kurtuluş yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurtuluş yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2017 Cumartesi

GERİLEYİŞİN DURDUĞU KURTULUŞ’UN BAŞLADIĞI TOPRAKLAR



20.05.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bayramı sokağa indiriyoruz” demiş, geçen 29 Ekim’i halksız caddelerde kutlamıştık. Neydi o öyle? 93 yıl sonra Kızılay dahil Atatürk Bulvarı’nca halksız, ıssız bir kutlama yaşamış, tarifinde zorlanmıştık “Bayram mı, sokağa çıkma yasağı mı?” diye. Dini ya da milli, bayramları tatile gitme günü olarak algılayamaya başladığımız için mi, milli bayramlara resmi kurum ve yetkililerin bile ilgisi azaldığı için miydi bu acemilik? Ne ilginç bir gündü.
29 Ekim 2016

Merkeze ulaşım, taa yürünmeyecek mesafelerden hem de hafriyat kamyonlarıyla kapatılmış, belediye otobüsleri eksiltilmiş ve merkeze sokulmamış, bir süre sonra Akköprü, Ulus, Sıhhiye metro duraklarının girişleri kapatılmış, vali yardımcısı ve tuğgeneral seviyesinde temsil edilen devlet, resmi törende beraberindeki gazilerle boş bulvara bayrak sallamıştı. Akşam da fener alayı, bilim-kurgu filmi için hazırlanmış bir sahnede ilerliyor gibiydi ıssızlık içinde. Biz de ‘Bayramı Kutlayama-ma’ diye not düşmüştük tarihe.
29 Ekim 2016 halksız Cumhuriyet Bayramı
Amacın gerçekleştiği yer
Neyse 19 Mayıs’ta caddelerde, sokaklarda en azından insan vardı, ülke çapında birkaç anlamsız engelleme dışında “Eh daha iyi” diyebileceğimiz kutlamalar yapıldı. Zayıflamaya yüz tutan bu bilincimizi yeniden canlandıramazsak tarihinden kopmuş çözülen bir millet ve tabii ki her tekeri başka yöne giden bir devlet kalacak elimizde. Atalarına vefa borcunu hissetmeyen, rüzgarın estiği yere savrulan yapraklar olacağız her birimiz.

Ankara, 19 Mayıs’ta çıkılan yolun amacına ulaştırıldığı yerdir, başkentin, ayrıca önemsemesi, kıymetlendirmesi gerekir milli bayramlarını. Daha coşkulu törenler, daha farklı etkinlikler, öncelikle çocuklar ve gençlerin ilgisine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır başkentte.


Polatlı - Duatepe: 250 yıllık gerileyişin durdurulduğu yer
Çocuklar, gençler bilmeli
Yani Osmanlı’nın 250 yıllık gerileyişinin Polatlı’da nerede durdurulduğunu, Haymana direnişini bilmeli, Sakarya Meydan Savaşı’nın Adapazarı’nda değil de Polatlı ve Haymana arasındaki 100 kilometrelik bir cephede yapıldığını yerinde görerek öğrenmeliler. 8 Şubat 2015’de bu cephe, ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’ ilan edildi, yüzlerce isimsiz şehit mezarları ve mevzilerin teşhisi yapıldı, görmeliler.

Örneğin Polatlı’da Alagöz Karargahı, Malıköy, Sakarya Şehitliği ve Zafer Anıtı, Duatepe ile Kartaltepe’yi içeren ‘Kurtuluş Yolu Yürüyüşü’ne katılmalılar. Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi(POTA), bu yürüyüş için de gezi grupları için de onlara rehberlik ediyor. “Kendim gezeceğim” diyene, gezi güzergahının haritası ve kitapçığı bedava.
Sakarya Meydan Savaşı'nın sahipsiz şehit mezarları ve mevziler tespit edildi
Türkiye’ye nasıl anlatacağız?
Tarihi Milli Park kapsamında tarihin akışını değiştiren direnişiyle meşhur Haymana’daki çalışmalar da sürüyor, bittikçe teker teker ziyarete açılıyor savaşın izleri. Haymana Belediyesi’nin de ilk el attığı, elinden gelen yardımı yaptığı bir konu Sakarya Meydan Savaşı. Yoksa Ankaralı çocuk ve gençlerin bilmediğini, Türkiye’ye nasıl anlatacağız? 

