22 Ocak 2011 Cumartesi

EN SESSİZ HÜKÜMET MEYDANI


21.01.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ulus Meydanı’ndan, Hacı Bayram’a doğru gideceğim. Epeydir girmediğim Hükümet Meydanı’nı da göreyim diye eski İş Bankası ve eski Sümerbank Genel Müdürlükleri arasından Çam Sokak’a meylettim. Sümerbank binasına yan bakışla ilişti gözüm. Mağaza kısmının vitrininde sergilenen giysileri görünce “Kaderin cilvesi” dedim. Mağazanın yeni sakini, eski Sümerbank gibi giysi, ayakkabı satıyordu. Ruh halim belli olmuştu; fesatlığım, hinliğim, kaba tabirle kıllığım üzerimdeydi. Daha sokağa girmeden meydana bir şey yakıştıracağım, yakıştırmadan da çıkmayacağım içime doğmuştu!

Telgrafhane
Çam Sokak, Valilik önünden geçen Telgraf Sokağa bağlanır. Niye 'Telgraf'? 1890’larda Hükümet Meydanı’na yapılan Postane, ‘Telgrafhane Binası’ olarak anılırmış. 1919 Eylül’ünde, daha Mustafa Kemal Ankara’ya gelmeden 3 ay önce, İstanbul’a bir telgraf çekmiş Ankaralılar; Milli Mücadele’nin, Anadolu’dan ilk postasını: “Ankaralılar ne senin gibi sadrazamı ne de senin padişahını tanımıyor” diye Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya, demirden bir leblebi yollamışlar. Hangi sadrazam böyle bir ‘ihtarname’yi müsekkinlerle dindirebilir? “Fevkalade bir sancı taarruz etti şuuruma haşmetlüm” diye padişaha çaktırmadan müsaade istemiştir Damat Ferit!

Sokak burası ama bina yok. Milli Mücadele’nin başlangıcında tarihi göreviyle efsaneleşen ‘Telgrafhane Binası’, tahminen 1930’lardan beri yok. Sokağa adını bırakıp, gitmiş. Aldığımız bir müjdeye göre, aynı yere binanın benzeri, yeniden inşa edilecek. Ne kadar hayırlı bir iş olacağını söylemeye gerek yok. Yerindeki büyük boşluğu, başka türlü doldurmak mümkün olabilir mi?

Sessiz meydan
Telgraf Sokak’tan Hükümet Meydanı, belki 20 metre. Sağda Jülyen Sütunu, ilerisinde Valilik Binası, solda Gelirler Genel Müdürlüğü ve Gümrük Müsteşarlığı. Meydan sessiz, sakin. Meydan diyoruz ama sokak burası. İnsansız, hem de bu kadar dar meydan olur muymuş? Hiçbir ilde bu kadar sessiz ve küçük hükümet meydanı görmemişim. Gelirler Genel Müdürlüğü mü ürkütüyor acaba? “Gelir” deyince “gider” geçiyor akıldan ister istemez. Pencereden biri “Ali bey Ali beeeyyy, stopaj vergisini 3 aydır niye yatırmıyorsun kardeşiiim?” diye seslenmesiyle kapıdan koşarak çıkan adamlar, yakalayıp, içeri mi alıyorlar acaba borçluyu? Ya da yivli, halka taşlardan oluşan Jülyen Sütunu mu tehlikeli olan? O halka taşlar bir yuvarlansa Çam Sokak’tan Gar’a kadar kovalar adamı!

Belki de sokağın kalabalığını Hacı Bayram çekiyor; “Vergi borçları, affedilsin ya Hacı Bayram” diye aman dilemeye çıkanlar, geri dönmüyor olabilir! Sonuçta hükümet meydanı için fazla sakin, her şey geliyor insanın aklına. Valilik karşısındaki gösterişli çeşmenin adını sordum çevredekilere, o an görmüş ifadesini saklayamadılar yüzlerinde. Çeşmenin sırtına yapıştırılan bina, lego biçiminde çeşmeye geçirilmiş gibi duruyordu. O kadar aykırı iki mimarinin bir araya getirilmesi, başka türlü nasıl tarif edilir, bilemedim.

Isıtmak lazım meydanı
Mum dibine ışık vermez gibi olmuş. Hükümet Meydanı, hareketsiz. Valimizin çok güzel çalışmaları ve hazırlıkları var, meydanı da ekliyorum listesine. İlk olarak ta meydanın tarihi dokusuna uygun bahçeli bir çayhane, kahvehane öneriyorum. O bahçeden yükselen sesler, havayı ısıtır, meydanı şenlendirir.

Hacı Bayram’a çıkacaktık, Jülyen Sütunu’nu geçemedik. Başka zamana kaldı. Asabiyet sokağın başında kabarmıştı ama meydan yine ucuz kurtuldu. Ancak aşağıdan Hacı Bayram tarafına bakınca ikinci dalga için aynı sükuneti garanti etmek zor görünüyor!

Hiç yorum yok: