hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2015 Cumartesi

HUKUK MU YOL MU?



14.08.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Kimseye ihtiyacı yok vallahi; Ankara kendi dolanacağı yumağı kendi sarabiliyor. Sonra da dolandığı yumağın içinden çıkmak için çırpınmakla geçiriyor zamanını. Yeni yumağımız Ankara Bulvarı.

Hukuka uygun plan yapmadan, sürecin sonuçlanmasını beklemeden otoban gibi yol yaptık, şimdi trafiğe kapatacağız. Mahkeme, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 1/10.000'lik Nazım İmar Planı’nı, Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nı ve ulaşım planlarını iptal etti çünkü. Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği planlar ve projeler, Ankapark ve Cumhurbaşkanlığı yerleşkesini de içeriyor.

Bulvar’la başladı
İlk ‘Çiftlik Bulvarı’ sözünü duyunca 10 Ağustos 2011’de ‘Çiftlikle Vedalaşın’ demiştik. Sonradan ‘Ankara Bulvarı’ oldu adı. Yapıldıktan sonra gördük ki araziyi ikiye ayıracak biçimde Atatürk Orman Çiftliği’nin ortasından geçiyor otoban. Etimesgut, Sincan’a kadar kalabalık yerleşim birimlerine, hiç uğramadan. Çiftliğin ortasına, yaklaşık 20 kilometrelik küçük çaplı bir çevre yolu yaptık. Ankapark ve Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin sözü edilmiyordu henüz.

Sonrasında 20’ye yakın yazının bizzat konusu olan Çiftlik’te, hep hukuki ihlallere dikkati çekmeye çalıştık. İhlali aştı, hukuk faciasına dönüştü Atatürk Orman Çiftliği’ndeki uygulamalar. Bu başlıklardan bir kısmı da Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği uygulamalardı. Ankara Barosu ve ilgili meslek odaları, davalar açtı bu arada. Tam 4 yıl olmuş.

4 yılda dozer gibi
4 yılda yollar, inşaatlar, amacı dışında kullanacak kurumlara tahsisler yapıldı, koşullu tahsis edilen araziler de sanki tahsis edilen mal sahibiymiş gibi arazisini başka kurumlara sattı. Nihayetinde adeta dozerle Çiftlik’in yarıya inmiş arazisinin kalanına dokunmanın önü, açılmış oldu.

Yalnız yol konusunda Sincan ve özellikle Etimesgutlular, Ankara Bulvarı’ndan çok memnundu. Bulvar’dan toplu ulaşım olmadığı halde. Metro ve banliyö uyarlanamamış, toplu ulaşım sorununu çözememişti. Belediye otobüslerinin yetersiz ring seferleri, aksine metrodan küstürdü vatandaşı, özel araçlara, halk otobüsü ve minibüslere yönlendirdi yeniden.

İkilemli çözümler
Şimdi Büyükşehir Belediye Meclisi’nden çıkan ‘yolu kapatma’ kararıyla bir de bu konuda ikiye bölündük. Bir yanda hukuk diyenler bir yanda yol. Kendi işimiz görülecekse hukuku çiğneyebiliriz gibi bir ikileme düştük. İşte bu, tam da plansızlığın doğuracağı sonuçtur. Plansız, günübirlik çözümlerle ikilemler içinde yaşanır ancak. Kargaşanın düzenini kurmaya uğraşırsınız.

Buyurun, kendi kendimizi doladığımız yumağın içinden çıkın bakalım; hukuk mu yol mu?

8 Mart 2014 Cumartesi

BİTİRİLMİŞ ÇİFTLİĞİN DAVASI



07.03.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ağlayanı yok. Aldığı tek karşılık sessizlik. Yalnızlığının tescili bir sessizlik. Atatürk Orman Çiftliği, çok yalnız. Rant canavarının dişleri, şantiyeler olarak söküp, parçalayıp, dilimlere bölerek yok ediyor Çiftliği. Mahkeme kararı açıklandı, başta Ankaralılar olmak üzere sahip çıkanı yok. Bu sessizlik, aynı zamanda Çiftliğin 92’de 1’i kadarlık Gezi Parkı’nda çıkarılan gürültünün yapaylığına da işaret ediyor. ‘Bilinçsiz çevrecilik’ diyelim nazikçe.



