sakarya caddesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakarya caddesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2018 Cumartesi

ÖZÜRLÜ DÜZELTMELİ TAŞINDIK 2


09.06.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Çok özür dileyerek önceki yazımızı düzelteceğiz. Çekiç sesleri arasında bir yandan eşyalar taşınıyor, yerleri değiştiriliyor elektrik kabloları, bilgi-işlem hatları çekiliyor, temizlik görevlileri dağılan ortalığı silip süpürürken açılan kutuları topluyor, bu hengame içinde köşemizi yazarken demlik buharı gibi dikkat dağılmış, notlarımızda doğru olan tarihi yanlış aktarıyoruz size. Bilginin bütünlüğü açısından 5 Haziran tarihli ‘Taşındık’ yazımızın düzeltilmiş halini, özrümüzün kabulü dileğiyle ilginize sunuyoruz:

2 Haziran Cumartesi itibariyle Milliyet Gazetesi Ankara Temsilciliği, Eskişehir yolunda Hürriyet, Posta Gazeteleri ile Kanal D ve CNN Türk’ün olduğu binaya taşındı. 28 yıldır yer ettiği, bir alışkanlık haline gelen eski adıyla Nevzat Tandoğan Caddesi 8 numaradan, komşuları ve bazı iş arkadaşlarıyla vedalaşarak ayrıldı. Uzun süre yaşanan mekanlardan ayrılmanın yarattığı arada kalmışlık duygusuyla yeni yerimizden ilk yazımızla selamlıyoruz sizi. Hayırlısı olur inşallah...

1956 Şubat ya da Mart ayı olması lazım, Milliyet Gazetesi’nin sahibi Ercüment Karacan, Doğan Tanyer’e teklif ediyor, “Ankara’ya büro açmayı düşünüyoruz, sen aç” diye. Mayıs’ta Sakarya Caddesi’nde, Soysal Pasajı’nın arkasına düşen Paşakay Apartmanı’nda ilk büroyu açıyor Tanyer. Kendisi de Tevfik Doğan takma adıyla yazıyor. 1957 Ekim ayında Faik Demirtaş’a teslim edene kadar sürdürüyor temsilciliği.


28 yıl şahitlik etti
Oradan Ziya Gökalp Caddesi tarafından Karanfil Sokak 1 numarada 3 katlı apartmana geçiyor, 1966 yılında İzmir Caddesi’ne. İzmir Caddesi’nin Gazi Mustafa Kemal Bulvarı girişinde sağ köşede ilk bina bugün İş Bankası, içeri doğru arkasındaki binada Milliyet. Yanında bugün olmayan Balin Oteli. İş bitince turist kızlara el sallayarak atılıyor yorgunluk!

Meclis’e çok yakın, Aralık 1989’da Nevzat Tandoğan Caddesi 8 numaraya geliyor. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi öncesini anımsatan çalkantılı 1990’ları, en son 15 Temmuz darbe girişimini de ekleyerek bir döneme bu binada şahitlik ediyor Milliyet. Basın-yayın dünyasındaki değişime de.

Ünlüler mahallesiydi
Mehmet Ali Birand’la çalışırkenden, 1989 Aralık’ından beri biz de aşinayız binaya. Sert gündemi göğsünde yumuşatan bir havası vardı. Mahalleden mi çalışanlardan mı çözemedik ama sevimli çevresi, caddeyi gölgeleyen ağaçları ve Meclis Parkı, çekici bir çalışma mekanı haline getiriyordu Milliyet’i.

Daha önce 1974’de, yerinde 3 katlı bina ve altında mahallenin ilk kasabı Kasap Kaya var, caddeye bakan arkasındaki binanın altında Manav Ali. TRT Genel Müdürlüğü nedeniyle ünlüler geçidi hergün. TRT taşınınca, ünsüzlerle de o havasını korudu hep.
Meclis Parkı’nı getirmedik!
Biz de Fikret Bila’nın temsilci olduğu dönem 2010 Mayısı’nda, bir televizyoncu olarak ilk kez yine bu binada, yazılı basında çalışmaya başlamış olduk. 8 yıl kahrımızı çekti sağolsun, Meclis Parkı’nda sakinleştirdi gerginlikleri.

Eski yerimizden taşınırken geride bıraktığımız temsilcimiz Serpil Çevikcan’a, yardımcısı Tolga Şardan’a, bize çok emeği geçen görevli arkadaşlarımıza selam ediyor, yeni yerimizden selamlıyoruz sizi. Bizim kadar okuyucularımıza da hayırlı olmasını diliyoruz.

Bu düzeltme vesilesiyle fırsat biliyor, katkılarından dolayı Salim Taşçı ve Turan Tanyer’e çok teşekkür ediyoruz.

