fuar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fuar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2017 Pazartesi

İLGİLİLERİNE EKSİK LİSTESİ



18.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Yaklaşık 3 buçuk yıl geçmiş 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri üzerinden. Sadece belediye başkanlarımıza değil, ilgilisine bir eksik listesi hazırlamıştık 18 Nisan 2014’de. Onlarca yıldır dokunulmayanlar, hiç dokunulmayanlar var içlerinde. Bakalım listeden eksilen var mı.

İşte başkentin bir kısım eksik listesi:

- Amblemi..
- Milletvekilleri!.
- Lobisi..
- Ankara kitapları..
- Ankara’ya ve Ankara’dan başka şehirlere, başka ülkelere havadan ve karadan kolay ve hızlı ulaşım (önemli gelişmeler var, iyiye gidiyor ama “yeterli” diyemiyoruz henüz)
- Çevre ilçelerin ve semtlerin merkeze hızlı ve kolay ulaşımı; taksiyle dolmuşla değil, toplu taşıma aracı denen metro, tramvay gibi araçlarla..
- 24 saat toplu ulaşım.. (yeni Belediye Başkanımız Mustafa Tuna, koltuğunu ısıtmadan uygulamayı başlattı, Ankaralı’nın alışmasını beklemeli.. görmezden gelinen ciddi bir eksiğiydi şehrin)
- Esenboğa’nın, uluslararası havayolu aktarma alanı olarak değerlendirilmesi..
- Otobüs durakları..
- Yön tabelaları..
- Meydanlar..
- Zafer Meydanı..
- Aydınlatılmış sokaklar, caddeler, meydanlar..
- Ön ödemesiz belediye hizmetleri..
- Kamuyu üzmeyen elektrik ve doğalgaz hizmeti..
- Çevre semtlerden Gar’a, Otogar’a yeterli servis..
- Kale’ye ring seferi (yarım yüzyıldır acil ihtiyaç)
- Yürüyen merdivenler (yürüyemeyenler çoğunlukta hala)
- Atatürk Orman Çiftliği (eksikliği yetmezmiş gibi eksiltilmeye devam ediliyor)
7 yıl bitmedi Kale'nin altyapı çalışmaları
- Kale’ye altyapı (7 yıldır bitemedi gitti)
- Turisti (Ankaralı bile gezmiyor Ankara’yı)
- Turizm (hiç yok, çok acil); kültür, doğa turizmi yanında eğitim ve sağlık turizmi. Kale, can çekişiyor.. (7 yıl önce yapılan Kale Eylem Planı’nda birçok başlık hala uygulamaya geçmedi)
- Yabancı dil konuşabilen rehberleri olan turizm danışma noktaları.. (Kale’deki, tuvaletiyle beraber milletin gezme zamanı tatil günlerinde kapanıyor, dil bilen de yok)
- Akyurt Fuar ve Kongre Merkezi..
- 23 Nisan Çocuk Şenliği..
- Çok yakışıklı Medeniyetler Müzesi.. (Atatürk Kültür Merkezi arazisine mesela)
- Ankara yemeği yenecek lokantaları..
- Ankara taşı.. (şehir, kendi taşını kullanmıyor yapılarında)
- Doğru ağaçlandırma ve bitkilendirme (dışarıdan ithal edilmeden)..
- Her spor için uluslararası kalitede tesisler ve en az iki stadyum..
- Uluslararası etkinlikler, turnuvalar..
- Şampiyon başkent takımları..
- Ankara’nın üzümü, vişnesi, armudu, tavşanı, keçisi, sof kumaşı gibi tarımsal ve hayvansal markalarının canlandırılması..
- Bilişim Vadisi (çok önemli çok!)
- Ağır sanayi ve organize sanayi bölgelerinin, yol, su, elektrik altyapısı..
- Sanayinin, meslek okulları, üniversiteler ve teknokentlerle uyumu ve yoğun işbirliği.. (güzel işbirlikleri oluşmaya başladı ama hala çok yavaş, büyük üniversitelerimiz daha da yavaş maalesef)
- Güncel meslek okulları..
Boş arazide kentsel dönüşüm!.. (Foto: Ahmet Soyak)
- Mahalle kültürünü bozmayan kentsel dönüşüm.. (şimdiye kadar aksi oldu)
- Sıhhiye’ye temiz hava..
- Malıköy’e şebeke suyu..
- Kirli akıntıları engellenmiş, dibi temizlenmiş Mogan Gölü.. (şu anda temizleniyor)
- Yabancı firmalarla iş yaparken yerli üretimi destekleyecek yüzde 51 koşulu.. (devlet kurumları, daha ucuz ve iyisini yaptıkları kalemlerde bile yerli üreticiye karşı hala isteksiz.. 2008 ve 2011 yılları arasında Başbakanlığın yayınladığı 3 genelgeye rağmen)
- Yerli tren, uçak, araba imalatı için öncülük.. (sanayiciler altyapılarını hazırladı)
- İstanbul-İzmir- Sivas Hızlı Tren hatları.. (İstanbul tamam, İstanbul içine ya da Haydarpaşa’ya raylı sistemle bağlanması lazım)
- Hamamönü’nde Müzikçiler Çarşısı.. (dağılmaya devam ediyor yılların ustaları)
60 yıl sonra bağlamanın en iyi ustalarından Haydar Babur anlatıyor.. Terkediyorlar Hamaönü'nü..
- Ahi ahlakı..
- Ozanlara, aşıklara sahip çıkma.. (ülkenin aşık ve ozanlar başkentiyiz aynı zamanda)
- Küçük esnafa destek şölenleri.. (Şoping Fest denilen Alışveriş Şenliği türünden değil, gerçek şenlikler)
- Atatürk’e, Cumhuriyet’e, Ankaralı’ya, geleneklere, Seymene saygı.. (Belediyesi ayrı, resmi kurumları ayrı, Ankaralı ayrı kutluyor önemli günlerini.. Büyükşehir Belediyesi, İçişleri Bakanlığı yanında 5 yıl önce açılan Atatürk Anıtı önüne koyduğu reklam tabelasını, geçen ay kaldırdı!..)
- Haymana’ya, Duatepe’ye, Polatlı’ya minnet.. (8 Şubat 2015’de ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’ ilan edildi bölge, çalışmalar sürüyor)
- Gençlerin enerjisi..
- Sopalı adamların dehşet salmadığı, yasaların çiğnenmediği bir başkent ve kentliye, insana saygı.. (arabalar kadar yayaların da gözetildiği..)
Keçiören..
Bu arada acilen ekleyeceğimiz iki madde;
- Her yağışta sel akan sokak ve caddelerimizin altyapı eksikliği ileri boyutlara vardı..
- Yetersiz toplu taşıma ağı ve raylı sistemler, gündemin başına oturdu..

Bir kez daha ilgililerine...

10 Nisan 2017 Pazartesi

DESTEK OLUNACAK ETKİNLİKLERİMİZ



08.04.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Uluslararası festivallerde merkez olacağına merkezliğinden uzaklaşıyor Ankara. Elinde olanı İstanbul’a kaptırıyor. Oyuncularını, yönetmenlerini, ressamlarını, mimarlarını, reklamcılarını, akademisyenlerini, işadamlarını kaptırdığı gibi, elinde kalan iki tutam etkinliğine sahip çıkmakta tereddütlü, sek sek oynar gibi düzensiz sıçramalı sürdürüyor desteğini. 

En eskileri
Başkentin köklü festivallerinden biri, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın düzenlediği Ankara Müzik Festivali ki şu anda 34’ncüsü sürüyor (4-30 Nisan arası), diğeri 20-30 Nisan arası 28’incisi yapılacak olan Ankara Uluslararası Film Festivali. Bu ikisi en eskileri. Ancak markalaştıkları halde her yıl destek yarışına girileceğine, her yıla sıfırdan başlıyor, kurum ve firmalara kendilerini anlatmaya çalışıyorlar. Biri 34 yıl, biri 28 yıldır aralıksız sürdürüyor bu çabasını.


Değer üretmede ve bunu başka şehir ve ülkelere kaptırmada mahir Ankara’nın marka olmuş sosyal etkinlikleri, azla küçükle yetinmeye alıştırılıyor. Çırpınması, eksilmesi ya da sona ermesi, rahatsız etmiyor kentin idarecileriyle ileri gelenlerini. Ürettiği değerlerin kaymağından başka şehirlerin yararlanmasından gocunmuyor kimse. Varlık nedeni bir niteliğine sahip çıkamayan başkentin muhatabı, görmeyen, duymayan, konuşmayan 3 maymun.


Haklarını veremiyoruz
23-26 Mart tarihleri arasında Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı ARTANKARA düzenlendi. İlki 2015 yılında yapılan fuarı, bu yıl 40 bin kişi gezdi. İlk yıl 17 bin, ertesi yıl 32 bin kişi gezmiş, bu yıl 40 bine ulaşmıştı ziyaretçi sayısı. Katılımcılar da yıldan yıla artış ve çeşitlilik gösterdi. Başkent gibi kültür tüketen bir şehir için fena değil ama şehir dışından gelen ve yabancı ziyaretçiler açısından henüz istenilen düzeye ulaşmadı rakamlar.

Onun öncesinde 6-15 Ocak arası düzenlenen Ankara Kitap Fuarı’nın ziyaretçi sayısı 300 bini geçti. Etkinlikleri az olmasına karşın şehirlerin ziyaretçi sayısına göre kitap alma oranı yüksek bir fuardı. Üzerine düşülürse daha da hakkını verecek inşallah başkent.

Umursamazlığa rağmen
7 yıldır başlanamayan Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi gibi bir mekanı olmadan ve kişisel çabalarla gerçekleştirilen etkinlikler bunlar. Bütün umursamazlıklara karşın kültürel etkinliklerin Ankara’da tabanı hala güçlü yani. Hala da Ankara Müzik Festivali, Ankara Uluslararası Film Festivali gibi markalarına yenilerini ekleme çabası var. Önderlik edecek yöneticiler, kurumlar ve firmalar geride kalıyor sadece. 

