alaaddin yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alaaddin yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2018 Cumartesi

DOĞAL MUHALEFET


23.06.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Seçim öncesi doğa, muhalefet ediyor adeta; işini yapmayanın yapmadığını yüzüne vuruyor. İki aydır yağışlar, görülmek istenmeyeni gözüne sokuyor görmezden gelenlerin. Her semt, bir kez tattı su baskınlarını, selleri. Bazıları birkaç kez tattı, bazıları her defasında tatmaya devam ediyor. Seçim öncesi zorda bırakıyor, kendisine ve şehirciliğe yapılanın öcünü alıyor sanki doğa.
Sıhhiye Yenişehir Pazarı çevresi

Önceki gün şehrin genelini vurdu yine şiddetli yağmur. Başkentin 4'te 3'ü, birbiriyle yarışırcasına birbirinden ilginç görüntülerle sular altındaydı. Bu kez fazladan Sıhhiye'ye deniz geldi. Pazarı süpürdü götürdü. Sandal gezileri bile düzenlenmeye başlamıştı. Boy vermeye gerek kalmıyor, sadece tavanı görünen arabalardan su seviyesini ölçebiliyorduk. Otobüste şemsiyeyle oturanlar, duraklardaki otobüs yanaşsa ıslanacak yanaşmasa ıslanacak oturaklara tırmanmış vatandaşları izliyordu.
Sıhhiye bot seferleri
10 milyon turist beklerken
Vazgeçilmezimiz alt geçit havuzları doldu, trafik, Meclis kavşağındakini merkez alarak, şehrin dört bir yanında kilitlendi. Son birkaç aydır zaten sorunlu, durmadan arıza veren metro, durdu. Metro duraklarını, sular kadar insan seli bastı. Yukarıdan da aşağıdan da gidilemeyen bir şehir olan ülkenin başkentinde, olduğu yerde mahsur kaldı Ankapark'ıyla 10 milyon turist ağırlamayı düşleyen şehirli.
Metrodaki insan seli
Doğa, Ankara'nın ilk ikiyi paylaşan toplu taşıma ve altyapı sorunlarını en çıplak haliyle önümüze koyuyor, gözüne sokuyordu iktidarı, muhalefeti, bürokratıyla yöneticilerin. Görmedikçe daha beteriyle geliyordu, anlaşılan daha da beteriyle gelecekti. Altından üstünden gidilemeyen şehirde hiçbir yaldızlı cümle, başkentliye parlak gelmiyordu ışıltısına kapılacağı.

Aynı akşam şehri bu halde bırakıp gidenler, seçmene ve ülkeyi yönetecek siyasilere, akıl veriyordu bir televizyon programından.
Sıhhiye'de sıhhi otopark

Hıdır abiyi kaybettik
Kahrımızı çok çekti, valiyle aramızda çok kaldı. 2010-2014 yılları arasında görev yapan Ankara Valisi Alaaddin Yüksel dönemiydi, bir konuyla ilgili aradık Ankara Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hıdır Eraslan’ı. "Nasılsın abi?" diye açtık telefonu, "Nasıl olalım, verdiğin işleri yapıyoruz!" diye yolvermişti kahkahamıza. Vali Yüksel Ankara yerel basınının iyi takipçisiydi, Hıdır abi de üstesinden geliyordu üzerine düşenin. 9 valiyle çalışmış 35 yıllık tecrübeydi. Kırgınlığı olursa bir süre aramazdı sadece, o da kısa sürerdi.
Valilik'te her misafirin verdiği vazgeçilmez pozdayız
2 yıl önce geçirdiği kalp krizi, epey sarsmıştı kendisini. Sonrasında ara ara görüştük, 21 Haziran akşamüzeri hiç beklemediğimiz haber geldi. Dün de Karşıyaka'dan sonsuzluğa yolcu ettik. Üzüntülerini paylaşarak ailesi ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerimizle Allah rahmet eylesin, nur içinde yat gazetecilerin Hıdır abisi.
Hıdır Eraslan, 2011'de Valiliği gezdirmişti

18 Şubat 2017 Cumartesi

AKYURT PROJESİ TEMELDE ÇATLADI



17.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bırakın Akyurt’u Çubuk’u, Ankara’ya, bölgeye, Türkiye’ye çok katkısı olacak bir projeydi. 7’nci yılını idrak ediyoruz, elimizde kurbağaların tatil diyarı su birikintisinden temel çukurları var sadece. Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi, başkentin metro gibi sündürülmüş ‘ciklet projeler’ sıralamasına üst sıralardan girmeyi başardı hakkıyla.

