bayan voleybol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayan voleybol takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2012 Çarşamba

ÇARPIYOR AMA ELEKTRİĞİ DEĞİL

03.07.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın, bu kez de elektrikle sınavı başladı. Çok azı basına yansıyan, en sık duyduğum şikayetlerden biri oldu. Anlatan, kim olursa olsun, büyük bir kızgınlıkla anlatıyor. Kesilen, muhatap olacak adam bulamıyor, bulan, bağlanması için pazarlık yapıyor, pazarlık yapacak gücü olmayan, yaz ortasında buzdolabını, çamaşır makinesini, elektrikli ama elektrik harcamayan müzelik bir şaheser olarak dünya kamuoyuna sergiliyor!

Tasarruf bize yaramıyor
Tasarruflu ampule para yetişmiyor. Evler, şirketler, çoğu yoğun kullanıma geçti ama tasarruftan kim kazançlı çıkıyor belli değil. Bizim faturada, bir değişiklik olmadığı gibi yaz, kış faturalarımız arasında bir fark da kalmadı. Eskiden, kandırmaca, 10 lira eksilirdi, bu yaz, o da eksilmiyor. Şimdi de 10 yıllık elektrik sayaçları değişecekmiş. Demek elektriği sayaç üretiyorsa değiştirince huzura ereceğiz. Tasarruf, şimdi başlayacak!

Okuyucularımız, berber müşterileri, site yöneticileri, arkadaşlar, tanıdık, tanımadıktan dinlerken süpper gözlemciliğim sayesinde ben de dahil oldum konuya. Akşamları yürüyüş yaptığımız güzergahta, birer ikişer sokak lambaları sönmeye başladı. Önce tek tüktü ama katlanarak artıyor sayıları. Yakında ‘Elazığlılar Gecesi’ne en uygun mahalle oluruz; Çaydaçıra için daha karanlığını bulamayacaksınız çünkü!

Şikayetler niye arttı?
Ne oldu da şikayetler bu kadar arttı? Yeni bir şey değil elektrik arızaları, anlatanlar niye bu kadar kızgın? Bizim sokağın lambaları, niye eksiliyor?

Belli ki vermekle yükümlü olduğu hizmeti, iyi anlayamamış birileri işletmeye başlamış elektrik kurumunu. ‘Hizmet vermeden tahsilat’ mucidi birileri. Ankara’yı değil, memleketi kökünden kurutacak bir icat. Geleceğin güçlü Türkiyesi, 2023’ün Ankarası, hayaldir bu icatla. Akıllı başka biri çıkıp, odun, kömürle çalışan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, sokak lambası icat etmezse eğer!

Şikayet için arayan birine, “Siz orayı açtırın, biz gelir bağlarız” demişler. Nereyi açtıracak adam? Elinde kontrol kalemiyle koca sitenin elektrik sisteminde, kopuk yeri mi tespit edecek? Bulunca bir de parasıyla kazacak adam arayacak. Başka birine, her arayışında “1 saat sonra gelecek ekiplerimiz” demişler. 9 saat sonra delirmiş, araya hatırlı birini sokmuş. 16 saat sonra Çankaya Köşkü’nün dibine elektrik gelmiş. Şanslıymış. Aylardır elektrik sorunu çözülmeyen mahalleler, koca koca siteler var. Muhatapları yok ama.

Çaydaçıra’nın başkenti
Şikayet çok. “Şöyle marka kent olacağız, böyle atılımlar gerçekleştireceğiz” diye benim de desteklediğim çok önemli girişimler var. Nasıl olacağız? Çağın, su kadar önemli bir gereksinimi artık elektrik. Odun, kömürle mi?

Tahsilat kudretiyle eşdeğer hizmet anlayışı olan bir elektrik kurumu lazım Ankara’ya. Yoksa Elazığlılar kusura bakmasın, Ankara, Çaydaçıra’nın da başkenti olacak!


Vakıfbank’a teşekkür
Telekom, Tarımspor, SGK ve Emlak Toki’nin, voleybol alt yapısını feshetmesinden sonra Vakıfbank’ta Ankara 3’üncü Lig Bayan Voleybol Takımı’nı kapatma kararı almıştı. Yazımız üzerine, VakıfBank Genel Müdürü Süleyman Kalkan bizzat ilgilenmiş, 120 çocuğumuzu ilgilendiren takımı, başka bir kuruma devretmeden kapatmayacakları güvencesini vermişti. Sözünde durdu; takımı, Karşıyaka Spor Kulübüne devretti, çocuklarımızı ortada bırakmadılar. Kendilerine müteşekkiriz. İzmir’in Karşıyaka’sı, Ankara’nın çocuklarına sahip çıktı. Dönüp, mangalda kül bırakmayan Ankaralılar’a, bakıyoruz sadece!

Ayrıca Süleyman Kalkan beyefendi, bankanın Halk Müziği Korosu, banka sergi salonu, sergisi ve lokalini kapatmayacağı sözünde de durdu. Söz gevezeliği yüzünden yazılarımda yer bırakmayıp, teşekkürü 2 hafta geciktirdiğim için şimdi ben özür diliyorum.

28 Mart 2012 Çarşamba

ZAFER DEĞİL MAĞLUP MEYDANI



27.03.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Değinmeye bahane arıyordum. Eski Kızılay Binası’nın yerinde olduğu gibi, SSK İşhanı’nda olduğu gibi, Kızılay’ın iyileşmez bir hastalığına dönüştü Zafer Meydanı. Meydan demeye meydanlığı, ‘zafer’i simgelemeye görkemi kalmamış iğreti bir yolağzına dönmüştü. Tarihi kıymeti bilmez zihniyetin, çarpıklık anıtı oldu. Kıymetbilmezliğe mağlup oldu Zafer Meydanı.

Yenişehir’den yeni dünyaya
Kurtuluş Savaşı’ndan başkent olarak çıkan yeni Ankara, 1927’de yapılan Zafer Anıtı’yla görkemli bir meydanda, Yeni Türkiye’yi kucaklamaya hazırlanıyordu. Atatürk Bulvarı’nın iki yanına bölüştürülen Zafer Parkları, iki yana, kucaklamaya açılmış  kollar gibiydi. Yeni Türkiye’nin girişi Yenişehir oluyor, kapıda, Kurtuluş’un simgesi Mustafa Kemal karşılıyordu gelenleri. O zaman önü de yanı da boş meydanın. Dar sokaklı eski Türkiye, geniş caddelere, dar görüşlü zihinler, yeni teknolojilere ve dünyaya açılıyordu bu meydandan. Yenişehir, eskisini hırpalayıp, bozmadan gelişmenin örneği oluyordu.

52 yıl önce kırılan kanat
1960’ta, 'sivrizekalılar tayfası' diyeceğim artık, üstüne dokunamayınca altına girerek, bir kolunu kırmayı başardılar Meydan’ın. Parklardan birinin altına Zafer Çarşısı yapıldı. Sözde üstündeki parkı bozmuyorlardı. Ağaç diksen kökü yürümez, çimden parkın gölgesi yok, kimse oturmaz. Üstüne “kır kahvesi, gazino  olacak” diye kondurulan binalar, ağaçsız parkıyla bir şeye benzemedi, kırla alakasız beton yığınına dönüştü.

26 yıl önce kıramadılar
26 yıl önce 28 Mart 1986, yolun karşısı. O günden 26 yıl önceki sivrizeka hortladı, Danıştay tarafındaki Zafer Parkı’na, testerelerle uzandı bu kez. 60-70 yaşındaki ağaçları kesip, otopark yapmaya gelmişti. O günlerde Danıştay’da görevli, sonra Anayasa Mahkemesi Başkan Vekilliği de yapmış Güven Dinçer, yaşadıklarını anlatıyor: “Çoğunluğu Danıştay’da görevli bayan hukukçular olmak üzere, Danıştay mensupları ve bir kısım yurttaşlar, işçilerin testerelerine ayaklarıyla basarak müdahale ettiler. Sanki işçiler de istiyormuşçasına, ağaç kesimi durdu. Danıştay mensuplarınca açılan idari dava sonucunda belediyenin, parkı garaj yapma projesi iptal edildi.” Meydanın kırılmayan kanadını, Danıştay mensuplarına borçluyuz, gölgelenirken aklınızda olsun.

Çöplükten Zafer Meydanı
Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara Şubesi, 42’ci Yönetim Kurulu Toplantısı’ndan sonra görüş açıkladı; “Zafer Meydan’ı, meydan olmaktan çıkmış, kent içinde tanımsız bir boşluk haline gelmiştir. Köhne, çöplerin ayrıştırıldığı bir mekâna dönüşmeye başlamıştır” dediler.

Binaların, kaldırımların kıstırıp, daralttığı yetmiyormuş gibi bir de çöplüğe mi dönmüş Yenişehir girişi? Çöplükten Zafer Meydanı!.. “Adını ‘Zafer’ koydukları meydan buysa…” diye sevindirir elin adamını? Ne kadar acı; savaş meydanlarında kazananların, şehir meydanında, kendi çocukları tarafından mağlup edilmeleri. Kıymetbilmezlik hançeri, yırta yırta  canını çok yakıyor insanın!

Vakıfbank’tan açıklama
Önceki yazımızda Ankara’dan taşınan kurumların, dikkatlerden kaçan bir yan etkisine, destekledikleri spor etkinliklerinden el çekmelerine değinmiştik. Son 8 ayda Telekom, Tarımspor, SGK ve Emlak Toki, Ankara’daki voleybol alt yapısını feshetmiş, alt yapıdaki gençleri ortada bırakmıştı. En son Vakıfbank Ankara 3’üncü Lig Bayan Voleybol Takımı’nın kapanma haberi geldi. Toplamda 1000’e yakın çocuğumuzun emeklerinden bahsediyoruz.

Vakıfbank, kaygılarımıza karşılık, diğerleri gibi yapmayacağını müjdeleyen bir açıklama yolladı. Desteklerini, yeni bir kuruma devretmek için görüşmelere devam ettiklerini, çocuklarımızın, ortada bırakılmayacağına ilişkin güvence veren bir açıklamaydı. Bizi de velileri de müsterih olmaya davet ediyorlardı. Ankara sporu ve çocuklarımız adına teşekkür edebiliriz ancak!