vekiller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vekiller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2013 Pazartesi

ORTAK AKIL


17.05.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Ankara’nın, en çok ihtiyaç duyduğu şey. Başkent oluşundan bu yana oturtamadı ortak hareket etme alışkanlığını. Son 30 yılda iyice raydan çıktı, şu anda herkes bildiğini okuyor. Herkes, kendini ilgilendiren kısmını çekiştiriyor kentin. Bir plana göre gelişmiyor Ankara, kişilerin günlük hesaplarına göre, çarpık ve hormonlu bir büyüme içinde. Bir yeri yaparken diğerini bozuyor ya da elinde kente değer katacak mekan ve olanakları, dar bir ufukla değerlendiriyor. Çünkü kentin ileri gelenleri, ortak hareket edebilecekleri konuları belirlemek için bir araya gelmiyor. İşine gelen, işine geldiği kısmına katılıyor. Bu arada sağolsun tüm kurumlarının merkezi olan bu kentte devlet, kendi başkentine üvey evlat muamelesi yapmaya devam ediyor.



Ergenlikten olgunluğa geçemiyoruz

Başkent olduğu için, Türkiye’nin en ücra köşelerinden sakinleri var Ankara’nın. Ancak bu kentin ekmeğini yiyip, suyunu içtiğini unutuyor, yaşadıkları kente sahip çıkmıyorlar. Tabii ki doğduğunuz yere sahip çıkacaksınız ama yaşadığınız kenti horlayarak, hırpalayarak birini yaparken diğerini bozmuş olmuyor musunuz? Başkent olmayı hak edecek cesareti ve tavrı göstermiş Ankara, hiçbir zaman bugünkü ilgisizlik ve hoyratlığı hak etmedi. Hak etmediğini de önce Ankara’nın liderleri; vekilleri, yerel yöneticileri, büyükten küçüğe  bütün dernek başkanları söylemeliydi. Ortak hedefleri saptayıp, bu hedeflere kenetlenerek göstermeliydi. Ancak biri başka çalıyor, öbürü başka oynuyor, maalesef Ankara, bu yüzden modern bir kent olmak için gerekli düzeni bir türlü kuramıyor. Bir türlü ergenlikten çıkıp, olgunluğa erişemiyor.



Ortak Akıl Toplantısı

Daha önce de defalarca değinmiştik; “Ankara’nın ortak hedefleri, bu hedeflere kenetlenecek bir lobisi yok” diye. Kendince doğru bildiğini yapmaya çalışanların, gelişigüzel planlarıyla bir kargaşa içinde kent. Önderleri, başka yönlere gidiyor, bir hedefe değil. 30 Mayıs’ta bir toplantı yapılacak Ankara’da. Ankara Kalkınma Ajansı, Ankara Valisi başkanlığında ‘Ortak Akıl Toplantısı’ düzenleyecek. Ankara’nın, 2023 yılına kadar yapılması düşünülen bölge planları, stratejileri ve ufkunu ortaya koyan çalışmalar yapılacak. Ankara’nın, 2014-2023 yani önümüzdeki 10 yılının bölge planı kapsamında önemli hazırlıklar. Bu yılın sonuna kadar da bu sürecin tamamlanması gerekiyor. Görüşler açıklanacak ama ‘ortak’ olanlarda birleşilmesini umuyoruz. Bir kentin, bir ülke gibi, planı olmalı.



Anlamayan bıraksın
Ortak akıllara ve o akılları üretecek toplantılara ihtiyaç var. Aklı alıp, toplantıdan uygulamaya geçme ihtiyacı var. 70 yıl ayağı frende gitti Ankara, hızlanıp, yol almaya ihtiyacı var. Her toplantıya katılıp, bildiğinden şaşmayan önderleri biliyorum, ‘ortak akıl’ı anlamalarına ihtiyacımız var. Anlamak zorundalar çünkü yeni dünyanın iş ve günlük yaşamı, işbirliği ve paylaşma üzerine kuruluyor. Anlayamayanın yerini, anlayana bırakmasına ihtiyacımız var.

20 Eylül 2011 Salı

CEMİL AĞABEY SAHAYA YUMRUK HAVAYA!


20.09.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Seçim ertesi, bu slogana benzer bir davetim olmuştu Cemil ağabeye. Ankara vekillerinin en tecrübelisi, ağabeyidir. Birçok kez bakanlık yapmış, ülkenin değişik hallerine şahitlik etmiş bir siyasetçi. Şimdi de Meclis Başkanımız’dır. Cemil ağabey yani Cemil Çiçek. Unutulmasın diye, bir sloganla güçlendirerek geri döndüm. Gaza gelmiş parti taraftarı ya da durup dururken aniden ünleyen meczup coşkusuna benzetilmez inşallah sloganlı çağrımız!



Tek ses için

Cemil ağabey sahaya yumruk havaya” diyoruz çünkü Ankara’nın, sorunlarına ve yatırımlarına öncülük edebilecek kişidir. Ankara vekillerimizi bir araya toplayıp, sorunları ve yatırımları bir öncelik sırasına koyup, ilgili kurumlarla uygulanabilmesi için önayak olabilecek kişidir. Bazı sorunlar  siyaset konusudur ama bazıları da siyasetler üstüdür. Bu konularda, partilerden tek ses çıkar. Ankara vekilleri, o konular için, mutlaka bir araya gelmelidir. Çünkü…



Siyasi baskı ve lobi gücü

Ankara için hem siyasi baskı gücüne hem de Ankara lobisine ihtiyacımız var. Herkesin kendine göre tarif ettiği kalkınma önerileri, gelişigüzel bir seyir izliyor. Aynı hedefe değil, herkes kendi hedefine kilitlenmiş durumda. Bir gelişme göstergesi sayılacak bazı proje ve yatırımlar, gelecekte bir Gordion Düğümü’ne dönüşebilir. Başlamışken hayırla getirelim sonunu diye.



Niye Cemil ağabey?

Cemil ağabey sahaya yumruk havaya” diyoruz çünkü kendi siyasi görüşü yanında ortak kanaatlere seslenen ifadeleri var. Bir tanesi Nisan başında, Ankara Ticaret Odası’ndaki konuşması; “Kişiye göre işleyişler yapıyoruz, ilerisini hesaplayın, bir ülkenin ne imkanı ne zamanı bu kadar kolay heba edilecek bir şey değil demişti. Tek ve fazlasıyla yeterli bir cümleydi ama anlamazdan gelenler, yine bildiğini okudu. Cemil ağabey, Ankara’yla övünüyoruz ama planlamalar, buna göre yapılmadığı takdirde sıkıntılar yaşıyoruz” dediği halde. Ankara'daki gelişmeler, biraz tesadüfi gibi geliyor bana” dediği halde!


Seçimden sonra Cemil ağabeyi, Ankara’yla ilgili toplantılar, açılışlar ve şenliklerde, eskisine göre sık görür oldum. Bazılarında, katılmaktan fazlasını yapıyordu. En son geçtiğimiz Perşembe, 7’inci Uluslararası Çubuk Turşu ve Kültür Şenlikleri’ndeydi. Ağabeyliğini yaptı: Yöresel şenlikte, yöresel olmayan yabancı unsurlara dikkat çekiyor; “Yabancı unsurları şenliğimizde barındırırsak bu kültür şenliği olmaz, kendi elimizle yozlaşmanın kapısını açmış oluruz. Büyük ve eski bir milletiz, derin kültürümüz, medeniyetimiz var. Çoğumuz, kendi tarihi ve kültüründen habersiz ” diyordu. Yöreyi ve ürünlerini tanıtacağına, dikkat çekmek için yapılan ama yöreyle alakasız etkinlikler için uyarıyordu. Katılıyorum;  geliştirmekle yozlaştırmayı karıştırmamak lazım. Başlı başına ayrı bir yazı konusu.



Ders çıkarsak artık

İşte bu ortak kanaatin ifadesi sözler, yeri gelince siyasetin orta yerinde durabilme becerisi yüzünden Cemil ağabeyi, siyasi baskı ya da  Ankara lobisinin oluşturulması için fırsat olarak görüyorum. Hatta diğer partiler zorlamalı. Ankara’yı düşünen herkes te desteklemeli. Siyasi baskı kurabilen, yeri gelince etkin tepki verebilen lobimiz olmalı. En az İstanbul’un ki kadar. Bankaların ve Bilişim Vadisi’nin, gidişinden ders çıkarmalıyız. Tıpış tıpış gittiler, bir de el salladık arkalarından.


Cemil ağabey, makamından çıkmış, parmağı dudaklarında, “Sus evladım, iş çıkarma başıma” işaretiyle kovalamaya geliyordur. Görüşümde ısrarlıyım. Müsaadenizle Cemil ağabey sahaya yumruk havaya” diye diye tribünlerin önünden, tahrik eden sloganımla koşa koşa kaçıyorum!

