediği tarla için, dönüm başı para veriyor mu Dünya Bankası? Özetle; böyle devam edersek paramızla da aç kalırız.

Bir teklif, bir proje, bir uygulama
Ordulu Kadir Sevim’in, Ankara’nın göbeğinde göçen çukurda boğulduğu günlerdi. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, aynı günlerde, Polatlı Tarımı Geliştirme ve Organik Tarım Uygulama Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun Teklifi verdi. Yeni göçüğümüzün şaşkınlığıyla teklife ve tarımdaki göçüğümüze  değinemedik. Bu teklifin bir benzeri, 2 ay önce Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Profesör Doktor Ahmet Çolak hoca tarafından yapılmıştı. O da ‘Agropark’ yani tarım teknoparkı kurmayı öneriyordu Ankara’ya. Üstelik projeleri hazırdı ne var ki uygulayacak mali kaynak bulamıyorlardı.

Hayvancılıkta ise o adım atıldı; Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in başlattığı Çubuk Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatı devam ediyor. 255 hektarlık alanda, 18 bin hayvanın barınacağı 99 ahırlık, mezbahası, yem fabrikası, hayvan karantina merkezi, hayvan hastanesi ve et entegre tesislerinin içinde bulunduğu bir bölge kuruluyor. Türkiye’de bir ilk. Bir de içinde, alanında yine ilk olan Hayvancılık Meslek Okulu açılacak.

Masal bitti, masamızı seçeceğiz
Aylin Nazlıaka hanımefendinin kanun teklifi, Ahmet Çolak hocanın tarım teknoparkı, Alaaddin Yüksel’in Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi, geleceğimiz için çok önemli. “Dünya küresel bir köy” masalı bitti. “Nerede ucuzsa oradan al” ekonomisi bitti. Küreselleşme efsanesi, 11 Eylül 2001’de çöken İkiz Kuleler’le beraber çöktü. Başınızın çaresine bakacaksınız.

Rantçıların ve dışarıdan alıp, içeride satan komisyoncuların dönemi değil yarın. Yaşamayacak onlar. Gerçek ihtiyaçlara yönelen yatırım ve üretim kazanacak. Dışarıya savurmayın, kendi midenize, projelerinize yatırarak değerlendirin sermayenizi. 50 ya da 100 yıl sonra oturacağımız masayı, bu ayrımı fark eden yöneticiler ve yatırımcılar belirleyecek,  rantçılar ve komisyoncular değil.

Söz sahibi mi olacağız, söyleneni mi yapacağız? Oturacağımız  masayı, karnımızın tokluğu belirleyecek.