Canıyla malıyla bu savaşın arkasında durup, yaralılara evini açan, en çok şehidi veren Ankaralılar’ın tepeden tırnağa  hakkıdır milli bayramların kendileri için farklı olması. Törenleri vali yardımcısı ve bir tuğgeneralle hele ki halksız geçiştirilecek son yerdir Ankara; gerileyişin durduğu, Kurtuluş’un başladığı topraklar burası. Çocuk ve gençlerden önce yetkililere anlatmak, önce onları gezdirmek gerekiyor belki de. 

Fotoğraflar: Ahmet Soyak, Kadim Koç

30 Mart 2016 Çarşamba

HAYDİ BE POLATLI!



29.03.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

2 bin 700 yıllık Frigya Krallığı’nın başkenti, Anadolu Bacıları’nın diyarı ve en sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun 250 yıllık gerileyişinin bir zafere dönüşen Sakarya Meydan Savaşı’yla durdurulduğu yer Polatlı. Hiç öyleymiş gibi bir şehir muamelesi görüyor muydu? Başka ülkede bunun yüzde 1’i olsa nimetten sayıp, bütün dünyaya bağıra bağıra boncuk diye satardı elalem. Biz, bırakın 2 bin 700 yılı, daha 95 yıl önceki zaferini unutmuş, Sakarya Savaşı’nın Adapazarı’nda yapıldığını zanneden sıfır tarihli bir nesil yetiştiriyoruz.

Başımız dik gezelim
Daha 8 Şubat 2015’de ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’nı ilan edebildik Sakarya Savaşı’nın verildiği topraklarda. 100 kilometre uzunlukta, 30 kilometre derinlikte bir cepheden bahsediyoruz. Hala kimi yerde mevzilerin aynen korunduğu, şehitlerimizin, bir mezar taşı bile olmadan sahipsiz yattığı topraklar. 1 yıl içinde şimdiden 35 şehitlik tespit edildi sahipsiz. Bu da başka ülkede olsa bırakın sahipsiz bırakmayı, her biri için dikilen anıtlar altında, ayrı kahramanlık destanı dinlerdik yine elalemden.

Milli Parklar çalışmalara başladı ama Haymana’yı da içeren 14 parçalı Tarihi Milli Park’ın ‘Uzun Devreli Gelişim Planı’ da onaylanınca, şehit dedelerimizin ve ninelerimizin huzurunda, başımız dik gezebileceğiz inşallah.
Sakarya Meydan Savaşı'nın bazı mevzileri aynen duruyor
10 bin kişi gezdi
3 yıldır gayri resmi olarak Alagöz Karargahı, Malıköy, Sakarya Şehitliği ve Zafer Anıtı, Duatepe ile Kartaltepe’yi içeren ‘Kurtuluş Yolu’ yürüyüşü yapılıyordu. Bu güzergahın resmileştirilmesine uğraşıyor Polatlı. Aynı güzergahın, Ankara’dan başlayarak buharlı trenle gezilme planları da var. Bilgisayar başında oyun oynamaya benzemediğini, o gün aç karnına, üstte başta yok, dedelerimizin ninelerimizin hangi koşullar altına savaştığını görmeli çocuklarımız. Çanakkale’de de görmeli, Polatlı’da da Haymana’da da Dumlupınar’da da görmeli.

Bu konuda 2 yıldır yoğun çaba harcıyor Polatlı. Hemen Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi’ni(POTA) kurdu, hiç olmayan şehirde 5 rehber yetiştirdi, çoktan gezdirmeye başladılar ziyaretçileri. Geçen yıl bin 500’ü Polatlılı olmak üzere, 10 bin kişi gezdirildi. Tarih Milli Park’ın bitişiyle önce Ankaralılar, sonra bilmeyenler, çok şaşıracak dibinden, üstünden geçtikleri ve hiç gitmeyecekleri topraklarda verilen mücadeleye.
Gordion'da (Yassıhöyük) Kral Midas'ın tümülüsü
En zengin pişmanın başkenti
Gelelim Frigya Krallığı’nın başkenti Gordion’a, yeni adıyla Yassıhöyük’e. 2 bin 700 yıllık geçmişinden bütün dünyanın aklında kalan, eşek kulaklı kralı Midas ve onun altınseverlik hikayesidir. “Tuttuğum altın olsun” diye dilemiş, olunca da dünyanın en zengin pişmanı olmuştur. Altın yesen yenmiyor, dokunduğu insanın muhabbeti çekilmiyor nitekim. Dünyanın bildiği kralın ve hikayenin başkentini, bir de biz değerlendirmemişiz üstüne. Gordion’a gelen turistler, bir çay içmeden, Polatlı’ya uğramadan dimdirek Kapakdokya’ya kaçıyor, paraları orada harcıyor Midas’ın aksine. ‘Büyük beceriksizlik’ desek çok mu nazik bir tabir olur acaba?
Sarayın bulunduğu höyük üzerinden Yassıhöyük köyü ve Midas'ın tümülüsü
Balon geliyor
Öncelikle Gordion’da çay içebilecek, belki ödüller kazanmış yöresel böreklerin tadına bakabileceğiz, onu söyleyelim. Bu yaz, balonlar süzülmeye başlayacak Gordion semalarında ki aşağıda 70 civarında tümülüsü (yığma toprak mezarlar), solucan gibi kıvrılan Porsuk nehri, az ileride 250 yıllık gerileyişin durdurulduğu Duatepe ile en ilginç güzergahlardan biri olacak uçmak için. Bazı noktalarda seyir terasları yapılacağını, daha önce de söylemiştik.

Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, geldiği günden beri ilçenin tarihi ve turistik değerlerine ilgisizliği gündeme getirmişti zaten. Bu konuda iyi bir ekip kurdu ve üniversite, resmi kurumların kapısını aşındırıyorlar hep birlikte. Sürekli proje geliştiriyor ve Ankara Kalkınma Ajansı’yla işbirliği de dahil, hemen kaynak yaratarak uygulamaya geçiriyorlar.

Bacılar yemeği hazırladı
Bir tanıtım TIR’ı hazırladılar, bir-iki aya yollara çıkacak. Hitit, Frig ile İstiklal ve Kurtuluş Yolları, turist ve gezginlere açılacak.
Yeni yerine çıkmaya hazırlanan Polatlı Tanıtım Merkezi, her şeyi birarada bulabileceğimiz bir müzeye dönüşecek aynı zamanda.
Nihayet 8-10 kültürün bir arada yaşadığı Polatlı’nın, mutfağı bize de açılacak. 5 Eylül 2015’de öne çıkarılması düşünülen yemekler için yarışma düzenlenmiş, onların 25 tanesini tatmak, geçtiğimiz Cumartesi günü 26 Mart’ta, bize de nasip olmuştu. Soğan ve buğday kentinde, damağımıza ilginç gelecek tatlar yaratmış Polatlı’nın Anadolu Bacıları.
Kent Konseyi Başkanı Serpil Öztürk'ün önderliğindeki Polatlı'nın Anadolu Bacıları, Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya ile birlikte. Polatlı'nın yerel tatlarından 25 çeşit hazırlamışlar bize.
Bacı köyü çok konuşulacak
Bacılar” demişken bir de Anadolu Bacıları’nı bir örgütlenme etrafında toplayan Ahiliğin kurucusu Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı’nın memleketi Bacı köyüne uğradık. Gidin de Bacılılar anlatsın, kendi kulaklarınızla dinleyin. “Neymiş bu Polatlı arkadaş” diyeceksiniz.

Sonuna ulaşmalı bu işler, ulaşması için de destek olmalıyız. Tarih bizim tarihimiz.

Haydi be Polatlı, üfle şu ilgisizlik tozunu, kaldır şu tarihini ve kültürünü ayağa da hem Ankara hem ülke, bir hazinesine daha kavuşsun.
Terkedilen Bacı köyü. Fatma Bacı'nın türbesi ve cami, pırıl pırıl korunuyor.



Tepenin diğer yanında Yeni Bacı köyü
Fatma Bacı Türbesi
Ankara Üniversitesi Ankara Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKAMER) heyeti, POTA Koordinatörü Kadim Koç ve Kent Konseyi Başkanı Serpil Öztürk'le değerlendirme toplantısında




14 Şubat 2015 Cumartesi

HAYMANA VE POLATLI’DA ÖNEMLİ GELİŞME



  13.02.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Defalarca hatırlattık, olana kadar gerekirse daha defalarca hatırlatmamız gereken bir konu. Ankara’nın iki ilçesinde, ülkenin yeni tarihi yazıldı ancak biz unutuyor, çocuklarımıza da iyi aktaramıyoruz oralarda ne olduğunu. Ülkenin kaderini değiştiren bir savaş değil de Yunan Ordusu’yla çay kahve sohbeti yapıldı sanki Haymana ve Polatlı’da. Osmanlı’nın 250 yıllık gerileyişi buralarda durdurulmadı, binlerce şehit o topraklara düşmedi, yeni devlet, bu savaşlar sayesinde filizlenmedi sanki. Vefasızlık, iltifat kalır böylesi ilgisizliğin yanında.



Tarihi mücadele

23 Ağustos 1921’de Sakarya Meydan Savaşı başlıyor, 2 Eylül’de en stratejik tepeyi, Çaldağı’nı ele geçiriyor Yunan Ordusu. Haymana’nın içine, Cimcime Meydanı’ndan baktığınızda karşı tepede görünecek kadar yakına geliyorlar. Beklenmedik bir direniş gösteriyor Haymanalılar. Direnişi yaramayınca 12 Eylül’de pes ediyor, Polatlı düzlüğüne inmek zorunda kalıyor Yunan Ordusu. Bu sefer Polatlı’daki en önemli tepeyi, Duatepe’yi ele geçirmeye çalışıyorlar. 13 Eylül 1921’den itibaren Yunan Ordusu Eskişehir-Afyon hattına çekiliyor ve sınırlarımızın 250 yıllık gerileyişi de Duatepe’de durmuş oluyor. Haymana ve Polatlı, ülkenin ve devletin kaderinde tarihi bir mücadeleye imza atıyor.



Savaşın yerini bilmiyoruz

Bugün soruyoruz “Sakarya Savaşı nerede yapıldı?” diye, çocuğu, genci, yaşlısı, “Adapazarı” diyor. Daha tarihi nasıl bir savaş verebilirdik ki acaba, koca adamlar da çocukları da sahip çıkabilsin? Hele Ankaralılar’ın, yarım saat 45 dakika uzağındaki bu savaştan ve topraklardan habersiz oluşu, aklın elektriğini kesiyor maalesef.



Çok önemli gelişme

8 Şubat 2015’de önemli bir gelişme oldu; Haymana ve Polatlı’da, Sakarya Savaşı’nın verildiği topraklar, Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’ ilan edildi. Çok geç alınmış çok hayırlı bir karar. Çünkü o topraklarda hala isimsiz şehitlerin mezarları ve siperler duruyor. Teknik araçlarla siperler, bazı köylerin yakınlarındaki isimsiz mezarlar inceleniyor şimdi. ‘Milli Park’ kararıyla beraber bu bölgeler korunmaya alınmış oldu, sıra ziyarete açılacak halde düzenlenmesine geldi.



Kurtuluş Yolu

3 yıldır Ankara Garı’ndan başlayarak, Alagöz Karargahı, Malıköy, Duatepe ve Kartaltepe’de bitecek bir gezi programı yapılmasını öneriyorduk. ‘Kurtuluş Yolu’ gezisi. Ankaralı Gezginler vermişti fikri. Şimdi Haymana’yı da ekleyerek yineliyoruz önerimizi. Duatepe ve Kartaltepe’de yarım bırakılmış işleri tamamlayıp, Haymana yakınlarındaki siperleri ve mezarları gün yüzüne çıkarmalıyız. Parayla ölçülecek proje değil bu, 94 yıl geciktirdiğimiz asli bir görev.


Yetkililer, aileler ve okullarımız da ilgilenirse eğer, bir nesile Sakarya Savaşı’nın ne olduğunu iyi anlatabilir, hafızası gevşeklere hatırlatabiliriz yeniden. En azından Adapazarı’nda yapılmadığını bilen bir nesil yetişmiş olur.