Bu, şehrin bir çatı örgütü, bir lobisi olmamasının da göstergesi. Oysa İstanbul’da Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD, adeta kent lobisi gibi çalışıyor, bu tür etkinliklerin baş destekçiliğini yapıyor, resmi kurumları yanına almayı başarıyor. Kent değerlerinin markalaşmasını, milyonların şehre akmasını sağlıyorlar. Biz, olanı görmezden gelmeye, geleni göndermeye çalışıyoruz. İleri görüşlülük ve şehrin sırtını dinleme meselesi tabii; dinlemeyince teşhis koyamıyor, bünyesi böyle sağlam bir şehirde bile sinsi hastalığa yenik düşüleceğini hesaplayamıyorsunuz.

14 Ocak 2017 Cumartesi

‘ULUS BENİM EVİM’



13.01.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


Turizminde yaprak kımıldamayan şehir Ankara. Binlerce yıllık geçmişi, eserleri olup da onu değerlendiremeyen şehir. Yeni devletinin kurulduğu merkezi Ulus’a sahip çıkamayıp, onu alelade bir semt salaşlığına terk ettiği şehir. Değerlerini kaybedişini sessiz sedasız seyreden turizmcilerin başkenti. Seçimler, parti kurultayları, devlette işi olanla yetinen 2 bin yıllık Kalesi’nin yüzüne bakmayan bir turizm anlayışının merkezi. Otel yapmak dışında ne bir girişim ne bir eğitim planı ne itiraz ne de öneri...

Öncesinde de pek çok kez işlemiştik ama birini, 9 Ekim 2012’de yazdığımız ‘Turizmcileri Turizme İkna Etmek’ başlıklı bir yazımızı odasına astığını, gelene de gösterdiğini söylemişti o zamanki Valimiz Alaaddin Yüksel. Antalya’dan ciddi bir turizm tecrübesiyle gelen Yüksel, 4 yıllık görev süresini “Turizm!..” diye diye bitirdi, turizmcilerden tık gelmedi. O yüzden değere binmişti galiba o yazı, gerçek adresi işaret ediyordu. Yoksa Ankara turizmi, daha pek çok yazımızın konusuydu sonrasında da.

Niyet ettik projeye!
2017’ye geldik hala ses yok, asayiş berkemal. Aman pardon; geçen ay Aralık 2016’da, Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Ulus Bölgesi Komite Başkanı Semih Zazaoğlu, Ulus’un mevcut imajından duydukları rahatsızlığı dile getirip, bu imajın düzeltilmesi için hazırladıkları ‘Ulus Benim Evim Projesi’nin önemini vurguluyordu.

Heyecanlandık, içinde ne vardı acaba projenin? Niyet beyanıymış... Bizim bile yanında somut kalan önerilerimizden daha yuvarlak sözler bütünüydü henüz. Haberin başlığıyla başlayan ve bitişiyle biten geçici bir heyecan dalgası oldu, geçti.

Altyapısız nasıl olacak?
Gerçekten anlaması zor; niye bir araya gelme, çalıştaylar yapma, okullar ve eğitim programları talep etme, bizim mutlaka ama mutlaka olması gerektiğine inandığımız bir çatı örgütü kurma girişimi çabaları yok bu turizmcilerin anlayamıyoruz. Akyurt’a yapılacak fuar ve kongre merkezine dikmişler gözlerini, melül melül gözlerle onu bekliyorlar. Tarih ve kültür turizmi anlayışları, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’yle sınırlı.

Hadi diyelim üşeniyorsunuz, sık sık yurt içinde ve yurt dışında gezen insanlarsınız, hiç mi ilham alacak bir şey görmüyorsunuz gittiğiniz yerde? Kıpırdanma, bir şey yapma gereği duymuyorsunuz ama varolan pastanın her geçen gün küçülen dilimlerini biz bile görürken ne kadar dayanabileceğinizi sanıyorsunuz? Varsalım ki sağlık, fuar ve kongre turizmi geldi, geleceği planlamadan, turizm altyapısı olmayan kentte kiminle nasıl, hangi koşullarda ağırlayacaksınız misafirlerinizi?

Mumla arıyoruz
Ulus, önce tarihin sonra yeni devletin evidir. Hepimizin evidir yani. Bu hallere düşerken devleti, sakini, esnafı sessiz kaldı da altın yumurtlayan tavuğu kesilirken turizmcisi nasıl sessiz kaldı, mümkün değil anlayamıyoruz. Projenin adı güzel, laflar güzel velakin 2017 olmuş, şuncağız dar bir alanda hala niyet etmekle meşgulüz. Plan, çaba, hareket yok. 2017 olmuş, bir tarih ve kültür kentinde, mumla turizm arıyoruz.