6 Haziran 2018 Çarşamba

TAŞINDIK

05.06.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Değerli okuyucular, 2 Haziran Cumartesi itibariyle Milliyet Gazetesi Ankara Temsilciliği, Eskişehir yolunda Hürriyet, Posta Gazeteleri ile Kanal D ve CNN Türk’ün olduğu binaya taşındı. 38 yıldır yer ettiği, bir alışkanlık haline gelen eski adıyla Nevzat Tandoğan Caddesi 8 numaradan, komşuları ve bazı iş arkadaşlarıyla vedalaşarak ayrıldı. Uzun süre yaşanan mekanlardan ayrılmanın yarattığı arada kalmışlık duygusuyla yeni yerimizden ilk yazımızla selamlıyoruz sizi. Hayırlısı olur inşallah...


1956 Şubat ya da Mart ayı olması lazım, Milliyet Gazetesi’nin sahibi Ercüment Karacan, Doğan Tanyer’e teklif ediyor, “Ankara’ya büro açmayı düşünüyoruz, sen açdiye. Mayıs’ta Sakarya Caddesi’nde, Sosyal Pasajı’nın arkasına düşen Paşakay Apartmanı’nda ilk büroyu açıyor Tanyer. Kendisi de Tevfik Doğan takma adıyla yazıyor. 1957 Ekim ayında Faik Demirtaş’a teslim edene kadar sürdürüyor temsilciliği.
Milliyet'te bir bayram kahvaltısı - 2016

38 yıl şahitlik etti
Oradan Ziya Gökalp Caddesi tarafından Karanfil Sokak 1 numarada 3 katlı apartmana geçiyor, 1970 yılında İzmir Caddesi’ne. İzmir Caddesi’nin Gazi Mustafa Kemal Bulvarı girişinde sağ köşede ilk bina bugün İş Bankası, içeri doğru arkasındaki binada Milliyet. Yanında bugün olmayan Balin Oteli. İş bitince turist kızlara el sallayarak atılıyor yorgunluk!

Meclis’e çok yakın, Aralık 1979’da Nevzat Tandoğan Caddesi 8 numaraya geliyor. 12 Eylül 1980 Askeri darbesi dahil çalkantılı dönemleri, en son 15 Temmuz darbe girişimini de ekleyerek bu binada yaşıyor Milliyet. Basın-yayın dünyasındaki değişimi de.
1989'da tanışmıştık

Ünlüler mahallesiydi
Mehmet Ali Birand’la çalışırkenden, 1989 Aralık’ından beri biz de aşinayız binaya. Sert gündemi göğsünde yumuşatan bir havası vardı. Mahalleden mi çalışanlardan mı çözemedik ama sevimli çevresi, caddeyi gölgeleyen ağaçları ve Meclis Parkı, çekici bir çalışma mekanı haline getiriyordu Milliyet’i.

Daha önce 1974’de, yerinde 3 katlı bina ve altında mahallenin ilk kasabı Kasap Kaya var, caddeye bakan arkasındaki binanın altında Manav Ali. TRT Genel Müdürlüğü nedeniyle ünlüler geçidi hergün. TRT taşınınca, ünsüzlerle de o havasını korudu hep.
Cefakar odamızda.. Foto: Orhan Erkılıç

Meclis Parkı’nı getirmedik!
Biz de Fikret Bila’nın temsilci olduğu dönem 2010 Mayısı’nda, bir televizyoncu olarak ilk kez yine bu binada, yazılı basında çalışmaya başlamış olduk. 8 yıl kahrımızı çekti sağolsun, Meclis Parkı’nda sakinleştirdi gerginlikleri.

Eski yerimizden taşınırken geride bıraktığımız temsilcimiz Serpil Çevikcan’a, yardımcısı Tolga Şardan’a, bize çok emeği geçen görevli arkadaşlarımıza selam ediyor, yeni yerimizden selamlıyoruz sizi. Bizim kadar okuyucularımıza da hayırlı olmasını diliyoruz.
Son fotoğrafımız..


20 Temmuz 2015 Pazartesi

BAĞZI EKSİKLER!



17.07.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Geçenlerde sohbet ederken bir dostumuz, çok isabetli bir saptamayla kendimize getirdi bizi; “Aslında yönetici için kargaşa içindeki bir kenti yönetmek, düzenli bir kenti yönetmekten daha kolay” dedi. Malum Ankara’nın incir çekirdeğini doldurmayacak çene yoran ve 5 milyonluk kenti topyekün etkileyen sorunlarıydı konu. Ankara’nın sorunlarını tartışmak, 24 saatlik bir mesai, uyuduğunuz zaman da rüyalarınızda devam ediyor.



Kale’nin gizemli çukurları

Kale çevresinde beliren köstebek yuvalarından açıldı konu. Gözümüzle de gördük. Yollara örülen kilit taşlar, farklı yerlerde, büyüklü küçüklü çeşitli ebatlarda sökülmüş, yol ortasında duruyor. “Çalışma yaptı, kapatmadılar” deniyor ama bazı yerlerde lokum kutusu kadar açılmış, onun gizemini çözemedik.



