26 Temmuz 2012 Perşembe

ANKARA YEMEKLERİ

24.07.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’ya turist gelse… Gezse tozsa… Karnı acıksa… “Aman ne derin bir tarihi varmış, kim bilir ne biçim kendine özgü yemekleri vardır bu kentin” dese… Aklı ve gözü doyan turistin, karnını da doyurabilir miyiz acaba? 5 milyonluk Ankara’da, kaç tane Ankara yemekleri yapan lokanta var biliyor musunuz? Biri Kızılay öbürü Ulus’ta, 2 tane. Onlar da bazı yemeklerini yapıyor. Biraz kalabalık gelse turist, hamburger, pizzaya talim edecek. Onlardan çok var çünkü. Ankara’nın, kendi ülkesinde bıktığı yemeklere talim etmek zorunda kalan talihsiz turistleri!

Göz yaşartan mutfak algımız
Çin’den Meksika’ya kadar her yörenin lokantalarından geçilmeyen cadde ve sokaklarımızda Ankara yemeği, iki lokantada anca tencere tepsi bulabiliyor. O da dediğimiz gibi bazı yemekleri. Kendi yemeğini, kendisi bile yiyemeyen Ankara’ya, binlerce kilometre öteden gelen yemekler hakim.

Kentin anası, ninesi Ankara Kalesi’nde, tek bir lokanta yok Ankara yemekleri yiyebileceğiniz. Ankara yemeği diye sadece Ankara Tava’yı bildim uzun yıllar. Geçen hafta da 40 yıldır Ankara’da yaşayan, Ankara Tava’yı duymamış biriyle sohbet ettim. Beterin beteri var türünden, göz yaşartıcı bir tecrübeydi. Ankara’nın taşına, gözlerimin yaşına!.. Bir biçimde gözleri yaşartacak şeyler oluyor, boşuna yazılmamış bu sözler.

Ankara Yemekleri Kitabı
Ankara Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 1 yılı aşkın süredir bir çalışma yürütüyor, ‘Ankara Yemekleri Kitabı’ hazırlamaya çalışıyordu. Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in, Ankara için kurduğu hayallerden biriydi. Hazırlandı ve yayımlandı kitap. Yüzlerce yıldır ihmal edilmiş bir birikim, kayıtlara geçti. 5 bin yıllık bir kentin, günümüze kalan yemek hafızası, kaldığı kadarıyla çorbaları, et, sebze yemekleri, hamur işleri, pilavları, tatlıları, salata ve turşularıyla kayıt edildi. ‘Kitapsız Ankara’ dediğim, 1 buçuk yıl olmuş. Yeni bir kitabı oldu Ankara’nın, hayırlı olsun.

Tatlarımızdan habersiz
Yiyemedim ama fotoğraflarına baka baka yutkundum. Ne kadar zengin mutfağı varmış Ankara’nın, şaşırdım. Bu mutfağı, yüzlerce pizzacı ve hamburgerci ezmiş, 2 lokantaya kadar düşürmüştü kendi evinde. Çin’den Meksika’ya kadar uzanan tatlar, yaşadığı kentin tatlarından daha yakındı Ankaralılar’a. Yaşadığımız kentin tatlarından habersiz, yaşıyoruz içinde. Tam bir saçmalık!

Kendi tadını bilmiyorsan kültürünü de bilmiyorsun demektir. İçinde yaşadığın tatlardan önce başka tatları tanıyorsan ya kişiliğini yitirmiş ya da yozlaşmışsın demektir. Yozluk kısır, kültür doğurmaz. Devam etmese kısırlaşmasak keşke.

Kendi evimizde misafir
‘Ankara Yemekleri Kitabı’, ninelerimiz, dedelerimizin, analar, babalarımızın tarif kitabı. Okuyup ta damağımızla buluştursa lokantalarımız. Pizzacıların, hamburgercilerin yarısı kadar olabilseler bari. Başımızı, hangi Kale’nin üzerinde yükseldiği kayalara vursak ta akıllansak acaba, kendi evinde nasıl misafir kendi mutfağımız?

Hiç yorum yok: