17 Ekim 2015 Cumartesi

ACISI GEÇMEZ



16.10.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bizi yakınlarımızla buluşturan ya da ayıran Ankara Garı’na çöken havayı tarif etmek çok zor. Bu kez ayrılanlar, geri dönemeyecek. 99 oldular son gidenlerle. Her gün heyetler halinde ziyaret edilmesine, kimilerinin bir nöbet gibi beklemesine, yolcuların gidip gelmesine, trafiğin akmasına rağmen garip bir ıssızlık duygusu çöktü Gar’a. Bomba patlamadı da aksine yaşamı içine çekti, yuttu sanki. Bu hissin tarifi çok zor, belki yok.



Bir kez daha düştü ateş

Bunun için patlatılıyordu demek bombalar, mermiler bunun için masumlara hedefleniyordu; yaşama enerjisini emmek, yok etmek için. Ümitleri kırmak için. Kayıplarınki son buluyor ama devam eden yaşam, her kaybıyla şiddeti artan bir kalp krizi geçiriyor adeta, duraksıyor tekrar toparlanana kadar. Yaşamın enerjisini tarif edemediğimiz için Gar’daki kalabalığın ıssızlığı karşında da bu yüzden aciz kalıyoruz belki.



Acısı geçmeyecek bir ateş yaktılar içimize. 40 yıl sonra Maraş’ı, ‘77 1 Mayıs’ını, 20 yıl sonra Sivas’ı anlatanların gözleri nasıl hemen nemlenip, akmaya başlıyorsa Ankara Garı’nı her anlatışımızda, biz de öyle olacağız. Bütün hak edilmeyen ölümler, sönmeyen bir ateş yakıyor, acısı da hiç bitmiyor yaşadıkça. Kalleşliğin ve acımasızlığın yanında melek kaldığı vahşilikle bir kez daha yüreğimize düşürdüler bu ateşi.



İnsan görünümünde insan olmayanlar

Akıl, ileriye olduğu kadar geriye de gelişebiliyor. Terörü icat edenin de varoluşa aykırı canlı bombanın da hammaddesi aynı; insan. Hayatında tanımadığı ve tanıyamayacağı insanların arasına girip, ayırt etmeksizin kendiyle beraber onları öldürmesi, uç derecede, tedavisiz bir akıl hastalığı olabilir anca.



Delilik değil. Deliler yaşama enerjisini kaybetmez, bütün olumsuz yaşam koşullarına karşın içgüdüsel olarak daha çok tutunur yaşama. Cinnet de diyemeyiz bu ruh haline. Cinnete günlerce planlayarak girilmez; flaş gibi patlar, bir anda olur her şey. Belki de insan görünümünde, insan olarak doğmamıştır canlı bomba kafalılar.



Ancak asıl insan görünümünde insan olmayanlar, bu canlı bombaları, silah olarak masumların üzerine sürenlerdir. Tamamen bilerek, isteyerek, bilinçle yaparlar bu işi. Herkese yetecek dünyayı, sadece kendilerine isterler. Dünyanın çivisini de hep onlar çıkarır zaten. Varolmak için doğmuş bünyeyi, yok ederek varolmaya çalışırlar. ‘Bir şey’dirler ama insan asla.



O eli kırmadıkça..

Bir hafta oldu, hala Adli Tıp bahçesinde, hastanelerde kayıplarını bekleyenler var. Yorgun ve bitkinler. Sağ kurtulanların durumları daha zor, ruhlarını onarmak zaman alacak. Siyasiler, başka gezegenden yayın yapıyor, yaraya merhem basacaklarına uzlaşmazlık yelkenini doldurmakla meşguller. Bu olayı, görüş farklılıklarını derinleştirmek için fırsat bilenleri ise Allah’a havale ediyoruz, yatacak yerleri yok.


Birbirimizi yemeyi bırakıp, ülkeyi karıştıran kapkara eldivenlere, onun içindeki insan görünümünde insan olmayanların eline dikkat etmeliyiz artık. Biz bu eli kırmadıkça, 65 yıldır yaşadıklarımızı tekrar tekrar yaşamaktan, sönmeyen ateşlerin bitmeyen acısını çekmekten, kurtulamayacağız hiçbir zaman.

Hiç yorum yok: