ulaştırma bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ulaştırma bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2016 Çarşamba

RAYLARIN KESİŞTİĞİ ŞEHİRDE RAY KITLIĞI



12.04.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


Başkentray Projesi yeniden başlıyor. 2011 yılında başlayacak diye Sincan-Kayaş banliyösü 2 yıl kapatılmış, sonra hiçbir şey olmamış gibi hiçbir şey yapılmadan açılmıştı. Bu hattın yolcuları, çektiğiyle kaldı. Bari yeniden açarken bir tavşan falan çıksaydı şapkadan. Raylarda ot çıktı.

Meğer o sırada ihalenin ikinci bölümüne itirazlar gelmiş, iptal etmişler. Ankaralı da tren bekliyor gelecek diye. Yoğun kullanılan başkentin en işlevsel tren hattını, 2 yıl bekledi Sincan-Kayaş boyunca kent sakinleri. Boylarınca ot bitti sadece.

Başkentray imzalandı
Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü, 21 Mart 2016 günü Başkentray Projesi’ni yapacak firmalarla sözleşmeyi imzaladı. Yaklaşık 186 milyon avroya (600 trilyon civarında) mal olacak. 14 ay, yani 1 buçuk yıla yakın bir sürede bitmesi planlanıyor. Giden 2 yılımıza yanarız ama raylı sistem fakiri başkentin, bu projeleri beklemekten başka çaresi yok.

‘Başkentray Projesi’, öncelikle bazı güzergahlarda yeni hatlar yapımıyla hızlı, normal ve banliyö trenlerinin yollarını birbirinden ayırmayı, banliyö hatlarını, metro kalitesine yükseltmeyi amaçlıyor. Hemzemin geçitler kaldırılacak, alt ve üst geçitler yapılacak bu noktalara. Durakları, toplu taşıma ağına uygun hale getirilecek. Böylece yıllık 15 milyon yolcu taşıyan banliyö trenleri, 60 milyon yolcu kapasitesine ulaşacak. Haydi hayırlısı, tren yerine yine otlu ray bulmayalım da proje diye!

Nüfus artıyor ray uzamıyor
Biliyorsunuz Sincan ve Çayyolu metro hatlarını Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, hem de kısa bir süre içinde tamamlamıştı. Keçiören hattını da bitirmek üzereler. Başkentray Projesini, gecikmeli olarak Devlet Demiryolları yaptırıyor. Varolan metro hatlarına, 28 Aralık 1997’den bu yana yeni hatlar eklenmedi. Olan proje bitiriliyor. Ancak 1997’de yaklaşık 3 milyon 700 bin olan başkent nüfusu, bugün 5 milyon 100 bine yürüyor. 20 yıl önceki nüfusa bile anca yetecek raylı sistemin, bugün bitmesine seviniyoruz. Oysa o günden bugüne, 1 milyon 400 bin kişi eklendi kent nüfusuna.

Varolan raylı hatların uzatılması, birbirine bağlanması, yoğun durakların hafifletilmesi gerekiyordu. Sincan’dan Çayyolu’na gitmek için dünyanın en büyük ‘U’sunu çekmemek, büyüdükçe sınırları uzaklaşan kentin çeperdeki sakinlerini, daha hızlı ve kolayca merkeze taşıyabilmemiz gerekiyordu. Biz yapana kadar 50 kilometre yarıçapına ulaştı başkent. 16 Nisan’da 2 aylığına bir durak, Akköprü kapanacak ve yüzbinlerce insan, o bir durak için mağdur olacak. Seçenek yok çünkü.

AUAP ne oldu?
O zaman bir türlü yanıt alamadığımız sorumuzu, bir kez daha soruyoruz: Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan ve 2014’ün başında bitirilen ‘Ankara Ulaşım Ana Planı’na (AUAP) ne oldu? Öncelikle raylı ulaşım sistemlerinin eksiklerini, bağlantılarını ve 2038 yılına kadar beşer yıllık dönemler halinde planlarını içeren bu çalışmaya ne oldu? Çıt yok planla ilgili. O da mı dağa kaçtı yoksa inek mi içti?

