yağış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2018 Salı

DEMİŞTİK DEMEKTEN BIKTIK DEMEK


22.05.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Seçimler yaklaşırken ülkenin her yanında doğayla sınav veriyor siyasiler. Doğa, yapılanla yapılmayanı önlerine seriyor, “Başka seçimler de var!” diye uyarıyor sanki. Ne sonbaharda ne kışın yağış alamadı Ankara ama seçim arifesinde 3 haftadır sel ve su baskınlarıyla ülkenin gündemine geliyor. Üstelik ulusal televizyonların yayın akışını bozup, canlı yayına bağlanacağı kadar göz önüne geliyor. Zamanında yapılmayanın hesabını, gözümüze sokuyor doğa.

Geçtiğimiz 20 Mayıs Pazar günü, yine basın-yayın kuruluşlarının gözdesiydi başkent. Zamanında balık adamların kurtarma çalışması yaptığı meşhur Akay altgeçidi her ne kadar başrolde olsa da birçok ilçe ve mahallenin, oradan hiç farkı yoktu. Görülmeyen ya da görülemeyeni de sosyal medyada vatandaş gösteriyordu gayet ayrıntılı.
Akay kavşağı altgeçidi-20 Mayıs
Alırlar forsunu
Minare, kılıfa sığmıyordu yani artık. 20-30 yıl önce yapılan altyapının üzerine sürekli betonlaşarak yapılaşma ve asfaltlaşma aklını, artık tüm dünyaya afişe ediyordu doğa. Kentsel dönüşümün üstünü anlayıp, altını bilmezden gelenleri, hedefe oturtuyordu. Hiçbir şehirleşme planına uymayan, yapılanı tanımayan rant canavarı, bizi hem kendimize hem ülkeye hem dünyaya rezil ediyordu.
20 Mayıs şelalesi

Yine de rantından vazgeçmiyor, maliyeti çok yüksek ve bedelini yurttaşların ödediği geri dönülmez hatalarıyla yaşanmaz bir şehre mahkum ediyordu bizi. Toprağı, yeşili şehirden kovan süper yapılarımız, yollarımız oluyordu lakin 15 dakikalık yağış, bütün forsunu alıyordu ‘süper’liğin.
Kısmi medeniyet olmaz
‘Medeniyet’ kavramı, bir davranışlar ve uygulamalar zincirinden oluşur, kısmen medeni olmak diye bir şey yok. Olduğunuzu sanırsanız işte böyle olur; süper teknolojik yapıların, yayla gibi yolların olur da şehrin içinde bir alt geçitte, balık adamların sizi kurtarmasını beklersiniz. Medeniyet neresinde bunun?

Önceki belediye başkanımız ve kadrolarına yıllarca anlatamadık, tınmadılar bile ancak yeni belediye başkanımız göreve bile gelmeden hem önce hem sonrasında bu şehrin en acil ilk iki sorununu ilettik: 1- Toplu taşıma, 2- Suyu değerlendiren ve tahliye eden altyapı ihtiyacı.
20 Mayıs Mamak

Karşılıksız bırakmaz doğa
Bugün yaşadıklarımız, dün duymazdan ve görmezden gelinenlerin bedelidir. Kaderin cilvesine bakın ki ısrarla bir seçim öncesi nüksediyor vurdumduymazlık ve hatalardan kaynaklanan rahatsızlık. “Yaptığın veyahut yapmadığın, karşılıksız kalmayacak tabii ki” diyor sonsuz sabrıyla baş edilemeyecek bilge doğa. Tüm ihtişamıyla zamansız seller, su baskınları veriyor birgün. Uyarısını, şiddetini arttırarak yineliyor. Bu arada bizim altyapı yazılarının arası sıklaşıyor, “Demiştik” demekten bıkıyoruz.
Akay kavşağı-20 Mayıs

22 Kasım 2017 Çarşamba

EN ACİL İKİ TEDAVİ



21.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Başkentin iki kurumuna, tedavi edebilme kabiliyeti yeniden kazandırılmalı. İvedilikle tedaviye geçilmesi gereken aciller içinde en acil iki sorunu var Ankara’nın. Birinin yağışlarla beraber şiddetle nüksettiğini göreceğiz, diğerini zaten her gün yaşadığımız için kanıksamış vaziyetteyiz. Su baskınları ve toplu taşıma, şehrin en aciller sıralamasında ilk sırayı paylaşıyorlar her ne kadar şehrin gündemi değilmiş gibi yapılıyorduysa da.