2014 Kasımı’nda ilk kazma vuruldu, Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek, Akyurt’taki AK Parti 5. Olağan İlçe Kongresi’nde, “İnşallah en geç Ocak (2015) ayı itibariyle ihale yapılmış ve inşaata başlamış olacağız. Bunun da müjdesini size vermiş olayım” dedi, 26 Mayıs 2015’i buldu temelin atılması. Seçim öncesiydi... Ağustos’un 21’inde ‘Seçim Temeliymiş’ diye yazdık, yaprak kımıldamıyordu çünkü. İstihareye yattık o günden sonra.
Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi temeli kısa süre sonra bu hale gelmişti
Rahatsızlık göstergesi
2017’ye geldik, 13 Şubat’ta Ankara Uluslararası Fuar Alanı ve Kongre Merkezi’nin şirket yönetim kurulu toplandı. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Melih Gökçek başkanlığındaki toplantıya Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Akyurt Belediye Başkanı Gültekin Ayantaş ile Ankara Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı(ANKESOB) Mehmet Yiğiner katıldı ama Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Ticaret Odası(ATO) Başkanı Gürsel Baran ile Ankara Ticaret Borsası(ATB) Başkanı Faik Yavuz üçüncü kez katılmadı.

Üyeler üçüncü kez katılmayınca Genel Kurul, 27 Şubat’ta olağanüstü toplantıya gitme kararı aldı. Her ne kadar üyeler mazeretleri dolayısıyla katılamadıklarını belirtse de bu süreç, uzun zamandır bu projenin gecikmesinden duyulan rahatsızlığın şirket içindeki dışavurumudur. Dünya büyük bir ekonomik savaşın içine girmişken 2017 yılında, hiçbir iş bu kadar sünemez.

Eğleşme çağı geçti
Dönemin Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in kentin turizmi açısından da büyük katkıları olacağını düşünerek ön ayak olduğu bu projenin gecikmesinden, sadece şirket yönetim kurulu üyeleri rahatsız değil. İlçeler, turizmciler, ürünlerini dünya pazarına açmak isteyen sanayiciler, uluslararası etkinliklerle ticaretini canlandırmak isteyen tüccar, üniversiteler, teknokentler, herkes rahatsız. Ne üyelerin ne Ankara’nın ne de Türkiye’nin böyle gecikmelere tahammülü var. Bir hedef koyuyorsanız hemen harekete geçeceksiniz, hayallerle eğleşme çağı geçti.

Fuar dediğiniz, kongre dediğiniz, ‘bugün açtım yarın gelsinler’ işi değil. Organizasyonu en az 2 yıl önce başlayan, bazıları yıllar öncesinden planlanan işler. Her gün, her hafta, her ay, katlanan gecikmeler olarak dönüyor size. Çünkü başka ülke ya da şehirlere kayıyor o organizasyonlar. Şu anda dünyada oluşan ekonomik durum, her zaman da ele geçmeyecek bir fırsatlar ortamı. “Tren değil füze bu seferki” demiştik, kaçırdınızmı bir kere, yüzlerce yıla mal olacak yakalama çabalarımız. Öte yandan ömrümüzden gidiyor.

Olmayacaksa bilelim
Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi, gecikmemesi gereken bir projeydi, çok gecikti. Proje daha temeldeyken çatladı sabır taşları. Yapılamayacaksa şirket kapansın, biz de bilelim, hayallerle avunmayalım. Belki Sincan, Çayyolu, Keçiören metroları gibi, ona da bakanlıklar el atar da başkentin en hayati projelerinden biri daha, füze kalkmadan gerçekleşmiş olur.