Kale’nin iç kısmında, Alaeddin Camisi çevresinde altyapı çalışmalarının devamı getiriliyor. Malzeme, etrafa saçılmış. İç Kale kapısının girişinde büyük, dikdörtgen kafes teline benzeyen teller saçılmış yere. Oturduğumuz lokantadan çıkan 65 yaşlarında bir beyefendi, gözümüzün önünde takılıp, kolunu kırdı. Lokanta sahibi, hastaneye yetiştirdi. Meğer takılıp, eteği yırtılan turistler, tökezleyip köşedeki evin duvarında ağzı yüzü kan içinde kalanlar, oyun oynayan çocuklardan yerlere kapaklananlar şeklinde uzun zamandır vukuatı bitmiyormuş mahallenin. Biz, sadece birine şahitlik etmiş olduk.



Kale’de, başladığından beri yani yaklaşık 5 yıldır altyapı çalışmaları, tam bir özensizlik içinde yürüyor. Sanki mahallede oturan yok, esnaf yok, sanki orası turistik bölge değil, toz toprak içinde, hiçbir güvenlik önlemi almadan baraj inşaatı gibi çalışıyorlar maşallah. Son gördüğümüz icat da köstebek yuvalarıydı işte.



Engelliye engele devam

Başka olmayan ya da olamayan şeyleri de hatırlatmak lazım. Sıra gelemiyordu bir türlü, zaman zaman haber de oluyor, engelli rampaları ve görme engelli vatandaşlar için sarı şeritli yolların durumu evlere şenlik.



Sarı şeritler, mizah başlığı oldu artık. Ortasında ağaç, elektrik direği kalan, yolun bir kısmında bitip, devamı olmayan, anlamsız zikzaglar çizen şeritler, şimdi de yerlerinden sökülmüş birçok yerde kopuk kopuk artık. Bir yılı çıkaramadılar. O şeritlere hiç güvenmesin görme engelli vatandaşlarımız, çok sık yoldan çıkabilirler! Ben yaptım oldu rampalarsa hala çoğuna insen çıkılmaz çıksan inilmez durumda. Görüntü kurtarılmış ama.



Ören yeri ilan edilmeli

Metro duraklarında, biniş için kapılara denk gelen çizgiler silinmiş. Bazı tabelaların da harfleri. Yenileri takıldığı halde ezeli gıcıklığımızı kazanan yürüyen merdivenler ise çalışma saatlerini kendi belirlemeye devam ediyor. “Ankara’nın en istikrarlı direnişçileri” diyebiliriz kendilerine.



Kızılay, Kolej, Sıhhiye, Demirtepe yönündeki kaldırımlar, tarihi eser olarak tescil edilmeli. Sakarya Caddesi de dahil. Kaldırım değil oralar, arkeolojik değeri var. Antik bir kent gibi inişli çıkışlı, tümsekli tepeli. ‘Ören yeri’ ilan edilmeli bu bölge. Bazı sokaklarda kaldırım yok zaten; arabalardan korumak için dikilen kaldırım babalarının öz malı oldu.



Yaz sürprizi

14 aydır gece 11’de biten metrosu ve yetersiz otobüsleriyle kışlakent Ankara, yakında metroya nefret besleyebilir. Ulus-Sıhhiye arasındaki raylar değişeceğinden 23 Temmuz’la 3 Ağustos arası seferler 12 dakikada bir yapılacak. 10 saniyede durakların dolduğunu düşünürsek yeni yaz sürprizimiz hayırlı olsun.



Destanımızın en önemli kahramanlarından duraksız otobüs duraklarını da unutmuyoruz tabii. Daracık durakların yetersizliğini de bir kez daha hatırlatıyoruz.


Şimdilik kargaşalı kentin çok eksikliklerinden bağzıları böyle. Her gün konuştuğumuz şeyler yani.

1 Ekim 2014 Çarşamba

HOŞGELDİNİZ ÜNİVERSİTELİLER



26.09.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bazılarınızı görünce hemen tanıyorum; babanız ya da bir büyüğünüz yanınızda oluyor. İkinizin de tatlı heyecanı, bir biçimde yüzünüzden yansıyor. Bazılarınızı tahmin ediyorum; tavırlarınız ve kıyafetleriniz ölçülü, kendinizi salmamış oluyorsunuz. Tesettürlüyseniz büyük kent modası yansımamış oluyor aksesuarlarınıza. Arkadaşlarınızlaysanız daha içten yanaşmış oluyorsunuz birbirinize, daha içten gülüyorsunuz. Çocukluktan beri geldiğim halde, bir genç olarak yeniden Ankara’yı keşfedişimi anımsatıyorsunuz. “Neresinden girip, neresinden çıkayım acaba?” derken her yerine girip çıktığım günleri. Hepiniz hoş geldiniz başkentimize!