EGO ve ASKİ, başkentin bu iki rahatsızlığını tedavi edecek kabiliyette olsaydı en aciller sıralamasının başını, tabii ki bu konular işgal ediyor olmazdı. Biz de dağların taşların duyduğunu, iki türkülü çatlak ses aşık gibi 7 yıl tekrar ediyor olmazdık. Tekrarladıkça melodisi inlemeye dönüşen ses, zamanla kendini bile rahatsız ediyor insanın.
Her yağışta görüntü değişmiyor
Su faturasından hariç
En son 27 Mayıs’ta yaşadığımız şiddetli yağış ve onun yarattığı caddelerden akan seller ile yüzen arabalar görüntüsü ibretlikti. Ondan önce bu kadar şiddetli olmasa da iki yağış daha olmuş, şimdiye kadar olduğu gibi yine hiç ders alınmamıştı. Daha da önce balık adamların daldığı alt geçit fotoğrafımız, ülkenin hafızasına kazındı.
Ülkeye mal olan fotoğrafımız!..
ASKİ’nin varlığını, şişmiş su faturaları dışında da hissetmek istiyor, kabiliyetini göstermesini bekliyoruz yıllaaar yıllardır!

Şehri özeller taşıyor
Bu arada başkentin nüfusu 5 milyon 350 bini aşarken belediyenin toplu taşıma kabiliyeti geriye gidiyordu. EGO verilerine göre:

- 2012 yılında günlük yolcu taşıma ortalaması:
Belediye otobüsleri 615 kişi
Minibüsler 510 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 620 kişi
Özel Halk Otobüsleri yaklaşık 900 kişi iken..

- 2016 Ağustos rakamlarına göre ise günlük ortalama,
Belediye otobüsleri 405 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 410 kişi
Minibüsler 440 kişi
Özel Halk Otobüsleri ise bin 100 (1100) kişi olmuştu.

Özel toplu taşıma araçları daha çok yolcu taşıyor, kişisel araçlarına yönlenen Ankaralılar, trafiği kilitliyordu.
Özel Halk Otobüsleri, yolcu taşımada birinci
Raylı taşımadaki kayıplar
Yine EGO verilerine göre 2008 ile 2016 yılları arasında
Ankaray’da yolcu kaybı yüzde 17,
Batıkent Metrosu’nda yüzde 22’ydi.

Nüfus yaklaşık 800 bin kişi artmış ama belediyenin toplu taşıma araçlarına rağbet düşmüştü. Nüfus artışına göre hesaplanan kayıp ise 41 milyon yolcu, yani yüzde 38’di. 3 kişiden biri, raylı toplu taşımayı terk etmiş, özel toplu taşıma araçları ve kişisel araçlarına yönelmişti.

Çok ciddi bir hizmet açığı dışında nasıl yorumlanır bu rakamlar? Hele ki o açık bir başkentteyse... Belediyeler hizmet vermekle yükümlüdür kar etmekle değil. Kaldı ki o hizmet verilse özel toplu taşıma araçları kadar kazançlı çıkılabilirmiş belki de.

Varmış gibi
Bu hesaplara göre EGO’nun tespit etme, planlama, uygulama ve sorun çözme kabiliyetini güncellemesi gerektiği anlaşılıyor. O yapmayınca hesap kitap işleri bize kalıyor, lakin duyan yok, hesap da elimizde kalıyor!

Önce temeli atılır, taşıyıcı kolonları yapılır, sonra arası doldurulup tamamlanır bir bina. Şehir de planlaması, altyapısı, asli hizmetleri eksik olunca araziye oturtulmuş zayıf temelli, 3 kolonlu bina gibi varmış gibi görünür ama mutlaka çökmesi kaçınılmazdır.

8 Kasım 2017 Çarşamba

YAŞANILABİLİR KENT ANKARA



07.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


Başkent, üçüncüsü yapılan ‘En Yaşanabilir Kentler’ araştırmasının sıralamasında birinci oldu. Bakıyoruz habere, bir Ankara daha mı var bizim yaşadığımızdan başka diye. Arabalar için yapıldı herhalde araştırma. Öyleyse doğrudur, hatta bu konuda zirveyi uzun yıllar da bırakmaz arabasever Ankara. Ama içinde yaşayanlar, özellikle yayalar, bizim gibi boş gözlerle süzmüş, anlamaya çalışmıştır isim benzerliği mi acaba adı geçen şehrinki şüphesi içinde.