Şaşırtan karar

Kararı alan mahkeme; Ankara 11’inci İdare Mahkemesi.

Davacı; Mimarlar Odası Ankara Şubesi.



Mahkeme, Atatürk Orman Çiftliği(AOÇ)içindeki Atatürk Evi, bira, şarap, meyve suyu fabrikaları, tarihi köprü ve MİT sosyal tesislerinin de bulunduğu 7 hektarlık alan ile yeni Başbakanlık binasının yapıldığı 46 hektarlık alanın, tarihi SİT durumunun kaldırılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı işlemlerini iptal etti. Kararda, AOÇ’deki 7 hektarlık alanın SİT durumunun tarihi açıdan bir özellik ve nitelik taşımadığı gerekçesiyle kaldırıldığı ancak bu gerekçenin hangi inceleme ve araştırmaya dayandığının ortaya konulmadığı belirtildi.



Sahiden böyle mi olmuş? İncelemeden, araştırılmadan, kanaate göre mi SİT alanı olmaktan çıkarılmış bölge? Hayret!!!

Davaya konu arazi ve üzerindeki Başbakanlık inşaatı


Raporlara sığamadı
Ayrıca kararda, dava konusu alanın SİT durumu değerlendirilirken tarihe tanıklığı, anısal ve anıtsal şekli, toplumsal olaylara konu olup olmadığının belirlenmesi gerektiğine de işaret edilmiş.



Türkiye Cumhuriyet’i kurulurken bin yıl önceki yöntemlerle tarım ve hayvancılık yapan çiftçilere ve besicilere, çağdaş tekniklerle üretim yaptırmayı amaçlayan örnek bir laboratuar değil miymiş Çiftlik? Devlet Denetleme Kurulu yazmıştı ama bilirkişi de yine yazsın raporunu, zararı yok. Cumhuriyet’in  kuruluşundan haberdar her Türk vatandaşının bildiklerini yeniden yazsınlar. Tabii okullarda öğretiliyorsa eğer.



Kokoreç Çiftliği ve Betonpark

Ayrıca ‘toplumsal olaylara konu’ olması açısından, halkın hoşça zaman geçireceği bir yer olarak tasarlanan Çiftlik, kurulduğu ilk yıllardaki tesislerden bile mahrum. Ulaşımı yok, tesis yok, gideni de olmuyor tabii. Kokoreççilerin olduğu 50 metre içine sıkıştırılmış sözde tesisler de “Var mı?” derlerse “Var” demek için sanki. Oysa ulaşım daha zorken Ankaralılar, akın akın Çiftlik’te alırmış soluğu.

Çiftlik arazisindeki Betonpark, namı-ı diğer Ankarapark inşaatı


Bu mahkeme kararını, genişletilmesi düşünülen hayvanat bahçesini de içeren yeni Ankarapark açısından da değerlendirmek lazım. Şimdiden belli olan yapılaşma ve betonlaşma oranına bakılırsa ‘Betonpark’ımız, bir kez daha Çiftliği, çiftlik olmaktan çıkaracak başka bir gelişmedir. İçinden geçen otoban kılıklı yolları da eklersek bundan sonra, ‘bitmiş çiftliğin davası’nı görürüz artık mahkemelerde.



Bor’da kaldı hak

Sonra sorarlar adama, “Bu hale gelmeden önce neredeydiniz?” diye. “Neredeydi hukuk, vasiyet çiğnenirken?” derler. “Vasiyet, insan hakkıdır, hiçbir yasa bu hakkın üstünde olamaz” derler. “Vasiyet Atatürk’ün, o da devletin kurucusu. Onun vasiyeti bile çiğnenirse!..” diyecek olurlar.