25 Haziran 2011 Cumartesi

SEÇİM GÜRÜLTÜSÜ DİNİNCE


24.06.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Projeler, projeler… Bir ay öncesinden başlayıp, hergün yatırım haberleriyle doldu Ankara gazeteleri. Ertesi gün kurdelesi kesilecek yatırımlarmış gibi canlı, heyecanlı haberler içinde yüzdük bir ay. Seçim bitti, müjdeler de hız kesti. Yatırım coşkusundan uzak, gündemine döndü gazetelerimiz. Duyurusu yapıldı, uygulama için hazırlık yapılıyor diye ümit ediyoruz  bakalım. Yine, Ankara’dan başka her şeyle ilgilenen vekiller seçmemişizdir inşallah!



Seçim sonrası ilk gelişmeler

Seçimden sonra ilk destek açıklaması, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi. Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği’ni kabulünde, havada kalan ‘Bilişim Vadisi Projesi’ne değindi. “Bilim merkezi haline gelen Ankara, bu proje için en uygun yer. Bu projeyi takip etmek lazım” dedi. Hem de nasıl etmeli sayın Gül; bu yoğun birikimi, daha fazla boşa akmadan, enerjiye dönüştürmenin zamanı geldi de geçti bile.



Evvelki gün Cemil Çiçek, Akyurt’ta yapılması planlanan, 1 milyon 800 bin metrekarelik fuar alanı projesi ve Gölbaşı serbest bölgesi için kentin ileri gelen yöneticilerini, odaları ve sivil toplum örgütlerini topladı. Seçimin dumanı tüterken bu toplantının yapılmış olması, Ankaralı’nın, alışık olmadığı bir şey. Her duyduğuna inanmayı çoktan bırakan Ankaralılar, yükselen ilk yapıları görmeden tepki vermeyecek, göreceksiniz. Biraz daha heyecanlı olduğum için, ilk temel atıldığında ben vereceğim, onu bilesiniz!



Yatırım adımları

Bir de seçimden bir hafta önce, Ankara’daki ilk yılını değerlendiren Vali Alaaddin Yüksel’in, gürültüye giden açıklamaları vardı. Yatırım Destek Ofisleri kuruluyordu. Kasım ayında, Proje Pazarı açılacaktı. Yatırımcı ve proje sahiplerini, buluşturmanın yolları aranıyordu. Gerilemesi durmayan hayvancılık ve tarım için yeni girişimler vardı:  Çubuk’ta, havaalanından uzakta, 40 bin hayvanlık 100 ahır kurulmaya başlanmıştı. Kapanan Tarım Müdürlükleri, tabelalarını yeniden asmış, göreve başlamıştı. Avrupa Sağlık Birlikleri’nin başkanları davet edilmiş, Ankara’nın, kaplıca turizmi için kapsamı tanıtılmıştı. Bir de tabii bana göre Ankara’nın ‘en çılgın projesi’, Kale civarının eskisine uygun  düzenlenmesi yatırımına ilk kazma vurulmuştu.



Ankaralı olun

Yatırımlardan sözediyoruz. Bir beklentiler var bir de yapılanlar. Yapılanlar başlangıç, beklentilerinse yapılması şart. Hepsine bir yerden başlamalı, başlayanları, büyüterek geliştirmeliyiz. Laf olsun diye değil, tepki verilsin, eller taşın altına koyulsun diye anımsatıyoruz. Toplantılara, tepkisiz, “Anlat anlat heyecanlı oluyor” bakışlarıyla katılmayın diye. Bu gelişmelere uygun katkı ve önerilerinizle gelmeye başlayın artık diye. Siyasileri, vekillerimizi, parti ve Meclis koridorlarından çıkarıp, Ankara’yla ilgilenmeye zorlayacak güç olun diye. Azıcık kendinizden başınızı kaldırıp, Ankara’ya da bakın diye. Biraz Ankaralı olun artık diye!



Sessizleri istemiyoruz
Nüfusu artarken ekonomisi daralan, üstelik sattığının 4 katını alan bu kabın, daha fazla basıncı kaldıramayıp, patlamasını beklemeyin demeye çalışıyoruz. Ankara’da, sorunların ve çözümlerin, bu kadar ortak ve yüksek tonda seslendirildiği zaman azdır. Hareket etmiş trene atlama alışkanlığından bu defalık vazgeçip, bir kez daha şu treni kaldırın diyoruz. Seçim gürültüsü dinince, yeniden suskunluğa gömülmenize engel olmaya çalışıyoruz. Bu dönemde bir tek, sessizce izleyen odalar, sivil toplum örgütleri ve siyasileri istemiyoruz.