Kağıt üzerinde mi?
Şehir plancıları öyle demiyor, mimarlar öyle demiyor, orman ve çevre mühendisleri öyle demiyor da bizim bildiğimiz Ankara, nasıl birinci olabiliyor? Diğer şehirler mi o kadar kötü de biz birinci oluyoruz yoksa kağıt üzerinde öyle mi görünüyor acaba?
Geç geçebilirsen karşıya
İçinden otoban gibi yolların geçtiği ama yayaların karşıdan karşıya geçemediği, geçebildiği yerde de arabalar önünde tavuklar gibi kaçışılan bir şehir Ankara. Kırık dökük, düzensiz kaldırımları dip dibe büfe, bitmeyen reklam tabelaları ve saksılarca tam tabiriyle işgal edilmiş, engelliyi gözetmeyen, yayaların yürüyemediği bir şehir. Yağış olmaya görsün; ne yoldan geçilen ne kaldırımında yürünen...

Ulaşım özürlü ama..
50 kilometre çaplı şehirde 5 kilometre çaplık toplu taşıma ağı olan, bu kadarını bile birbirine uyumlu bağlayamayan bir şehir. 17 yıl çivi çakılmadan bekleyen, dünyanın gar ve havaalanına uğramayan tek örneği, hala 6 hattı yapılmamış, yapılanda da aynı hat üzerinde kesintili yolculuk edilen, kapasitesinden 10 kat düşük yolcu taşıyan metrosu var bu şehrin. Tramvayın ‘T’si uğramadı henüz. Nasıl birinci olunabiliyor böyle?

Metro ve otobüs saatleriyle sosyal yaşama sınır koyan, hastayı, yolcuyu, öğrenciyi, vardiyalı çalışanları düşünmeyen şehir, tavuklar için doğru da insanlar için nasıl yaşanılabilir kabul edilebiliyor acaba?

Suyu, yeşili ve selleriyle
2007 yılında bitip hizmete girmiş olması gereken Işıklı-Gerede suyu dururken 1968’deki ‘Ankara İçmesuyu Master Planı’nda bile ‘arıtılamaz’ denilen Kızılırmak’ın kirli suyu içirilen bu şehir, nasıl yaşanabilir birinci olabiliyor?
Kızılırmak

Kişi başına düşen yeşil alan 17 metrekareye çıkarıldı” denen rakamları uzmanlar, “4, hadi en fazla 4 buçuk metrekaredir” diye açıklıyor. ODTÜ, ilgili kamu kurumlarının gözü önünde bir gecede 135 hektar ormanından oldu. Şehrin ihtiyacı olan yeşil kuşak, orman ile yapay yeşillendirme ya da park arasındaki farkı ayırt edemeyen şehir, nasıl birinci seçilebiliyor?
Bir gecede yangınsız 135 hektar ormanını kaybetti Ankara
Her yağışta dereleşen sokakları, nehirleşen caddeleri, havuzlaşan altgeçitleriyle tüm Türkiye’nin alay konusu olan şehrin, yaşanılabilir olan kısmı neresidir?

Yağ lekesiyle birinci
Tarihi dokusu ve eserleri korunacağına ya da restore edileceğine bildiğiniz yepisyenilenen, 2 bin yıllık kalesine sahip çıkamayan, ödüllü mimari eser değeri taşıyan yapılarını baraka kadar kolay yıkabilen şehre, hangi ölçüye göre birincilik veriliyor?
Yıkılan birçok Cumhuriyet yapısından biri de ödüllü İmar Bankası'ydı  
Ayrıntılara girmeden bu kaba değerlendirmenin ardından şehir plancılarının ‘yağ lekesi’ dediği düzensiz, gelişigüzel şehirleşmesi, kendi yaptığı planı binlerce kez ihlal eden belediyesiyle demek birinci olunabiliyor.
Şehrin 2 katrilyonunu emen Ankapark

Nerede?
Ülkenin öncelik sıralaması olmayan, bu nedenle kaynaklarını doğru kullanamayan, borcu bitmeden borçlanan başkentinden bahsediyoruz. Bu şehir, uzmanları dinleyip rantın ihtiraslarına bu kadar teslim edilmese, kıt kaynaklarıyla bile bozkırın ortasında vaha, ülkeye örnek bir şehir olurdu.

Kağıt üzerinde değilse eğer, soruyoruz: “Söyleyin bize o birinci olan Ankara nerede? Orada yaşamak istiyoruz!