Bu da 1930'daki hali

60 yıldır Çiftlik’te olanlara uzay boşluğu gibi suskun bir halk ve devlet var. SİT alanı olup olmaması pek bir şey değiştirmemiş. Özünde, vasiyet çiğnenmiş hep. Vasiyet koşullarına aykırı, günden güne amaç dışı kullanımın yolu açılmış. Şimdi sanki daha önce bu davada ardı ardına zorluklar çıkarılmamış gibi bir kararla karşı karşıya kalıyoruz. Bitirilmiş Çiftliğin davasında, o zorlukları geçiştiren bir unutkanlıkla Bor’un pazarında kalan hakka seviniyoruz!

22 Ocak 2012 Pazar

KAPAK OLDU


20.01.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Uzmanı, “Ya sabır tükenir yahut da para” demiş, pes etmişti. “İşte istediğim yer böyle olmalıdır. Ankara'nın kenarında hem batak, hem çorak hem de fena bir yer. Burayı biz ıslah etmezsek kim gelip ıslah edecektir?” demişti Atatürk. Yıl 1925. Vermiş parasını, almış araziyi. Pes eden yabancı uzmanın aksine ıslah etmiş, 1937’de, Atatürk Orman Çiftliği mucizesini, hazineye bağışlamıştı. Kişisel çıkar gözetmeyen, kolay anlaşılır üç koşulla;
1-  Çiftlik toprakları kamu mülküdür,
2-  Hazinece, ‘örnek bir tarım işletmesi’ olarak işletilmelidir,
3-  Ayrıca Ankara halkının dinlenmesine tahsis edilmedir.

Vasiyet, hukuk, yeşil
52 bin dönümlük Çiftlik, 1946’yılından bu yana küçüle küçüle 30 bin dönümlere düştü. Önceleri tarımsal üretim amaçlı işletme ya da faaliyetlere verilen araziler, milli sporumuz bovlinge yer verilecek kadar sulandırıldı. Hayalet otel inşaatıyla süslü silüetini de unutmayalım. Çok karlı, işlevsel bir araziye dönüşmüştü bataklık. Kopardıkça bir dilim daha koparası geliyordu insanın. Vasiyet, hukuk, yeşil falan dinleyen yok, tutanın elinde, her anlamda çiftliğe dönüşüyordu. “Cebinden mi çıktı parası, sana ne”cilere, bir Ankaralılar korosu da eşlik ediyordu. Ben değilim ama onlar Ankaralı’ydı.

TOKİ’li gelişmeler
8 Ağustos 2011’de çıkan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname, önce Gazi Yerleşkesi’ni gündeme getirdi. 10 güne kalmadan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Gazi Yerleşkesi’nin, 1’inci Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı derecesini 3’e düşürdü. Yerleşke, Orman Genel Müdürlüğü arazisinde ama Çiftlik’le iç içe, yeşillik ve bitkibilimiyle ilgili uygulama alanıydı. Sonuçta ayrı da olsa yeşil ve tarımla ilgiliydi bitişik araziler. Çok alakalı kurum, TOKİ’ye devrinden sözediliyordu!

TOKİ’den ya da ilgili kurumlardan yapılan açıklama, Yerleşke’nin yıkılıp, yeniden yapılacağı yönündeydi. Depreme dayanıksız olduğu falan da söylendi. Aynı tarihlerde 35 metre genişliğindeki ‘Çiftlik Bulvarı’ gündeme gelmişti. Ankara basını, birkaç ay içindeki gelişmeleri anlamaya çalışıyordu. 80 yaşındaki Çiflik’te, bir hareket vardı.

Son dakika kapağı
10 gün önce TOKİ’nin, yıkılacak Gazi Yerleşkesi’nin yerine yeni Başbakanlık Yerleşkesi yapacağı haberi geldi. Bir kısmı Atatürk Orman Çiftliği’ne yayılacak 150 dönümlük yerleşke için Orman Genel Müdürlüğü ile anlaşma tutanağı imzalanmıştı. Şu an ilk kazma vurulmuş olabilir.

İşte bu haber, benim gibi tencere ağızlılara kapak oldu. Son dakikada oldu da kapanmadan aralıktan sorayım: Ankara’da yer mi yoktu da o araziye yapılıyor Başbakanlık? Yoksa eğer, bunun en baştan açıkça söylenmesini engelleyecek ne vardı ki karmaşık gizemlere büründü iş?

Kapatıyorum kapağı!