14 Ocak 2017 Cumartesi

‘ULUS BENİM EVİM’



13.01.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


Turizminde yaprak kımıldamayan şehir Ankara. Binlerce yıllık geçmişi, eserleri olup da onu değerlendiremeyen şehir. Yeni devletinin kurulduğu merkezi Ulus’a sahip çıkamayıp, onu alelade bir semt salaşlığına terk ettiği şehir. Değerlerini kaybedişini sessiz sedasız seyreden turizmcilerin başkenti. Seçimler, parti kurultayları, devlette işi olanla yetinen 2 bin yıllık Kalesi’nin yüzüne bakmayan bir turizm anlayışının merkezi. Otel yapmak dışında ne bir girişim ne bir eğitim planı ne itiraz ne de öneri...

Öncesinde de pek çok kez işlemiştik ama birini, 9 Ekim 2012’de yazdığımız ‘Turizmcileri Turizme İkna Etmek’ başlıklı bir yazımızı odasına astığını, gelene de gösterdiğini söylemişti o zamanki Valimiz Alaaddin Yüksel. Antalya’dan ciddi bir turizm tecrübesiyle gelen Yüksel, 4 yıllık görev süresini “Turizm!..” diye diye bitirdi, turizmcilerden tık gelmedi. O yüzden değere binmişti galiba o yazı, gerçek adresi işaret ediyordu. Yoksa Ankara turizmi, daha pek çok yazımızın konusuydu sonrasında da.

Niyet ettik projeye!
2017’ye geldik hala ses yok, asayiş berkemal. Aman pardon; geçen ay Aralık 2016’da, Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Ulus Bölgesi Komite Başkanı Semih Zazaoğlu, Ulus’un mevcut imajından duydukları rahatsızlığı dile getirip, bu imajın düzeltilmesi için hazırladıkları ‘Ulus Benim Evim Projesi’nin önemini vurguluyordu.

Heyecanlandık, içinde ne vardı acaba projenin? Niyet beyanıymış... Bizim bile yanında somut kalan önerilerimizden daha yuvarlak sözler bütünüydü henüz. Haberin başlığıyla başlayan ve bitişiyle biten geçici bir heyecan dalgası oldu, geçti.

Altyapısız nasıl olacak?
Gerçekten anlaması zor; niye bir araya gelme, çalıştaylar yapma, okullar ve eğitim programları talep etme, bizim mutlaka ama mutlaka olması gerektiğine inandığımız bir çatı örgütü kurma girişimi çabaları yok bu turizmcilerin anlayamıyoruz. Akyurt’a yapılacak fuar ve kongre merkezine dikmişler gözlerini, melül melül gözlerle onu bekliyorlar. Tarih ve kültür turizmi anlayışları, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’yle sınırlı.

Hadi diyelim üşeniyorsunuz, sık sık yurt içinde ve yurt dışında gezen insanlarsınız, hiç mi ilham alacak bir şey görmüyorsunuz gittiğiniz yerde? Kıpırdanma, bir şey yapma gereği duymuyorsunuz ama varolan pastanın her geçen gün küçülen dilimlerini biz bile görürken ne kadar dayanabileceğinizi sanıyorsunuz? Varsalım ki sağlık, fuar ve kongre turizmi geldi, geleceği planlamadan, turizm altyapısı olmayan kentte kiminle nasıl, hangi koşullarda ağırlayacaksınız misafirlerinizi?

Mumla arıyoruz
Ulus, önce tarihin sonra yeni devletin evidir. Hepimizin evidir yani. Bu hallere düşerken devleti, sakini, esnafı sessiz kaldı da altın yumurtlayan tavuğu kesilirken turizmcisi nasıl sessiz kaldı, mümkün değil anlayamıyoruz. Projenin adı güzel, laflar güzel velakin 2017 olmuş, şuncağız dar bir alanda hala niyet etmekle meşgulüz. Plan, çaba, hareket yok. 2017 olmuş, bir tarih ve kültür kentinde, mumla turizm arıyoruz.