23 Şubat 2011 Çarşamba

15 MART’I BEKLERKEN


22.02.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Geçen hafta yapılan ‘Ankara Kalesi Toplantısı’yla ilgili eksik ya da yarım kalan noktaları tamamlamamız lazım. Meraklısından gelen sorular, köşemize sığdıramadığımız bilgi ve kanaatleri de eklememizi gerektiriyormuş. Ankara basınının gösterdiği sınırlı ilgiyi, benim coşkulu satırlarımla çelişir bulmuş olmalı okurlarımız. Tereddütte kalmış, soruyorlar; “Sahi yazdıklarınız olabilir mi?” diye. İlgisizliğe alıştırılmış Ankara, her gelişmeye sınırlı ilgi gösteriyor. O yüzden basının sınırlı ilgisini de Ankaralı’nın tereddütünü de hoş görmek lazım.

Etkin bürokrat ve sivillerden 40 kişinin katıldığı toplantıda, aynı çekimserliği bazı katılımcılar da taşıyordu. ‘Kale Eylem Planı’ diye başlıklar sıralanıp, arkasından görevlendirmeler yapılınca lafla torba doldurma toplantısından çıktı iş. Yükün ağır kısmını Ankara Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Altındağ Belediyesi ve Ankara Emniyet Müdürlüğü üstlendi. Sivil toplum örgütleri, tutuk kaldı diyebiliriz.

Altyapı
Kale’ye özgü, geçici de olsa kurumlar arası işbirliği yapılıp, altyapı çalışmalarının tek elden yürütülmesi gerekiyor. Yarım yamalak olacak iş değil. Bu yetki, su ve lağım kanalları, yeraltına inecek elektrik ve telefon tesisatı ile aydınlatma çalışmalarını yüklenecek Büyükşehir Belediyesi’ne tanınmalı belki de. Kale’nin altyapı sorunu, halı altına süpürülemeyecek çirkinliktedir artık. Yarım yüzyıldan fazladır süpürülüyor, daha fazla kaldırmıyor halının altı. Altyapı, kilit taşıdır bu projenin.

Projeleri önce danışın
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları, tarafsızlıklarını korumak için bu tür toplantılara katılmazlar. Kale Toplantısı’na katıldılar. “Projelerinizi derhal getirin, hızla sonuçlandırmak için elimizden geleni yapalım. Yeter ki hazırlarken bize de danışın” dediler. Önemli ama fark edilmeyen bir ayrıntısıydı toplantının. Bu arada Atpazarı Meydanı’nın projesi çoktan onaylanmış, zahirecileriyle beraber Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamasını bekliyor.

Güvenlik
Ankaralılar’da, Kale’nin, güvenli olmadığı izlenimi var nedense. Toplantının olduğu gün Milliyet Ankara’nın yönelttiği sorulara da bu yönde yanıtlar vermiş Ankaralılar. Oysa 14 ayda saptanmış 33 olay var bölgede. Kale, pek çok yerden daha güvenli ama bir ‘güvensizlik algısı’ var Emniyet Müdürümüz’ün dediği gibi. Kararlaştırılan önlemlerle bu algının çok kolay aşılacağına eminim; hiç Kale’ye güvensizlik duymamış biri olarak. Daha iyi olacak ama güvensiz değil Kale, aklınızda olsun.

Define sandığı için seferberlik
Türkiye, turizmde ilk 5’e girmeye hazırlanıyor. Maalesef Türk turizmine yön vermeye çalışan birçok şirketin sahibi, Kale’yi de Ankara’yı da bilmiyor. Ankara’nın sermayesi, Kale’yi hep gözardı ediyor. Sanki tozlu, hırpalanmış bir define sandığı, kentin göbeğinde dikkatlerden kaçıyor. Tozu üfürülüp, kapağı açılsa eteklerine doğru bir ışıltı yayılacak. Bu hazineyi günyüzüne çıkarmak sadece dar bir çevrenin ya da Ankaralılar’ın değil, devletin de görevidir. Yaşadıkları kente, gönül borcudur. Çankaya’dan, Bakanlıklar’dan ya da Söğütözü’nden bakınca solgun Kale ışıkları, içini burkmalı herkesin. Seçim bahanesiyle lütuf buyurup, vekillerimiz de ilgilenirse müteşekkir kalırız kendilerine.

Sahi yazdıklarınız olabilir mi?” sorunuza gelince; “15 Mart’ı bekleyelim, o toplantının ruhu, fişeğin ateş alıp, almadığını gösterecek” diyorum. Aslında kişisel kavgalar, bir kez olsun Ankara’nın önüne geçmezse müthiş bile olacak ama dilimi ısırıp, şimdilik onu diyemiyorum!