Başkent Ankara, ülkenin kalbi ve bu yüzden de rayların kesiştiği şehir. Kılcal damarlar gibi yayılan raylı ulaşım hatları, dünyada bir medeniyet ölçüsü 150 yıldır. Gelin görün ki 2016 yılında bir ülkenin rayları kesişen başkentinin içinde biz, teknoloji çağında ray kıtlığı çekiyoruz.

7 Nisan 2016 Perşembe

AKKÖPRÜ MACERASINA HAZIR MISINIZ?



05.04.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Az kaldı, 10 gün. 10 gün sonra Nisan’ın 15’inden itibaren Sincan, Batıkent yolcuları Akköprü’ye kadar gelebilecek, dönüşte Akköprü’den gidebilecek. Gerekçe; Keçiören metro hattının bağlantısı yapılacak. Yolcuların, Akköprü’den ring seferleriyle Kızılay’a taşınacağı belirtilmiş, 1 buçuk milyonu aşan nüfusun yaşadığı bölgenin, hem de okullar açıkken başlayıp 2 ay boyunca kapalı kalacağı açıklanmıştı.

Ahret sorusu gibi
Büyükşehir Belediyesi’nin resmi duyurusu olarak değil, Başkan Melih Gökçek’in twitter hesabından öğrenmiştik kapatılma kararını. Hatta Ulaştırma Bakanlığı, konuyla ilgili soruları üstüne almamış, muhatap olarak Büyükşehir Belediyesi’ni işaret etmişti yetkili merci olarak. Sessizlik hakim oldu, kurtlandığımızla kaldık. Açıklama gelmeyince kurtlar görev yerinde, azimle çalışmasını sürdürüyor henüz.

Her vagonu bir otobüsten fazla yolcu alan metro, 10 dakikada bir 5 vagonla Akköprü’ye geldiğinde hangi otobüsle bu kalabalık taşınacak, zaten tıkalı Kızılay trafiğine nasıl katkısı olacaktı ek yoğunluğun? Hele ki işe gidiş ve dönüş saatlerinde metro sefer aralığı 2 dakikaya düşüyor; 5 vagon tıka basa dolu geliyor Sıhhiye, Kızılay’a kadar, yine tıka basa geri dönüyor Batıkent-Sincan yönüne. Haydi 10 dakikaya yetiştirdik varsayalım, 2 dakikada bir gelen metroyu hangi otobüs filosu ile Akköprü ve Kızılay’ı tıkamadan nasıl karşılayacaktık? Ahret sorusu gibi.

2 yıl ilkesi mi var?
Son 5 yıldır bu 2-3 aylar konusunda hiç zamanlamanın tutturulduğunu göremediğimiz gibi beklediğimize de değmemişti. Başkentray Projesi yapılacak diye Sincan-Kayaş banliyösü 3 ay kapanacaktı, 2 yıl sürdü. Proje nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu!

22 ay önce Çayyolu-Sincan metro hatları, sinyalizasyon çalışmaları yapılacak diye gece 10 buçukta kapatılmaya başlamıştı, 23’üncü ay içindeyiz Mayıs’ta 2 yıl olacak. 6 ay sürecekti oysa. Demek ki ne tarih verilirse verilsin, ulaşım hatlarında bir şey yapılacaksa 2 yılı tamamlama şartı var ilke olarak, beklentiye girmemek lazım. Kentin sosyal ve ticari yaşamı bekleyecek, bunu bilecek, buna göre yaşayacaksınız.

Aksiyonlu macera
Bizim hesabımıza göre ne otobüs yetişiyor bu kalabalığa ne trafik kaldırıyor iki nokta arasındaki yoğunluğu. E vallahi macera bu! Heyecanlı dramalı, çatışmalı çekişmeli, itişmeli kakışmalı, aksiyonlu macera. E sonunu da bilmiyoruz hikayenin. Yeni prodüksiyonumuzla kente hareket geliyor, ‘Akköprü Macerası’na hazır mısınız Ankaralılar?

Jülide Gülizar
Bombaların, can derdinin, çok yoğun bir gündemin içinde, günlük telaşe hep doldurdu, bir türlü köşemize sığdıramadık Jülide Gülizar’ı. 14 Mart 2011’de kaybetmiştik, oysa Gülizarlar’a hep ayıracak yerimiz, hep aklımızda olmalı yarattığımız nadir değerler olarak.

Radyo ve ekranda olması gerektiği gibi kararlı ama kadife gibi yumuşak ve kaygan ses tonu, duru ve akıcı Türkçesi, ahlakı ve örnek kişiliğiyle meslek anıtımızdı. Son ana kadar uyanık bilinci ve çalışkanlığını koruyabilen nadir meslektaşlarımızdandı. “Yeni dünyayı yakalamış tam bir Anadolu Bacısı” yakıştırmasını yapmak istiyorum haddim olmayarak. Yalpalamayan ahlakı ve kişiliğine saygıyla anıyor, cennet mekanı olsun, Allah’tan gani gani rahmet diliyorum ablamızın ruhuna.

9 Mart 2016 Çarşamba

TRENCİLER GELİYOR



08.03.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Baktılar ki bunlar ciddi, Çinliler de ağırdan alıyor, uluslararası tren üretim firmaları, tek tek Türkiye’de fabrika kurma hazırlığına girişiyor. Türkiye’nin kendi trenini üretme girişimine bu kadar dayanabildi, köşe tutmak için, bize bağ bağışlarcasına yatırım yapacaklarını açıklıyorlar. Ancak tam da geliş diyemeyebiliriz, koşullu gibi sanki atılan adımlar; kurulacak fabrikalar ya montaj fabrikası ya da ihale durumuna göre açılması düşünülenler.

“Biz üretiriz, sen yorulma”
Fiyatı, diğer sattıkları ülkelere göre aşırı yüksek tuttukları zaman, parasıyla tren seti alamadığımız günlerimiz olmuştu. Otomobilde olduğu gibi hiçbir zaman beraber üretime, teknolojilerini paylaşmaya yanaşmadılar. Dünyanın en ucuz ulaşım ve taşımacılık sistemi treni, 100 yıla yakın uzak tutmayı başardılar bizden. Gelin görün ki gelişti ve gömleğine sığmaz oldu Türkiye.

Dünyanın Türkiye’ye layık gördüğü; sebze, meyve, tahıl üretsin, başka işlere sokmasındı burnunu. “Biz sana üretiriz, bizden alırsın” şeklinde bizi düşünüyor, yorulmamızı istemiyorlardı. Yanında gerçek üretime dayanmayan rant ve montaj ekonomisiyle geçinip giderdik, ne lüzumu vardı çalışıp yorulmanın. Artan nüfusu, ekonomik olgunluğu ve toplumsal gelişimiyle rahatlık rahatsız eder, mızrak çuvala sığmaz oldu. Yarıya yakın genç nüfusu, işsizliğiyle devletini sıkıştırıyor, okuduğu okulun karşılığı işini, emeğiyle ayaklarının üzerinde durmayı istiyordu.

Yakalamak zorundayız
2001’de Amerika’da İkiz Kuleler’in yıkılışı, dünya ekonomik sisteminin de halini simgeliyordu adeta. Artık herkes kendi başının çaresine bakacaktı, kimsenin başkasını düşünecek mecali yoktu. Öz kaynaklarını doğru, verimli ve iyi kullanarak üretenler ayakta kalacak, gerisi başının çaresine bakacaktı. Biz de ayağına takılan çelmelere rağmen, kendi başımızın çaresine bakmaya uğraşıyoruz o günden beri. 60-70 yıl geciktiğimiz teknolojileri keşfetmeye, en yenileri yakalamaya çalışıyoruz.

Önümüzdeki 20-30 yıl içinde hem kaybettiğimiz yılları telafi etmek hem de son teknolojiyi yakalamak zorundayız. Yoksa dar gömleğimizde boğulup, ahret işleriyle iştigal edeceğiz ‘’ olaraktan. Yani efendim, çok çalışmalıyız çok. Rahat kazanma devri biteli de çok oldu nitekim.

Bizim hazırlıklar
Adam trenle girdi, peronu şaşırdı” dedirtmeden belirtiyoruz; işte bu tren işleri, bizim daha rahat bir gömlek giyebilmemiz için atacağımız adımlardan biri.
Yerli sanayiciler Yüksek Hızlı Tren'e de talip
Haziran 2012’de Türkiye’nin her yanından 82 firma bir araya gelmiş, 29 destekleyici kurumla Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ARUS’u kurmuştu. İster metro ister yolcu treni ya da hızlı tren, üretime talip oldular. Devlet alım garantisi versin yeterki. Öte yandan İstanbul Teknik Üniversitesi ve ASELSAN’ın da yer aldığı ‘milli tren’ çalışmamız sürüyor. Devlet Demiryolları’nın 3 fabrikasının görev aldığı projede, Yüksek Hızlı Tren yapımını TÜLOMSAŞ, Elektrikli ve Dizel Tren setlerini TÜVASAŞ, gelişmiş yük vagonlarını ise TÜDEMSAŞ'ın yapacak ve TÜBİTAK da araştırma-geliştirme desteği sağlayacak. Ülke çapında 400’den fazla firma da parça ve akıl üreterek nasiplenecek bu projeden. Trenimizin, 2018’de raylara inmesini bekliyoruz.

İşten ve üretmekten bahsediyoruz. Nisan 2013’de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 10 yılda sadece Türkiye’nin, metro araçları ihtiyacı için 75 milyar dolar yani kabaca 225 milyar (katrilyon) lira harcama yapmak zorunda kalacağını söylemişti. Çok büyük bir para değil mi?

“Geliriz ama...”
İşte o yabancı firmalar, ortalık her ne kadar sise dumana bulanmaya çalışılsa da Türkiye’nin, bu sefer bazı hedeflerinde kararlı olduğunu anlamaya başladı. Önce Alman firma 30 milyon avroluk yani yaklaşık 100 milyonluk (trilyon) tramvay montaj fabrikası kurma hazırlığına girdi. Hatta dün, 80 setlik yüksek hızlı tren için yerli ortak arayışına girdiklerini okuduk. Aynı ihaleye girmek üzere gelen Fransız firma, “Bu ihale ya da ihaleleri almamız durumunda, Türkiye’de yerli bir ortakla üretime başlayacağız” diye bir nevi koşullu 300 milyonluk (trilyon) yatırım teklif ediyordu. O da trenin hepsi değil, bazı sistemlerini üretmek için. Çinli firma ise 2 yıldır üretim falan yok, ağırdan montaj işleri, eğleşiyor Ankara’da.

Şimdi 75 katrilyon neredee, bu rakamlar nerede. Teknolojilerinin ne kadarını paylaşacaklarını da bilemiyoruz. Yani... Yani efendim biz, kendi çorabımızı, çok mükemmel olmasa da mutlaka ama mutlaka, önce bir kendimiz dikebilmeliyiz.

5 Mart 2016 Cumartesi

CEZAMIZ BİTMEMİŞ



04.03.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın etrafında oturanın cezası bitmiyor. Hem merkeze hem etraftan diğer etraflara gitme cezalısı etrafın Ankaralısı. Metro denen icat, yıllarca bir tek bu kentin üzerine dert yükü oldu. Başka şehir ya da ülkelerde, derde deva diye kullanılıyor. Başka şehirlerde sinir sistemi gibi kılcalına kadar akışın sağlandığı damarlar bütünüyken metro, bizde topu topu 3 damarda akış sağlayamıyor. İngiltere’de adamın 150 yıldır tıkır tıkır işlettiği metro icadını, 150 yıl sonra hala işletmeyi beceremiyoruz. Bitmiyor metro eziyeti başkentin.

Resmi açıklama yok
Şimdi de Batıkent-Kızılay metro hattının, Akköprü’yle Kızılay kısmının kapatılması çıktı başımıza. 15 Nisan-15 Haziran arası 2 ay kapalı kalacakmış çünkü Keçiören metro hattının bağlantısı yapılacakmış. Resmi olarak değil, belediye başkanımızın tivitır hesabından yapıldı açıklama. Resmi açıklama içinse Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Bakanlığı’na, Ulaştırma Bakanlığı Büyükşehir Belediyesi’ne attı topu yetkili adres olarak.

Kötü tecrübelerimiz
2011’de “Başkentray Projesi yapacağız, Sincan-Kayaş banliyösü 3 ay kapanacak” dendi, 2 yıl sürdü, trenler değişti, ortada proje falan yok, 2 yıl beklediği, sefil olduğuyla kaldı vatandaş.

Bu arada İstanbul yoluna paralel Etimesgut’a doğru şehrin ortasına çekilen Ankara Bulvarı 1 yılı bulmadan bitti, Çiftlik arazisini bölen bir otobanımız oldu. Açılışta konuşan Belediye Başkanımız Melih Gökçek, geçen 2 yılda 690 kilometre yol yapıldığını açıkladı. Raylı ulaşım yolu, sıfır kilometre!

6 ay” denmişti, 21’inci aydayız, Mayıs’ta 2 yıl olacak; bitirilemeyen sinyalizasyon nedeniyle 21 aydır Ankara’nın etrafı Çayyolu ve Sincan, son metro seferiyle gece 10 buçukta, Batıkent 11’de eve gönderiliyor. 6 ayı düş, 15 aydır ne açıklama var, ne bir hareket. “Araban yoksa evde otur, ayrıca olsa da olmasa da toplu taşıma bu kadar” diye anlıyoruz muameleyi.

Açıldı da ne oldu?
Sanki Çayyolu, Sincan metroları açıldı da ne oldu? Şehirde ‘U’lar, ‘O’lar çizmeye, hem de daha fazla devam ediyoruz. Aktarma sayısıyla beraber başta öğrenciler, vatandaşın ulaşım maliyeti arttı. Ring seferleri de dert olmaya devam ediyor. Metro, bir tek Ankara’da çözüm olamıyordu ulaşıma.

Raf süsü ulaşım planı
Büyükşehir Belediyesi’nin Gazi Üniversitesi’ne hazırlattığı ‘Ankara Ulaşım Ana Planı’, 2014 sonunda bitti. 5 milyonu aşmış başkentin ulaşım ana planında bütün çözümler, raylı ulaşım hatları üzerineydi. 2038 yılına kadar ‘U’lar, ‘O’lar çizmeden yolculuk edebileceğimiz birbirine bağlantılı kestirme hatları, aktarma duraklarındaki yükü hafifletecek çözümleri içeriyordu plan. 14 ay da onun üzerinden geçti, ne proje var ortada, ne tartışma. Rafta tuğla gibi duruyor plan.

Korkumuz boşuna değil
Metronun herhangi bir yerinin kapatılması korkumuzun altı boş değil yani. Şimdiye kadar hiç iyi tecrübemiz olmadı. 2 ay kapatıp, Akköprü’den taşımayı düşündüğünüz bölgenin nüfusu, 1 buçuk milyonu aşıyor. Haydi taşıyacak araç sağlandı diyelim, Kızılay’a yüklenecek trafik yoğunluğunu nasıl çözeceğiz?

Daha çekeceğimiz varmış; metroyla sınavımız, toplu ulaşımda cezamız bitmemiş demek başkentte. “Başkentte” demeye, bunların başkentte yaşandığını söylemeye dili varmıyor insanın.