Başkente geldiniz

Öğrenci kenti” diyorlar ama altyapısıyla ulaşımıyla konaklamasıyla yüzbinlerce üniversite öğrencisine yanıt verebilen bir kente mi geldiniz, sizin adınıza iyimser olmak bize düşmez ancak ‘başkent’e geldiğinizi, her zaman aklınızın bir köşesinde tutun.



Kafanızı derslere ve cep telefonlarına gömüp, okuldan balık gibi çıkmayın. Katılacağınız ortamlarda, İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Erzurum’da, Antep’de ya da Hakkari’de karşılaşamayacağınız insanlar ve fırsatlarla karşılaşabilirsiniz Ankara’da. Bu ortamların çoğu, paranız olmasa da katılabileceğiniz, üstelik fayda sağlayacağınız ortamlardır.



Önce nereye gitmeli?

Öncelikle Ankara’ya gelen bir üniversite öğrencisi olarak ilk uğramanız gereken yer Ankara Kalesi’dir. Kızılay’la arasında büyük farklar olduğunu göreceksiniz. Sadece kültürel açıdan değil bazı değerlerin orada hala yaşadığına şahit olacaksınız. Hemen az aşağısı Anadolu Medeniyetleri Müzesi, mutlaka görmelisiniz. Ziyaret değil, görev olarak düşünün. Çıkrıkçılardan Ulus’a, Hacı Bayram’a ve Eski Meclis’e uğramalısınız.



Anıtkabir, turistik bir geziden çok başlı başına bir deneyim. Hiçbir zaman “gezdim bitti” tatminiyle ayrılamıyorsunuz, hep yine gelme hissi uyandıracak.



Kızılay’da Sakarya Caddesi’yle Yüksel Caddesi’nin hastasıyız. Gençler, gençliği, hep taze tutuyor bu caddelerde. Yüksel, eskiden daha kültür kokardı ama yine de kıyasla kaybetmedi bu niteliğini.



Yeniden ayağa kaldırılan Hamamönü’ne, Ulucanlar Caddesi’yle arasında hala yaşayan eski mahallenin içlerine azıcık uzanmalısınız. Her keseye uygun, karnınızı doyuracak esnaf lokantalarını keşfetmelisiniz.



Bahçelievler 4’üncü Cadde’yi, Tunalı’yı, bir kez bile olsa görmelisiniz. Tunalı’da Kuğulu Park, alışkanlık yapacak. Gitmişken Bestekar Sokak ve Tunus Caddesi’nden Karanfil Sokak’a doğru Kızılay’a yürür, Olgunlar Sokak’ın kitapçılarına uğrarsanız yolun nasıl bittiğini anlamayacaksınız.



Neler yapmalı?

Eskiden yol boyunca bütün afişleri, duyuruları okuyarak yürürdük. Artık internet var. İlgilendiğiniz panelleri, sempozyumları, sergileri, toplantıları, imza günlerini kaçırmayın. Kiminle neyle karşılaşacağınız belli olmaz. Fayda sağlayacağınızı kastettiğimiz ortamlar buralardır. Hepsine katılmak bedava. Bir de Ankara’da, istediği kadar amatör olsun, bir etkinliğin ya da işin ucundan tutmak lazım. Boş adamı, pek sevmez başkent.



Biliyoruz; başkentte, özellikle merkezden uzak okullar için ulaşım hala zor ve öğrenci için pahalı ama kent içinde yürüyerek dolaşmaya çalışın. Sürprizleri dağıtılmış sokakları var çünkü. Tarihi olaylar yaşanmış bir köşkle akla gelmeyecek yerde bir sahafla koca devlet adamlarının uğrak yeri lokantalarla karşılaşacaksınız.



Emanet gibi yaşamayın

Ankara, öğrenci kenti olma özelliklerini bütünüyle edinemedi. 30 yıl önce de öyleydi ama “Öğrenciyim” diyene “Canımsın” demediği kalırdı esnafın. Paran çıkışmazsa “Sonra verirsin.” Esnafı, vatandaşıyla alttan, ince desteklerini hissettik hep.

Hala öyle mi, öğrenci olmayınca boşa konuşmuş oluruz.


Çok eksiği olsa da uzun vadede Ankara’nın tadını çıkarmanın, başkenti doğru değerlendirmenin kaba reçetesi gibi bir şey çıkarmaya çalıştık. En az 4 yılınızı geçireceğiniz kentte, emanet gibi yaşayıp, gitmeyin diye. Memleketiniz gibi başkenti de tanıyın, sevin diye. Tekrar hoş geldiniz üniversiteye yeni başlayanlar, sefalar getirdiniz!