7 Kasım 2013 Perşembe

YEŞİLLE BARIŞIK


05.11.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Son dönem bütün belediyelerimizin bir gayretini alkışlarla izliyorum hep. Hem Ankara’nın içinde hem de bütün ilçelerinde…  Yarışırcasına parklar yapıyor, yeşil alanlar açıyorlar ya, kendi arazimden altın çıkmış gibi seviniyorum. Bir kentte, ‘insanı ve çevreyi gözeten her şeyin en güzeli’ diyebiliriz bu yeşil alanlar için. Öncelik yeşile verilmişse eğer, insanın insanlıktan çıkmadığı bir kent ya da mahalledir diyebiliriz oraya.



Sanki oksijen solumuyorlar
Üst üste yığılmış beton bloklar ve asfalttan oluşan bir kent, modern bir kent olamaz. İnsanın, yozlaştığı yerdir orası. Doğa, insandan bağımsız bir şey değil, insanın parçasıdır çünkü. Değilse niye ilk tatil gününde kendini toprağın, yeşilin ve suyun olduğu yere atmaya çalışır insan? Üstelik bazen kilometrelerce yolu göze alıp, şehir dışına kaçar. Kenti bozup, düzeltmeye çalışmak yerine baştan planlamanın faydaları, saymakla bitmez.



Kalabalıklaşan kentler, yoğun beton ve asfalt baskısı altında. Bunun önemli bir kısmı da rant yüzünden. Bulduğu boşluğu  betonlaştırıyor, delik kalmasına tahammül edemiyor rant canavarı. İstanbul, çocuğunuzu çıkarabileceğiniz 20 metrekarelik yeşillik kalmayan semtlerle doldu. Hala bahçeli apartmanı yıkıp, bahçesini de inşaata katma derdindeler.  Rantın kolay ve tatlı getirisinden başı dönenler, oksijen solumuyor sanki. Parası neyse verilip, alınabilen bir şey galiba onlara göre.



Bir yandan yaparken
Ankara, uzun zamandır Atatürk Orman Çiftliği’ndeki  gelişmeleri tartışıyordu bir de ‘ODTÜ Ormanı’ diye bildiğimiz Atatürk Ormanı eklendi tartışmalara. Ağaçlar kesiliyor, binalar, yollar yapılıyor, kimi ihtiyaçtan kimi ihtiyacın yanlış yerde giderilmesinden şikayet ediyor, araya Konya Yolu genişletmesi, Yenimahalle’deki Şentepe teleferik inşaatı da karışıyor ancak yeşil, başkentte, tartışmanın merkezinden bir türlü çıkamıyor. Üstelik bu tartışmalar, yukarıda her hafta yeni parkların açılışını alkışladığımız Ankara’da oluyor. Ya yeşil politikasının ayarını tutturamamışız ya da plansızlığın acısını çekiyoruz.



“AVM yapabilirdik”
Geçen Cuma Çankaya Belediyesi’nin açtığı Çansera Kent Bahçesi’ni gezdirdi Başkan Bülent Tanık. Dibinde, ODTÜ Ormanı’ndan geçirilen yeni yol inşaatı. Tanık’ın bir cümlesi takıldı kaldı aklıma; “Moda şimdi, buraya büyük bir alışveriş merkezi de yapılabilirdi!” Daha son düzenlemeleri bitmediği halde genci yaşlısı parkta geziyor, yürüyor, çocuklara hava aldırıyordu. O bölgede ne büyük ihtiyaç olduğunu da kendi ağızlarından dinledik. Yanındaki MTA’nın bahçesiyle yeşil bir kuşağa dönmüş çorak arazi. Yerinde, bir büyük alışveriş merkezi hayal ettim. Ohh, olsaydı gelsin paralar!



Plansızlığın tartışması
Yeşili kesip, “Başka yere daha fazlasıyla dikeceğiz” demek biraz da “Senden geçtik, gelecek nesile inşallah” demek gibi. Onlar ağaç olana kadar zaten dibindeki toprağa karışmış olurum, benim günahım ne? İkincisi; ODTÜ’de olduğu gibi, “Siz de kesmişsiniz zamanında” savunması. “Aynı itirazı zamanında siz niye yapmadınız” diye sormazlar mı; “Niye seyrettiniz kesilişini?” diye. Plansızlığın ve ilgisizliğin dik alasına işaret ediyor bu kısır tartışmalar.


Yeni nesil başkanlarla yeşili planlarına dahil eden bir belediyecilik gelişiyor Ankara’da. Günü geldikçe plansızlığın sancılarını çekeceğiz ama yeşille barışmaya çalışıyor. Bir yandan yapıp öbür yandan yıkarak olmaz tabii bu barış. Varolanı özenle korumalı, üzerine eklemeliyiz günden güne.  Herkesin oksijeni ayrı değil; kim, neci olursanız olun, isteseniz de istemeseniz de hepimiz bu aynı havayı soluyacağız.

Hiç yorum yok: